Bugün Gündemde
--° -- --/--°
Spor 12.07.2026 14:05 2 okunma

Beşiktaş'ın Gözdesi Nübel'den ŞOK Gelişme! Transfer İhtimali Yerle Bir Oldu

Siyah-beyazlıların gündemindeki kaleci Alexander Nübel'in Türkiye'ye gelme fikrini şimdilik askıya aldığı iddia edildi. Nübel'in EURO 2024 sonrası karar vereceği ve astronomik talepleri transferi zora sokuyor.

Beşiktaş'ın Gözdesi Nübel'den ŞOK Gelişme! Transfer İhtimali Yerle Bir Oldu

Siyah-beyazlıların transfer dönemindeki en önemli hedeflerinden biri olan ve taraftarların büyük umut bağladığı Alman kaleci Alexander Nübel'in Beşiktaş'a transferiyle ilgili şaşırtıcı bir gelişme yaşandı. Edinilen bilgilere göre, Bayern Münih'in gözden çıkardığı ve geçtiğimiz sezonu Stuttgart'ta kiralık olarak geçiren tecrübeli file bekçisi, şu an için Türkiye'ye gelme konusunda tereddütlü bir tavır sergiliyor. Bu durum, Beşiktaşlı yetkililer ve taraftarlar arasında büyük bir hayal kırıklığı yaratma potansiyeli taşıyor.

Nübel'in Çekinceleri ve Transferdeki Engeller

Şu an Almanya Milli Takımı ile EURO 2024 hazırlıklarını sürdüren 29 yaşındaki Nübel'in, turnuva bitene kadar geleceği hakkında kesin bir karar vermeyeceği öğrenildi. Ancak Nübel'in transferinde karşılaşılan en büyük zorluklardan biri, mali talepleri olarak öne çıkıyor. Bayern Münih ile 2029 yılına kadar sözleşmesi bulunan Nübel için kulübünün 20 milyon Euro civarında bir bonservis bedeli talep ettiği konuşuluyor. Bununla birlikte, yıldız kalecinin de yıllık brüt 11 milyon Euro gibi oldukça yüksek bir maaş beklentisi içinde olduğu gelen bilgiler arasında. Bu rakamlar, Beşiktaş'ın transfer bütçesini zorlayacak nitelikte.

Alternatif Rotalar ve Piyasadaki Konumu

Nübel'in Türkiye'ye sıcak bakmamasının ardında, kariyerini Avrupa'nın önde gelen liglerinde sürdürme isteğinin yattığı düşünülüyor. Yıldız kaleciyle Manchester City, Juventus ve Benfica gibi Avrupa'nın dev kulüplerinin de yakından ilgilendiği ve Nübel'in menajeri aracılığıyla bu kulüplerle temas halinde olduğu belirtiliyor. Bu durum, Nübel'in piyasa değerini daha da artırırken, Beşiktaş'ın transferdeki elini zayıflatıyor. Siyah-beyazlı yönetim, bu zorlu süreçte alternatif isimler üzerinde de çalışmalarını sürdürüyor.

EURO 2024 Sonrası Belirlenecek Gelecek

Nübel'in EURO 2024'teki performansının ve turnuva sonrası oluşacak piyasa koşullarının, transfer kararında kritik rol oynaması bekleniyor. Beşiktaş, Almanya'daki turnuvanın sonuçlanmasını ve Nübel cephesinden gelecek net bir açıklamayı beklerken, taraftarlar da bir yandan umutlarını koruyor bir yandan da olası bir transferin gerçekleşmemesi ihtimaline karşı hazırlıklı olmaya çalışıyor. Kaleci transferi, Beşiktaş'ın yeni sezon öncesi en kritik hamlelerinden biri olarak görülüyor ve bu konudaki gelişmeler yakından takip ediliyor. Nübel'in yüksek maliyeti ve kariyer hedefleri, Beşiktaş'ın transfer politikasını da doğrudan etkileyecek gibi görünüyor.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Fikrinizi Paylaşın

Teknoloji 12.07.2026 15:35 0 okunma

21.000 Kişi Kovuldu: Oracle'da Yapay Zeka Devrimi Personeli Kökten Sildi!

Yapay zeka yatırımları için büyük bir adım atan Oracle, son bir yılda 21.000 çalışanını işten çıkararak toplamda 1,8 milyar dolarlık bir maliyetle karşılaştı. Bu durum, teknoloji devlerinin gelecekteki iş gücü stratejilerine dair önemli ipuçları veriyor.

21.000 Kişi Kovuldu: Oracle'da Yapay Zeka Devrimi Personeli Kökten Sildi!

Yazılım ve bulut teknolojilerinin öncü firmalarından Oracle, son açıkladığı yıllık raporuyla teknoloji dünyasında gündem yarattı. Şirket, yapay zeka (AI) teknolojilerine yaptığı devasa yatırımlar doğrultusunda, iş gücünde radikal bir değişikliğe imza atarak tam 21.000 çalışanını bünyesinden ayırdığını duyurdu. Bu hamle, firmanın toplam çalışan sayısında ciddi bir düşüşe neden oldu.

Devasa Kadro Kıyımı: Yapay Zeka İçin Hangi Bedel Ödendi?

Geçtiğimiz yıl 162 bin olan Oracle çalışan sayısı, bu son raporda 141 bine geriledi. Bu, şirketin mevcut iş gücünün yaklaşık %13'ünün artık farklı yollara saptığı anlamına geliyor. Şirket tarafından yapılan resmi açıklamada, bu durumun doğrudan yapay zeka teknolojilerinin operasyonel süreçlere entegrasyonundan kaynaklandığı belirtildi. Raporda yer alan ifadeler net: "Operasyonlarımızda yapay zekâ teknolojilerini kullanmamız, iş gücümüzde azalmaya neden oldu ve olmaya devam edebilir." Bu açıklama, yapay zekanın iş gücü üzerindeki potansiyel etkilerine dair endişeleri bir kez daha alevlendirdi.

Yapay Zeka Devriminin Maliyeti: 1.8 Milyar Dolarlık Tazminat Faturası

Bu büyük çaplı yeniden yapılanma ve personel azaltımı, Oracle'a hiç de ucuz bir maliyet getirmedi. Şirket, işten çıkarılan 21.000 personelin tazminatları ve yeniden yapılanma giderleri için kasasından tam 1,8 milyar dolar nakit çıkardığını bildirdi. Bu rakam, bir önceki yıl bu kalem altında ödenen yalnızca 374 milyon dolarlık miktarla karşılaştırıldığında, yapay zeka çağının getirdiği dönüşümün finansal yükünün ne denli ağır olduğunu gözler önüne seriyor. Bu, sadece insan kaynağı değil, aynı zamanda finansal anlamda da büyük bir sıçrama gerektiren bir süreç.

Yatırımcılar Dikkat: Üretkenlik Kaybı Riski Kapıda

Oracle, bu ani ve büyük ölçekli personel değişikliğinin üretkenlik kaybına yol açabileceği konusunda da yatırımcılarını resmi olarak uyardı. Şirket yönetimi, bu geçiş sürecinin verimlilik üzerindeki olası olumsuz etkilerini minimize etmek için yeni stratejiler geliştirmek zorunda kalacak. Bu durum, teknoloji sektöründeki şirketlerin sadece maliyetleri düşürmekle kalmayıp, aynı zamanda bu dönüşümün operasyonel süreçlerde yaratacağı boşlukları da doldurma zorunluluğuyla karşı karşıya olduğunu gösteriyor.

Silikon Vadisi'nin Geleceği: Benzer Adımlar Devam Edecek mi?

Oracle'ın bu adımı, Silikon Vadisi'ndeki genel eğilimin bir yansıması olarak görülüyor. Pek çok teknoloji devi, yapay zeka ve otomasyonun yükselişiyle birlikte iş gücü modellerini gözden geçiriyor. Bu süreçte otomasyonun artması ve verimliliğin optimize edilmesi hedefleniyor. Oracle gibi şirketlerin aldığı bu tür kararlar, gelecekte de benzer küçülmelerin ve yeniden yapılanmaların sektörde yaygınlaşacağı öngörüsünü güçlendiriyor. Teknoloji dünyası, yapay zekanın iş gücü üzerindeki etkilerini daha derinden hissetmeye devam edecek gibi görünüyor ve bu, hem çalışanlar hem de şirketler için önemli bir adaptasyon süreci anlamına geliyor.

Teknoloji 12.07.2026 13:05 2 okunma

Google Meet Direksiyon Başındayken Sizi Gördü Mü? Detaylar Şaşırttı!

Google Meet sonunda Android Auto'ya entegre edildi. Peki, sürüş güvenliği için hangi özellikler kısıtlandı ve sizleri neler bekliyor?

Google Meet Direksiyon Başındayken Sizi Gördü Mü? Detaylar Şaşırttı!

Sürüş Deneyimine Yeni Bir Boyut: Google Meet Artık Arabalarda!

Teknoloji devi Google, kullanıcılarının hayatını kolaylaştırmaya devam ediyor. Popüler görüntülü görüşme uygulaması Google Meet, uzun bir bekleyişin ardından nihayet otomobillerdeki dijital asistanımız Android Auto platformuna entegre edildi. Bu gelişme, özellikle yoğun iş temposuna sahip ve sürekli hareket halinde olan kullanıcılar için büyük bir kolaylık sunuyor. Google'ın rakibi Apple CarPlay için bu özelliği aylar önce sunmuş olması, Android Auto kullanıcılarında beklentiyi daha da artırmıştı. Ancak o beklenen an geldi ve artık milyonlarca sürücü, direksiyon başında önemli görüşmelerini kesintiye uğramadan sürdürebilecek.

Google Meet'in Android Auto'ya eklenmesiyle birlikte, kullanıcılar akıllı telefonlarına özel bir uygulama kurma zahmetinden kurtuluyor. Araçlarına bindiklerinde, Android Auto ekranlarında iki temel sekme otomatik olarak belirecek: 'Planlanmış Toplantılar' ve 'Son Aramalar'. Bu basit arayüz sayesinde, kullanıcılar tek bir dokunuşla katılmak istedikleri toplantıya kolayca erişebilecekler. Bu entegrasyonun, özellikle seyahat sırasında iletişimde kalması gereken profesyoneller için vazgeçilmez bir araç haline gelmesi bekleniyor.

Güvenlik Öncelikli Kullanım: Neler Kısıtlandı?

Google, her zaman olduğu gibi kullanıcı güvenliğini en üst düzeyde tutuyor. Direksiyon başında dikkat dağıtabilecek unsurları en aza indirmek amacıyla Google Meet'in araç içi kullanımında bazı önemli kısıtlamalar getirildi. Bu kısıtlamalar, sürüş deneyiminin kesintisiz ve güvenli olmasını sağlamayı hedefliyor.

Kamera Devre Dışı: Gizlilik Ön Planda

Direksiyon başındayken en büyük endişelerden biri, kişisel mahremiyetin ihlal edilmesidir. Bu nedenle, Android Auto'daki Google Meet uygulamasında kamera özelliği otomatik olarak devre dışı bırakılıyor. Yani, siz trafikteyken iş arkadaşlarınız veya görüştüğünüz kişiler sizin saçınızın dağınık halini, yorgun yüz ifadenizi veya trafikte yaşadığınız stresi göremeyecek. Bu özellik, kullanıcıların daha rahat ve odaklanmış bir şekilde görüşme yapmalarına olanak tanıyor.

Sadece Sesli İletişim: Dikkat Dağıtıcı Özellikler Yok

Görüntülü görüşmelerin yanı sıra, toplantılardaki sohbet (chat) fonksiyonu, el kaldırma özelliği ve anketler gibi dikkat dağıtıcı unsurlar da araç modunda pasif hale getiriliyor. Kullanıcılara yalnızca temel iletişim araçları sunuluyor: mikrofonu sessize alma ve çağrıyı sonlandırma. Bu sayede, sürücülerin dikkatini yoldan ayırması engellenerek sürüş güvenliği en üst düzeye çıkarılıyor.

Anlık Toplantılar İçin Küçük Bir Not: Hazırlıklı Olun!

Google Meet'in Android Auto entegrasyonu genel olarak oldukça başarılı olsa da, özellikle acil durumlar ve anlık toplantılar için dikkat edilmesi gereken küçük bir detay bulunuyor. Telefonunuzun takvimine önceden eklenmemiş, son dakika gönderilen anlık toplantı davetleri veya linkleri, araç ekranında görünmeyebilir. Bu durumda, acil bir görüşmeye katılmanız gerekirse, trafik kurallarına uygun bir şekilde aracınızı güvenli bir yere çekerek telefonunuzdan bağlantı kurmanız en doğrusu olacaktır. Bu küçük uyarı, teknolojinin sunduğu kolaylıkları güvenli bir şekilde kullanmamız için önemli bir hatırlatmadır.

Bu yeni entegrasyon, mobilite ve iletişim dünyasında önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Google'ın bu hamlesiyle birlikte, sürücülerin yolda geçirdikleri zamanı daha verimli kullanmalarının önü açılırken, aynı zamanda trafikteki güvenlik standartlarının da korunması hedefleniyor. Önümüzdeki dönemde bu tür entegrasyonların artarak devam etmesi ve otomobillerin dijital yaşam alanlarımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmesi bekleniyor.

Gündem 12.07.2026 12:35 3 okunma

TRT Genel Müdürü Sobacı'dan Gazze ve Medya Üzerine Çarpıcı Açıklamalar: Erdoğan'ın Liderliği Vurgulandı!

TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı, 'Dijital Anafor: Ekran Bağımsızlığı Zirvesi'nde Gazze'deki soykırımı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu konudaki küresel duruşunu değerlendirdi. Medyanın rolüne dikkat çekildi.

TRT Genel Müdürü Sobacı'dan Gazze ve Medya Üzerine Çarpıcı Açıklamalar: Erdoğan'ın Liderliği Vurgulandı!

TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı, 'Dijital Anafor: Ekran Bağımsızlığı Zirvesi' kapsamında düzenlenen 'Gazze ve Medya' özel oturumunda yaptığı konuşmayla dikkatleri üzerine çekti. Sobacı, küresel ölçekte yürütülenmedya tartışmalarına ışık tutarken, özellikle Filistin'de yaşanan trajedinin uluslararası platformlarda dile getirilmesindeki hassasiyeti vurguladı.

Filistin Meselesinde Lider Duruş: Erdoğan'ın Sesi Yükseliyor

Mehmet Zahid Sobacı, konuşmasının önemli bir bölümünde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın uluslararası arenadaki duruşuna değindi. Sobacı, Erdoğan'ı 'tüm uluslararası zirvelerde en yüksek sesle Filistin meselesini dile getiren lider' olarak tanımladı. Bu ifadeyle, Türkiye'nin uluslararası barış ve adalet arayışındaki öncü rolüne işaret edildi. Sobacı, 'orada yaşanan soykırımı' ifadesini kullanarak, Filistin'de meydana gelen insan hakları ihlallerine ve sivil kayıplara dikkat çekerek, bu vahşetin dünya kamuoyunun vicdanında yer etmesi gerektiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu konudaki kararlılığının, uluslararası medyada yeterince yankı bulmadığına dair dolaylı eleştiriler de metne sindirilmişti.

Medyanın Gazze'deki Gerçekleri Yansıtmadaki Rolü

Oturumun ana gündem maddelerinden biri de medyanın, özellikle uluslararası medyanın, Gazze'deki durumu ne kadar doğru ve adil bir şekilde yansıttığı sorusuydu. TRT Genel Müdürü Sobacı, medyanın gücünü ve bu gücün nasıl kullanılması gerektiğini vurguladı. Gazze'de yaşananların 'kurgulanmış bir hikaye olmadığını' belirten Sobacı, gerçeğin apaçık ortada olduğunu ifade etti. Ancak bu gerçeğin, bazı yayın organları tarafından ya görmezden gelindiği ya da çarpıtıldığı yönündeki eleştirilerini dile getirdi. 'Ekran bağımsızlığı' kavramının altını çizen Sobacı, medyanın herhangi bir baskı veya yönlendirme olmaksızın, gerçekleri tüm çıplaklığıyla aktarma sorumluluğu taşıdığını ifade etti. Bu bağlamda, TRT'nin objektif yayıncılık anlayışının önemine de değinildi.

Dijital Çağda Algı Yönetimi ve Gerçeklerin Mücadelesi

Konuşmasında dijitalleşmenin medya üzerindeki etkilerine de değinen Sobacı, günümüz dünyasında algı yönetiminin ne kadar kritik bir rol oynadığını belirtti. Sosyal medyanın ve dijital platformların, bilgiyi yayma hızını artırmasına rağmen, yanlış bilgilerin ve dezenformasyonun da aynı hızla yayılabildiğine dikkat çekti. Gazze özelinde yaşananların, bu dijital anafor içinde doğru bir şekilde anlaşılabilmesi için gazetecilik ilkelerine bağlı, etik değerlerden ödün vermeyen yayıncılığın şart olduğunu vurguladı. Sobacı, bu tür platformlarda yürütülen tartışmaların, hem sektörü daha iyi bir noktaya taşımak hem de uluslararası adaletsizliklere karşı ortak bir bilinç oluşturmak adına büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi. Bu zirvenin, medya profesyonelleri ve uzmanları için değerli bir buluşma noktası olduğunu da hatırlattı.

Geleceğe Yönelik Medya Politikaları ve Stratejiler

Konuşmasının sonunda, geleceğe yönelik medya politikaları ve stratejileri hakkında öngörülerde bulunan Sobacı, TRT'nin ulusal ve uluslararası alanda üstlendiği misyonu yineledi. Dijitalleşen dünyada doğru bilgiyi yayma ve kamuoyunu aydınlatma görevini yerine getirirken, aynı zamanda insan haklarına ve evrensel değerlere bağlı kalmanın altını çizdi. Gazze'deki durumun, medyanın gelecekteki rolünü yeniden şekillendirecek kritik bir dönüm noktası olduğunu belirterek, tüm medya kuruluşlarının bu sorumluluğu ciddiyetle ele alması gerektiğini ifade etti. 'Ekran Bağımsızlığı Zirvesi'nin, bu konudaki işbirliği ve diyalog platformunu güçlendirmesi bekleniyor.

Gündem 12.07.2026 12:05 3 okunma

Hakan Fidan'dan Kritik Telefon: ABD-İran Ateşkesinde Katar ve ABD'li Heyetlerle Önemli Görüşme!

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD ile İran arasındaki hassas müzakereler kapsamında Katar'dan üst düzey bir yetkili ve ABD'li müzakerecilerle kritik telefon görüşmeleri gerçekleştirdi. Görüşmelerde bölgesel tansiyonun düşürülmesi ve olası bir anlaşmanın detayları ele alındı.

Hakan Fidan'dan Kritik Telefon: ABD-İran Ateşkesinde Katar ve ABD'li Heyetlerle Önemli Görüşme!

Türkiye'nin dış politikadaki etkin rolü bir kez daha gözler önüne serildi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Orta Doğu'daki hassas dengeleri ilgilendiren ABD-İran arasındaki müzakerelerde kilit bir rol üstlendi. Bakan Fidan, bu kritik süreçte Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile kapsamlı bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Aynı zamanda, görüşmede ABD'li müzakereciler de yer aldı. Bu çok yönlü temasların temel amacı, iki ülke arasındaki gerilimin azaltılması ve bölgede istikrarın sağlanması olarak öne çıktı.

Bölgesel Gerginlik Zirvede: İran ve ABD Arasındaki Hassas Müzakereler

Son dönemde bölgesel ve küresel ölçekte artan tansiyonun ortasında, ABD ve İran arasındaki dolaylı veya doğrudan temaslar büyük önem taşıyor. İki ülke arasındaki ilişkilerdeki inişli çıkışlı süreç, hem bölge barışı hem de küresel enerji piyasaları üzerinde doğrudan etkiler yaratıyor. Bu bağlamda, Dışişleri Bakanı Fidan'ın Katar ve ABD'li yetkililerle yaptığı görüşmeler, mevcut durumun ne kadar hassas bir noktada olduğunu ve Türkiye'nin bu süreçteki arabulucu ve kolaylaştırıcı rolünü vurguluyor. Görüşmelerin, olası bir ateşkes anlaşmasının detayları, insani yardımların ulaştırılması ve gerilimi tırmandıracak adımlardan kaçınılması gibi konuları kapsadığı düşünülüyor.

Katar'ın Kritik Rolü ve Türkiye'nin Diplomatik Girişimleri

Katar'ın bölgedeki yumuşak gücü ve diplomatik kanalları her zaman olduğu gibi bu süreçte de öne çıkıyor. Özellikle İran ile Batı arasındaki köprü vazifesini üstlenen Katar'ın Dışişleri Bakanı ile yapılan görüşme, mevcut müzakerelerin Katar üzerinden ilerlediği yönündeki spekülasyonları da güçlendiriyor. Bakan Fidan'ın bu temasları, Türkiye'nin sadece bölgesel değil, aynı zamanda uluslararası diplomasideki ağırlığını ve aktif rolünü bir kez daha teyit ediyor. Türkiye, geçmişte de benzer birçok krizde başarıyla arabuluculuk görevini üstlenmiş ve kalıcı çözümlerin bulunmasına katkı sağlamıştı.

ABD'li Müzakerecilerle Yapılan Temasın Önemi

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın, ABD'li müzakerecilerle gerçekleştirdiği telefon görüşmesi ise, bu hassas sürecin Washington kanadındaki boyutunu da ortaya koyuyor. Bu görüşmenin, ABD'nin müzakerelerdeki tutumu, beklentileri ve atılacak adımlara dair stratejik bilgiler içerdiği tahmin ediliyor. Küresel güçler arasındaki bu denge oyununda, Türkiye'nin diplomatik ağırlığını kullanarak hem tarafları dinlemesi hem de kendi perspektifini sunması, barışçıl bir çözüm için umut ışığı olmaya devam ediyor. Bu tür telefon görüşmeleri, kriz anlarında iletişimin kesilmemesi ve yanlış anlaşılmaların önüne geçilmesi açısından hayati öneme sahip.

Özetle, Bakan Fidan'ın bu çoklu telefon trafiği, bölgesel güvenliğin sağlanması ve uluslararası barışın korunması adına Türkiye'nin yürüttüğü yoğun diplomasi çabalarının bir yansıması olarak görülüyor. Önümüzdeki günlerde bu görüşmelerin somut sonuçlar doğurup doğurmayacağı merakla bekleniyor.

Teknoloji 12.07.2026 11:35 4 okunma

Apple'a Yıkıcı Darbe: 4 Milyar Dolarlık iCloud Davası İngiltere'de Yeşil Işık Yakıyor!

İngiltere'de tüketici hakları savunucusu Which? grubunun Apple'a karşı açtığı 4 milyar dolarlık iCloud davasına Rekabet Temyiz Mahkemesi'nden onay çıktı. Milyonlarca kullanıcının hak arayışının önü açıldı.

Apple'a Yıkıcı Darbe: 4 Milyar Dolarlık iCloud Davası İngiltere'de Yeşil Işık Yakıyor!

İngiltere'de teknoloji devi Apple'ın başı büyük dertte! Tüketici haklarını savunan önde gelen kuruluşlardan Which? tarafından açılan ve 4 milyar dolarlık devasa bir meblağı kapsayan iCloud toplu davasına, İngiltere Rekabet Temyiz Mahkemesi'nden onay çıktı. Bu karar, on milyonlarca Apple kullanıcısının haklarını arama yolunda önemli bir eşiğin aşıldığını gösteriyor.

Mahkemeden Apple'a Ret: Tüketici Hakları Zaferi

Rekabet Temyiz Mahkemesi'nin haziran ayı başında aldığı karar, Apple'ın davanın bazı bölümlerini engelleme girişimlerini boşa çıkardı. Bu gelişme, tüketici hakları grubu Which?'in Apple kullanıcılarını toplu dava sürecinde temsil etme yetkisini resmen güvence altına aldı. Mahkeme, ABD merkezli teknoloji devinin pazardaki hakim konumunu kötüye kullandığı iddialarına karşı yürütülen hukuki süreci ilerletme kararı aldı.

Apple'ın 'Tekelci' Hamleleri Mercek Altında: iCloud Zorunluluğu İddiası

Dava dilekçesi ilk olarak Kasım 2024'te mahkemeye sunulmuştu. Dilekçede, Apple'ın iPhone ve diğer cihaz kullanıcılarını, kendi bulut depolama hizmeti iCloud'u kullanmaya zorladığı ve bu yolla rakiplerinin pazar payı kazanmasını engellediği iddia ediliyor. Tüketici grubu Which?, Apple'ın bu stratejiyi, belirli dosyaların depolanma biçimini teknik olarak kısıtlayarak, iCloud'u iOS işletim sistemine sahip cihazlarla sıkı sıkıya entegre ederek ve kullanıcıları sistem tasarımlarıyla kendi hizmetine yönlendirerek uyguladığını savunuyor. Bu durumun, rekabeti baltaladığı ve sonuç olarak daha yüksek fiyatların oluşmasına neden olduğu belirtiliyor.

Which? CEO'su Net Konuştu: 'Güçlü Şirketler Bile Kurallara Uymalı'

Which? CEO'su Anabel Hoult, mahkemenin aldığı kararın ardından yaptığı açıklamada, hiçbir şirketin gücünü kötüye kullanamayacağını vurgulayarak, bu davanın hukuki bir emsal teşkil etmesini umduklarını dile getirdi. Hoult, mahkemenin onayının, tüketicilerin Apple'dan hak ettiklerine inandıkları tazminatı almalarına yönelik hayati bir adım olduğunu sözlerine ekledi.

Apple'dan 'İstediğini Kullanırsın' Savunması: Temyiz Yolu Açık

Teknoloji devi Apple ise konuyla ilgili yöneltilen sorulara hemen yanıt vermeyerek sessizliğini korudu. Daha önceki açıklamalarda, şirketin iCloud kullanma zorunluluğu olmadığını ve pek çok kullanıcının alternatif depolama çözümlerini tercih ettiğini belirttiği biliniyor. Apple ayrıca, uygulamalarının piyasadaki rekabetçi konumunu sonuna kadar savunacağını ve mahkeme kararına katılmadığını belirterek temyiz yoluna başvuracağını duyurmuştu. Şirket, güvenlik gerekçesiyle rakip bulut depolama servislerine cihazlarında tam erişim izni vermeyerek, iCloud'un özelliklerini daha avantajlı hale getirdiğini savunuyor.

Dava Kapsamı ve Süreci: Kimler Hak Sahibi, Ne Zaman Başvurulmalı?

Apple cihazlarında kullanıcılara belirli bir miktar ücretsiz depolama alanı sunulurken, bu alan dolduğunda ücretli iCloud paketlerine geçiş teşvik ediliyor. Depolama paketlerinin fiyatları aylık 99 peniden 54,99 sterline kadar değişiklik gösteriyor. Which?'e göre Apple, 2015 yılından bu yana kullanıcıları kendi hizmetine kilitleyerek yüksek ücretler talep ediyor. Bu toplu dava, 8 Kasım 2018 ile 8 Haziran 2026 tarihleri arasında İngiltere'de ikamet edip iCloud hizmetini kullanan yaklaşık 40 milyon tüketiciyi kapsıyor. Hak sahipleri, süreçten çekilmedikleri sürece otomatik olarak davaya dahil edilecekler. İngiltere dışındaki kullanıcıların davaya katılmak için 8 Ekim 2026'ya kadar Which? web sitesi üzerinden başvuru yapmaları gerekiyor. Aynı şekilde, İngiltere'de ikamet edip davadan çekilmek isteyenlerin de bu tarihe kadar bildirimde bulunması zorunlu. Davanın ilk duruşmalarının ise Ekim 2028'den önce gerçekleşmesi beklenmiyor.