Bugün Gündemde
--° -- --/--°
Teknoloji KÖŞE YAZISI 01.11.2026 08:05 3 okunma

ChatGPT'de ŞOK GÜVENLİK ZAFİYETİ Ortaya Çıktı: Tek Tıkla Özel Sohbetler Kripto Paralar Gibi Çalınabilirdi!

ChatGPT'nin sohbet paylaşım özelliğindeki kritik bir güvenlik açığı, özel konuşmaların kolayca okunabilmesine yol açıyordu. Güvenlik firması Parameter tarafından keşfedilen bu zaafiyet, OpenAI tarafından sekiz gün içinde kapatıldı ve 5.000 dolar ödülle ödüllendirildi.

ChatGPT'de ŞOK GÜVENLİK ZAFİYETİ Ortaya Çıktı: Tek Tıkla Özel Sohbetler Kripto Paralar Gibi Çalınabilirdi!

Yapay zeka sohbet botlarının hayatımızdaki yeri her geçen gün artarken, güvenlik açıkları da teknolojinin karanlık yüzünü oluşturmaya devam ediyor. Dünyayı kasıp kavuran ChatGPT'de keşfedilen ve kullanıcıların özel sohbetlerini tehlikeye atan bir güvenlik açığı, teknoloji dünyasında şok etkisi yarattı. Güvenlik firması Parameter tarafından ortaya çıkarılan bu kritik zaafiyet, kötü niyetli kişilerin tek bir tıklamayla kullanıcılara ait gizli konuşmalara erişebilmesine olanak tanıyordu.

Tek Tıkla Sohbetler Ele Geçirilebilirdi: Nasıl Bir Tehlikeydi?

Bu akıl almaz güvenlik açığı, özellikle ChatGPT'nin sohbet paylaşım bağlantılarını kullananlar için büyük bir tehdit oluşturuyordu. Saldırganların, kullanıcıların hesap şifrelerini ele geçirmesine bile gerek kalmadan, yalnızca paylaşılmış bir sohbet bağlantısına tıklanmasını sağlayarak zararlı kodları çalıştırabilmesi mümkün hale geliyordu. Saldırının en ürkütücü yanı ise, kullanıcıların aktif bir oturumunun bulunması ve bağlantının, güvenilir görünen chatgpt.com alan adından açılmasıydı. Bu durum, kullanıcıların hiçbir şüpheye kapılmadan bağlantıya tıklamasını teşvik ediyordu.

Saldırının işleyişi, ilk bakışta masum görünen bir sohbet paylaşım bağlantısıyla başlıyordu. Bu bağlantı, e-posta, mesajlaşma uygulamaları, sosyal medya veya destek talepleri aracılığıyla kolayca yayılabilirdi. Kullanıcı, oturumu açıkken bu bağlantıya tıkladığında, saldırganın hazırladığı özel olarak tasarlanmış kodlar otomatik olarak çalışmaya başlıyordu. Bu kodlar, kullanıcının ChatGPT üzerindeki son sohbetlerini listeleyebiliyor ve hatta hiç paylaşılmamış, tamamen özel bir sohbetin bir kısmını saldırganın sunucusuna gönderebiliyordu. Hatta bazı sürümlerde, önizleme penceresi otomatik olarak açıldığı için kullanıcıların tek bir tıklamayla bu tehlikeye maruz kalması bile söz konusuydu.

Güvenlik Açığının Kök Nedenleri ve OpenAI'ın Hızlı Müdahalesi

Araştırmacılar, bu ciddi güvenlik açığının temelinde üç önemli tasarım tercihinin yattığını belirledi. İlk olarak, sohbet içerisindeki MathLive kütüphanesindeki mesaj dinleyicisinin, mesajı kimin gönderdiğini doğrulamadan her türlü veriyi kabul etmesi. İkinci olarak, bu dinleyicinin ham HTML kodunu işlemesine izin verilmesi. Üçüncü olarak ise, oluşturulan çerçevenin (frame) sandbox adı verilen güvenli ve yalıtılmış bir alanda çalıştırılmaması. Bu durum, YouTube gibi üçüncü taraf betiklerin bile bu çerçeve içinde çalışmasına olanak tanıyordu.

OpenAI, güvenlik firması Parameter'dan 18 Ekim tarihinde aldığı bildirim üzerine durumu hızla değerlendirdi. Hatayı kendi sistemlerinde yeniden üreten ve önem derecesini P2'den en kritik kategori olan P1'e yükselten şirket, sekiz gün gibi kısa bir sürede sunucu tarafında gerekli düzeltmeleri sağladı. Bu hızlı müdahale, kullanıcı verilerinin güvenliği konusundaki hassasiyetlerini de gözler önüne serdi. OpenAI, bu keşif için Parameter ekibine 5.000 dolarlık bir ödül takdim etti. Düzeltmeler sunucu tarafında yapıldığı için kullanıcıların herhangi bir ek işlem yapmasına gerek olmadığı belirtildi.

Gelecekte Benzer Saldırılar Olabilir mi?

Neyse ki, Parameter'ın açıklamasına göre bu açığın gerçek bir saldırıda kullanıldığına dair herhangi bir kanıt bulunmuyor. Ancak bu durum, gelecekte benzer zafiyetlerin yapay zeka platformlarında ortaya çıkmayacağı anlamına gelmiyor. Teknoloji şirketlerinin, yapay zeka modellerini geliştirirken güvenlik önlemlerini en üst düzeyde tutmaları ve olası riskleri proaktif bir şekilde ele almaları büyük önem taşıyor. Kullanıcıların da bilinmeyen bağlantılara tıklarken daha dikkatli olmaları ve güçlü şifre politikaları izlemeleri, dijital güvenliklerini sağlamada kritik rol oynayacaktır.

Ceren Güneş

Ceren Güneş

Teknoloji & Gelecek Vizyonu

TÜM YAZILARI GÖR

Bu yazı yazarımızın sitemizde yayınlanan köşe yazılarından biridir. Yazarımıza ait diğer tüm köşe yazılarına ve analizlere yukarıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Fikrinizi Paylaşın

Spor 01.11.2026 09:05 1 okunma

Süper Lig'de Skandal Fikstür! 'Futbol Bayramı' Dedikleri Zulümmüş!

Spor yazarı Murat Fevzi Tanırlı, Süper Lig'in 10. haftasındaki fikstür uygulamasını sert dille eleştirdi. Dört büyük takımın aynı gün ve saate maç yapmasının büyük bir 'zulüm' olduğunu belirten Tanırlı, uluslararası liglerle karşılaştırmalar yaparak Türk futbolundaki plansızlığa dikkat çekti.

Süper Lig'de Skandal Fikstür! 'Futbol Bayramı' Dedikleri Zulümmüş!

Spor dünyasının nabzını tutan deneyimli yorumcu Murat Fevzi Tanırlı, Hürriyet gazetesindeki köşesinde Süper Lig'in 10. haftasında yaşanan fikstür karmaşasına ateş püskürdü. Özellikle büyük takımların aynı gün ve saatlere yığılan maçlarının, futbolseverlere ve sporculara büyük bir haksızlık olduğunu savunan Tanırlı, bu durumu adeta bir 'zulüm' olarak nitelendirdi.

'Futbol Bayramı' Değil, 'Büyük Zulüm'!

Tanırlı, Süper Lig'in 10. haftasında yaşananları sert bir dille eleştirerek, 'fikstürü belirleyen yüce insanlara selam olsun!' diyerek ironik bir göndermede bulundu. Türk Dil Kurumu'nun 'evrensel' kelimesini hatırlatarak, futbol gibi küresel bir oyunun evrensel kurallara göre yönetilmesi gerektiğini vurguladı. Basit bir planlama ve matematiksel akıl ile çözülebilecek sorunların, karmaşık hale getirildiğini belirtti. Özellikle dört büyük kulübün maçlarının aynı pazartesi gününe sıkıştırılmasının, bir 'futbol bayramı' değil, tam tersine sporcular ve taraftarlar için büyük bir 'zulüm' olduğunu savundu.

Pazartesi Gecesi Tam Bir Kaos Yaşandı!

Murat Fevzi Tanırlı, yaşanan kaosun boyutunu gözler önüne serdi. Beşiktaş-Başakşehir ve Rizespor-Trabzonspor maçlarının 19:00'da, dev derbi Galatasaray-Fenerbahçe maçının ise 21:30'da aynı gün ve pazartesi akşamı oynanmış olmasını eleştirdi. Bu durumun, futbolseverlerin hangi maça odaklanacağına karar vermekte zorlanmalarına, hatta bir maçı izleyip diğerine yetişememe gibi sorunlara yol açtığını anlattı. Derbilerin yarattığı atmosferi ve heyecanı tam olarak yaşayamadan, diğer maçların sonuçlarını takip etmek zorunda kalındığını belirtti. Spor yazarı, iki farklı maçı aynı anda takip etmeye çalıştığını ve bu durumun kendisini adeta iki ayağı bir pabuca sıkıştırmış gibi hissettirdiğini ifade etti.

Avrupa'nın Yıldız Ligleri ve Türkiye'nin Hazin Durumu Karşılaştırıldı!

Tanırlı, Türk futbolunun fikstür yönetimindeki plansızlığını ortaya koymak için Avrupa'nın büyük liglerindeki uygulamaları inceledi. Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi'nde mücadele eden takımların, Avrupa kupası maçlarından sonra lig maçlarına kadar ne kadar dinlenme süresi bulabildiklerine dair bir tablo oluşturdu. Bu karşılaştırmada, Avrupa'nın 5 büyük liginde sadece PSG-Lyon maçı dışında hiçbir büyük takımın pazartesi günü lig maçı oynamadığına dikkat çekti. Çoğu takımın maçlarını Cuma, Cumartesi ve Pazar günlerine yaydığına vurgu yaptı. Türkiye'de ise büyük dört takımın maçlarının aynı pazartesi gününe yığılarak, Avrupa'daki saygın liglerin çok gerisinde kalındığını belirtti. Hatta ligimizin, Moritanya ve Tunus 2. Ligleri ile aynı seviyede fikstürlere sahip olduğu ironik çıkarımında bulundu. Avrupa'da perşembe günü kupa maçı oynayan takımların bile lig maçlarını hafta sonuna yaydığına dikkat çeken Tanırlı, Türkiye'de ise bu durumun farklı işlediğini ve bu plansızlığın futbolun güzelliğini ve rekabetçi ruhunu baltaladığını savundu.

Plansızlık ve Saygısızlık Eleştirisi

Son olarak, ligimizin değerini, izleyiciye ve taraftara gösterilen saygıyı, futbol sevgisini hiçe sayan bu plansız ve organizasyonsuz fikstür belirleyicilere yönelik sert eleştirilerini yineledi. Tanırlı, bu uygulamanın futbolun ruhuna aykırı olduğunu ve acilen gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Yazısını, Cumhuriyet Bayramı'nı kutlayarak ve Ulu Önder Atatürk ile şehitleri anarak tamamladı.

Gündem 01.11.2026 08:35 2 okunma

İstanbul'da Gecenin Köründe Dehşet Anları: İnşaat Paniği 4 Bitişik Yapıyı Boşalttırdı!

İstanbul'da dev bir inşaat projesinde yaşanan beklenmedik gelişme, gece saatlerinde çevredeki 4 yapının tedbir amaçlı tahliye edilmesine yol açtı. Hafriyat çalışmaları sırasında meydana gelen olay, bölge sakinlerinde büyük endişe yarattı.

İstanbul'da Gecenin Köründe Dehşet Anları: İnşaat Paniği 4 Bitişik Yapıyı Boşalttırdı!

İstanbul'un hareketli semtlerinden birinde, gece yarısı saatlerinde yaşanan bir olay, bölge halkını adeta sokağa döktü. Kazım Karabekir Mahallesi 262. Sokak'ta devam eden bir inşaat projesinin hafriyat çalışmaları sırasında meydana gelenlar, çevredeki yerleşim yerlerinde endişe verici bir duruma neden oldu. Çalışmaların ilerleyen safhalarında, bitişik nizamda bulunan iki apartmanın duvarlarında belirgin çatlaklar ve bir binanın girişinde ise dikkat çekici yarıklar oluştuğu fark edildi. Bu durum, bölge sakinlerinin dikkatini çekerek gece geç saatlerde paniğe yol açtı.

Gecenin Sessizliği Yıkıldı: Sesler Üzerine Tahliye Başladı

Olayın gece saat 02.00 sularında yaşanması, durumu daha da ürkütücü hale getirdi. Binalardan gelen sesleri duyan vatandaşlar, can güvenliklerini düşünerek kendi imkanlarıyla dışarı çıkmak zorunda kaldılar. İhbar üzerine olay yerine hızla intikal eden itfaiye, zabıta ve belediye ekipleri, durumu yerinde inceledi. Yapılan ilk kontrollerde, apartmanların taşıyıcı sistemlerini etkileyebilecek düzeyde çatlakların ve yarıkların bulunduğu teyit edildi. Bu kritik bulgular üzerine, güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarıldı.

Tedbir Amaçlı Boşaltma Kararı: Bölge Kordon Altına Alındı

Ekiplerin hızlı ve kararlı müdahalesi sonucunda, duvarlarında çatlaklar oluşan iki apartman derhal mühürlenerek tahliye edildi. Ancak riskin tamamen ortadan kaldırılması ve olası bir felaketin önüne geçilmesi amacıyla, bitişik konumda bulunan iki apartman da tedbir amaçlı olarak boşaltıldı. Sokak giriş ve çıkışları şeritlerle kapatılarak, can ve mal güvenliğinin sağlanması hedeflendi. Bölge, olası bir duruma karşı kontrollü bir alana dönüştürüldü.

Bina Sakini Endişeli: 'Hafriyatı Fazla Çıkarttılar!'

Olayın mağdurlarından ve bölge sakinlerinden biri olan İrfan Uluç, yaşananları şu sözlerle aktardı: "Burada bir inşaat yapılıyor, hafriyat çalışmaları devam ediyor. Binanın alt kısmındaki hafriyatı fazla çıkardıklarını düşünüyoruz. Bu durumun binamızda bir kaymaya neden olmuş olabileceği endişesini taşıyoruz. Biz de herhangi bir risk almamak adına tedbiren binayı boşalttık. Şu anda yetkililerin yapacağı incelemeleri ve verecekleri kararları bekliyoruz." Uluç'un ifadeleri, olayın temel nedenine dair önemli ipuçları barındırıyor.

Uzmanlardan Açıklama Bekleniyor: Risk Değerlendirmesi Yapılacak

Yaşanan bu olayın ardından, inşaat alanında yürütülen çalışmaların kapsamı, kullanılan yöntemler ve alınan güvenlik önlemleri gibi konular mercek altına alınacak. İlgili belediyenin teknik ekipleri ve şehir plancıları, binalardaki hasarın boyutunu ve olası riskleri belirlemek üzere detaylı bir inceleme başlatacak. Zeminin durumu, inşaat teknikleri ve çevresel faktörler göz önünde bulundurularak, benzer olayların tekrar yaşanmaması adına gerekli derslerin çıkarılması hedefleniyor. Bölge sakinlerinin güvenli bir şekilde evlerine dönebilmeleri için detaylı bir risk değerlendirmesi yapılacak ve sonuçlar kamuoyuyla paylaşılacak. İnşaat firması yetkililerinden ise henüz resmi bir açıklama gelmediği öğrenildi.

Gündem 01.11.2026 07:35 4 okunma

İstismar İddiası Ortasında Dehşet: Baba Kızını Hastanede Vurmak İstedi, Özel Harekat Peşine Düştü!

Adana'da, istismara uğradığını söyleyen kızını hastanede bulup silahla vurmaya çalışan baba, özel harekat polislerinin operasyonuyla yakalanarak tutuklandı. Kız ise devlet korumasına alındı.

İstismar İddiası Ortasında Dehşet: Baba Kızını Hastanede Vurmak İstedi, Özel Harekat Peşine Düştü!

Adana'nın Seyhan ilçesinde yaşanan olay, hem toplumda derin üzüntüye hem de güvenlik güçlerinde yoğun bir mesaiye neden oldu. 29 Ekim tarihinde polis merkezine başvuran E.D. isimli genç kızın, maruz kaldığı iddia edilen istismarın ardından hastaneye götürülmesiyle başlayan süreç, beklenmedik bir şiddet eylemiyle doruk noktasına ulaştı. Olayın duyulmasıyla birlikte adeta bir kabus senaryosu yaşanmaya başlandı.

Korkunç Plan: Baba Kızını Hastanede Hedef Aldı

Kızının başına gelenleri öğrenen baba M.D. (47), akıl almaz bir eylem planladı. Gece yarısı otomobiline atlayarak hastaneye giden M.D., elindeki tabancayla dehşet saçmaya hazır bir şekilde içeri girdi. Amacı, istismara uğradığını belirttiği kendi kızını vurmaktı. Bu vahşi niyet, sadece bir babanın öfkesi değil, aynı zamanda bir adaletsizlik duygusunun da çarpık bir tezahürü olarak yorumlandı. Ancak polis ekiplerinin anında müdahalesi, genç kızın daha büyük bir felaket yaşamasına engel oldu. Polis, E.D.'yi derhal koruma altına alarak hastanenin güvenlik noktasına nakletti.

Özel Harekat Devrede: Hastanede Nefes Kesen Operasyon

M.D.'nin paniği ve öfkesi, hastanenin camlarına doğru tabancayla ateş etmesiyle daha da arttı. Binaya girmeyi başaran şüpheli baba, izini kaybettirmeye çalıştı. Ancak hastane polisinin telsiz anonsuyla birlikte durumun ciddiyeti anlaşıldı ve bölgeye çok sayıda takviye ekip sevk edildi. Adana polisi, kısa sürede hastaneyi adeta abluka altına aldı. Özel harekat polislerinin de dahil olduğu kapsamlı bir operasyon başlatıldı. Gün ağarmadan şüphelinin yerini tespit etmek için yoğun bir çalışma yürütüldü. Ekipler, M.D.'nin hastanenin Beyin Cerrahi Bölümü'ndeki boş bir odada saklandığını belirledi.

Teslim Olmadı, Polisle Çatıştı ve Tutuklandı

Polisin tüm çağrılarına rağmen teslim olmayı reddeden baba M.D., bu kez de polise doğru tabancayla ateş açtı. Güvenlik güçleri, hem kendilerinin hem de hastanedeki diğer masum insanların güvenliğini sağlamak adına kararlılıkla karşılık verdi. Uzun süren bir mücadelenin ardından, şüpheli baba güçlükle yakalanıp gözaltına alındı. Yaşananların ardından geniş güvenlik önlemleri altında hastaneden çıkarılan M.D. emniyet müdürlüğüne götürüldü. Öte yandan, travmatik bir süreçten geçen E.D. ise yapılan muayenesinin ardından devlet korumasına alındı. Emniyetteki sorgusunun ardından adliyeye sevk edilen baba M.D., çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Bu olay, hem aile içi şiddetin hem de çocuk istismarının vahim boyutlarını bir kez daha gözler önüne serdi.

Toplumsal Yaralar ve Koruma Mekanizmaları

Bu tür olaylar, toplumun en hassas noktalarına dokunuyor ve çocukların korunmasının ne denli hayati bir mesele olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. E.D.'nin maruz kaldığı iddia edilen istismar ve sonrasında babasının sergilediği şiddet dolu tepki, hem bireysel travmaların hem de toplumsal destek mekanizmalarının önemini vurguluyor. Devletin koruması altına alınan E.D.'nin yaşadığı travmayı atlatması için uzman desteğinin sürdürüleceği belirtildi. Bu vakanın, istismar ve şiddetle mücadelede daha etkin ve proaktif adımların atılması gerektiği yönündeki çağrıları güçlendirmesi bekleniyor.

Gündem 01.11.2026 07:05 4 okunma

Sarıgül Ailesi'nin 'Kara Kutusu' Konuştu: Jetle Kaçırılan Altınlar ve Elmaslar Ortaya Çıktı!

Sarıgül ailesine yönelik soruşturmada tutuklanan 'kara kutu' Cihan Tunç'un ek ifadesi, şok iddiaları gün yüzüne çıkardı. Jetle yurt dışına taşınan servet ve yalı devri gibi detaylar, soruşturmanın seyrini değiştirebilir.

Sarıgül Ailesi'nin 'Kara Kutusu' Konuştu: Jetle Kaçırılan Altınlar ve Elmaslar Ortaya Çıktı!

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ve 'kara para aklama' ile 'cinsel saldırı' iddialarını mercek altına alan soruşturmada, kilit isimlerden Cihan Tunç'un ek ifadesi, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Ailenin 'kara kutusu' olarak bilinen Tunç'un yaklaşık 4 sayfalık ifadesi, dosyanın en çarpıcı belgelerinden biri haline geldi. Bu detaylı itiraflar, daha önce kamuoyuna yansımayan pek çok gerçeği de aydınlatıyor.

Tunç'tan Çarpıcı İfadeler: '25 Yıllık Tanışıklık ve Özel Oda'

28 Ekim 2026 tarihinde savcılığa ek ifade veren Cihan Tunç, ilk ifadesinde yaşadığı şok nedeniyle tüm bildiklerini anlatamadığını belirterek, bu kez bildiği her şeyi detaylarıyla paylaşacağını dile getirdi. Tunç, özellikle Emir Sarıgül ile olan 25 yıllık tanışıklığına vurgu yaparak, Mustafa Sarıgül'ün belediye başkanlığı döneminde Emir Sarıgül'e belediyenin 6. katında özel bir oda tahsis edildiğini ve burada çeşitli iş takiplerinin yürütüldüğünü anlattı.

Bu özel odanın, inşaat süreçleri devam eden projelerin sahipleriyle yapılan görüşmelere ev sahipliği yaptığını belirten Tunç, o dönem belediyede bilgi işlem müdürü olarak görev yapan Davut Kaymak'ın, vatandaşların ödediği vergilerle ilgili kayıtlarda değişiklikler yaptığını ve bazı bilgileri sildiğini duyduğunu aktardı. Tunç, bu usulsüzlüklerin, Osman Aslan'ın hastanede olduğu dönemde yapılan imar işlemleriyle bağlantılı olabileceği yönündeki tahminlerini de paylaştı.

'İsviçre'ye Para Gönderdiler': Jetle Taşınan Servet İddiaları

Tunç'un ifadesinde en dikkat çekici bölümlerden biri de, Altınbaş Ailesi ile olan bağlantılar ve yurt dışına para transferi iddiaları oldu. Kredi West Faktoring adlı şirketin Altınbaş Ailesi'ne ait olduğunu ve ailenin İsviçre vatandaşı olan İlhami Kaymak ile yakın ilişkiler içinde olduğunu belirtti. İlhami Kaymak'ın sık sık Mustafa Sarıgül'ün konutuna, Emir Sarıgül'ün ise Levent'teki ofisine gittiğini aktaran Tunç, Emir Sarıgül ile yaptığı telefon görüşmelerinden yola çıkarak, Mustafa ve Emir Sarıgül'ün, İlhami Kaymak ile göstermelik senetler imzalayarak sözde bir alacak-verecek ilişkisi yarattıklarını ve bu yolla İsviçre'ye düzenli olarak para gönderdiklerini anladığını ifade etti.

Daha da çarpıcı bir iddia ise, Emir Sarıgül'ün eski eşi Fatoş Altınbaş ile evli olduğu dönemde, Burak Kaya'ya ait özel jetle sık sık yurt dışı seyahatleri yaptıklarına dair. Tunç, Emir Sarıgül'ün kendisine, Fatoş Altınbaş'ın Kapalıçarşı'dan yüklü miktarda altın ve pırlanta alıp, bunları yine Burak Kaya'nın jetiyle yurt dışına kaçıracağını söylediğini aktardı. Hatta Atatürk Havalimanı'nda Erol isimli bir görevlinin, bu işlemleri kolaylaştırdığını ve kendilerinin aranmadığını sağladığını belirtti. Bu olayların 2014-2015 yılları arasında başladığına ve boşanmaya kadar devam ettiğine inanıyor.

Boğaz'daki Yalı Satışı ve Tekne Detayları

Cihan Tunç, Altınbaş Ailesi'ne ait olan ve Boğaz'da bulunan bir yalının da dosyadaki önemli konularından biri olduğunu belirtti. Ali Altınbaş'a ait olan bu yalının, 2020-2021 yıllarında Emir Sarıgül'e devredildiğini söyledi. Devirden sonra Emir Sarıgül'ün, yalının bir kısmını Serkan Korkutata'ya devrettiğini anlattı. Ardından Emir Sarıgül'ün yalıyı satmak istediğini ve bu satış için Alman vatandaşlarla Sinan Çampınar isimli kişi aracılığıyla görüştüğünü, sözleşmelerin dahi hazırlandığını aktardı.

Ancak birkaç hafta sonra satışın iptal olduğunu, tarafların anlaşamadığını ancak bir tekneyi bedelsiz olarak alarak yaşadıkları mağduriyetleri gidereceklerini öğrendiğini belirten Tunç, yalının satışı için Sinan'a ödenecek komisyon yerine bu teknenin alındığını tahmin ettiğini söyledi. Emir Sarıgül'ün, maddi zorluklar nedeniyle yalıyı satmak istediğini ve 30 milyon dolar gibi astronomik bir rakam talep ettiğini de Tunç'un ifadelerinde yer aldı. Tunç, bu olayın ardından Emir Sarıgül'ün tekneyi devraldığını ve son olarak birkaç ay önce Mercedes Maybach ve Range Rover marka araçlarını Serkan Korkutata'nın kardeşi Sercan Korkutata'ya devrettiğini de ekledi.

Sinir Krizi ve Malların Paylaşımı

Emir Sarıgül ile Fatoş Altınbaş'ın boşanma sürecinin ardından Süzer Plaza'da yapılan mal paylaşımı toplantısına da değinen Tunç, bu toplantıda Zekeriya Yasemin'in hakem olarak bulunduğunu ancak diğer kişinin kim olduğunu bilmediğini belirtti. Toplantı sırasında Emir Sarıgül'ün sinirlenerek eline aldığı bir sandalyeyi Ali Altınbaş'a fırlattığını, bu olayı bizzat Emir Sarıgül'den duyduğunu aktardı.

Siyasi Tartışmalara Vurulan Darbe: Daire İddiası

Tunç'un son ve belki de en dikkat çekici iddialarından biri de, Mustafa Sarıgül'ün Beşir Ömer Demir ile olan gayriahlaki görüntüleri sonrasında yaşandı. Emir Sarıgül ile yaptığı mesajlaşmada, durumdan dolayı büyük üzüntü duyduklarını ve rezil olduklarını belirttiğini anlatan Tunç, bu olayın hemen ardından Beşir Ömer Demir'e, sessiz kalması karşılığında Çekmeköy'de bir daire verildiğini iddia etti. Bu iddia, soruşturmanın siyasi boyutunu da derinleştirebilecek nitelikte.

Öte yandan, soruşturma kapsamında tutuklu sayısı 24'e yükseldi. Yurtiçi ve yurtdışında kurulan şirketler aracılığıyla kaynağı belirsiz paraların aklandığı iddialarına ilişkin Emir ve Ömer Sarıgül'ün de aralarında bulunduğu 22 şüphelinin tutuklanmasının ardından, son operasyonla gözaltına alınan 8 kişiden 2'si daha tutuklanarak sayı 24'e ulaştı. 6 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Gündem 01.11.2026 06:35 4 okunma

İstanbul Maratonu Dev Gibi Geliyor: Şehrin Kalbi Binlerce Kilometre Sıkışacak! İşte Kapatılan Tüm Yollar!

Dev maraton heyecanı İstanbul'u sardı! Binlerce sporcunun koşacağı dev organizasyon nedeniyle şehrin ana arterleri trafiğe kapatıldı. İşte alternatif güzergahlar ve etkilenen bölgeler...

İstanbul Maratonu Dev Gibi Geliyor: Şehrin Kalbi Binlerce Kilometre Sıkışacak! İşte Kapatılan Tüm Yollar!

İstanbul'un tarihi dokusu ve modern silüeti eşliğinde düzenlenen geleneksel maraton coşkusu bu yıl da şehri etkisi altına alıyor. Binlerce yerli ve yabancı sporcunun katılımıyla gerçekleşecek olan dev organizasyon, ulaşımda önemli değişiklikleri beraberinde getirdi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü'nden yapılan açıklamaya göre, maraton güzergahı boyunca kapsamlı trafik önlemleri alındı ve pek çok ana arter trafiğe kapatıldı.