Bugün Gündemde
--° -- --/--°
Gündem KÖŞE YAZISI 12.08.2026 06:35 15 okunma

CHP'de Kritik Karar: Grup Toplantısı İptal! Kılıçdaroğlu ve Özel'den 'Yorgun Örgüt' Hamlesi

CHP'de geçen hafta yaşanan krizlerin ardından, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve Grup Başkanvekili Özgür Özel'in talimatıyla bu haftaki grup toplantısı iptal edildi. Kritik kurultay süreci ve olası ihraçlar masada.

CHP'de Kritik Karar: Grup Toplantısı İptal! Kılıçdaroğlu ve Özel'den 'Yorgun Örgüt' Hamlesi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) kulislerinde, geçtiğimiz hafta yaşanan yoğun siyasi gelişmelerin ardından dikkat çekici bir karar alındı. Gelen bilgilere göre, partinin bu haftaki grup toplantısı yapılmayacak. Bu kararın arkasında, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun yeni gerilimlere mahal vermemek ve partideki örgütlerin yıpranmasını önlemek olduğu belirtiliyor.

Grup Toplantısı İptalinin Arkasındaki Nedenler

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, bu hafta Meclis'e grup toplantısı için herhangi bir başvuru yapılmadığını doğruladı. Emir, kararın gerekçesini şu sözlerle açıkladı: "Sayın Genel Başkanımız, örgütlerimizin bize verdiği bunca yoğun destekten sonra, örgütlerimizin yorgunluğunu da görerek bu hafta grup toplantısı yapmama kararı almıştır." Bu durum, partinin içindeki hassas dengeyi koruma çabasının bir göstergesi olarak yorumlanıyor.

Olağanüstü Kurultay Çağrısı ve Yargı Süreci

Murat Emir ayrıca, olağanüstü kurultay çağrısı için gerekli olan 900 delegenin imzasının 17 Haziran Çarşamba günü Genel Merkez'e iletileceğini duyurdu. Bu imzaların toplanmasıyla birlikte, 20 Temmuz'a kadar kurultayın toplanması gerektiği vurgulandı. Ancak bu hamle, Kemal Kılıçdaroğlu cephesinden gelen tedbir kararlarına ve delegelerle olağanüstü kurultayın toplanamayacağına dair daha önceki açıklamalarla çelişiyor.

Öte yandan, Özgür Özel ve ekibinin yeni bir parti kurma fikrine sıcak bakmadığı, ancak 20 Temmuz'a kadar Yargıtay'dan gelecek karara göre hareket edecekleri öğrenildi. Özgür Özel'in temyiz başvurusu Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'ne ulaşacak. Ancak adli tatilin başlayacak olması nedeniyle, dosyanın ne zaman ele alınacağı belirsizliğini koruyor. 20 Temmuz tarihi bu nedenle kritik bir önem taşıyor.

Yargıtay'dan Dört Farklı Senaryo

Yargıtay'ın olası kararları dört ana senaryo üzerinden değerlendiriliyor:

  • Onaylanma: Yargıtay, istinaf mahkemesinin kararını hukuka uygun bulursa onaylayabilir. Bu durumda mutlak butlan kararı ve Kılıçdaroğlu yönetiminin göreve dönmesi kesinleşir.
  • Bozma: İstinafın hukuki değerlendirmesi hatalı bulunursa, karar bozulur ve dosya yeniden incelenmek üzere geri gönderilir.
  • Kısmi Onay/Ret: Görevden uzaklaştırmaya yönelik tedbir kararı hukuka aykırı bulunurken, kurultayın iptali yönündeki değerlendirme yerinde görülebilir.
  • Usule İlişkin Bozulma: Temyiz yetkisi, görev veya yargılama usulüne ilişkin eksiklikler tespit edilirse, dosya esasa girilmeden bozulabilir.

MYK Toplantısı ve Yeni İhraçlar Masada

Partideki dengeleri değiştirebilecek bir diğer gelişme ise yarın yapılacak Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısı. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplanacak MYK'da, yeni ihraçların yanı sıra Gökhan Günaydın ve Ali Mahir Başarır'dan boşalan grup başkanvekilliği koltukları için de atılacak adımlar görüşülecek. Hatta Ankara, İstanbul ve İzmir İl Başkanlıklarının da görevden alınabileceği iddiaları kulislerde konuşuluyor.

CHP Sözcüsü Müslim Sarı, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, bu kararın partinin birliğini korumak ve yeni ayrışmalara zemin oluşmasını engellemek amacıyla alındığını belirtti. Sarı, "Partimizin önceliği; kişisel ya da dönemsel tartışmalar değil, Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurumsal gücünü, ortak aklını ve toplumsal sorumluluğunu korumaktır." ifadeleriyle kararın arkasındaki temel motivasyonu paylaştı.

Kaan Arslan

Kaan Arslan

Gündem & Siyaset Yazarı

TÜM YAZILARI GÖR

Bu yazı yazarımızın sitemizde yayınlanan köşe yazılarından biridir. Yazarımıza ait diğer tüm köşe yazılarına ve analizlere yukarıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Fikrinizi Paylaşın

Teknoloji 26.09.2026 11:05 0 okunma

ABD İle Kritik F-16 Zirvesi Çılgınca Başladı: Gözler Erdoğan-Trump Görüşmesinde!

Türkiye ve ABD arasındaki F-16 savaş uçağı tedarik ve modernizasyon görüşmeleri, iki liderin kritik zirvesi öncesinde teknik düzeyde yeniden canlandı. Detaylar ve olası sonuçlar mercek altında.

ABD İle Kritik F-16 Zirvesi Çılgınca Başladı: Gözler Erdoğan-Trump Görüşmesinde!

Uzun süredir devam eden ve zaman zaman diplomatik gerilimlere de sahne olan F-16 savaş uçaklarının tedariki ve mevcut filonun modernizasyonuna ilişkin teknik görüşmeler, beklenmedik bir ivme kazandı. Edinilen bilgilere göre, Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki savunma sanayii temasları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump'ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu marjında New York'ta bir araya gelmesi beklenen kritik zirve öncesinde yoğunlaştı.

Görüşmeler Neden Yeniden Başladı? Kritik Randevu Öncesi Nabız Yükseldi

Her iki ülkenin savunma makamları tarafından henüz resmi bir açıklama yapılmamış olsa da, edinilen kulis bilgileri, teknik heyetler arasındaki diyalogun yeniden başladığını işaret ediyor. Bu hareketlilik, Ankara ve Washington arasındaki savunma diplomasisinin yeniden alevlendiği bir döneme denk gelirken, özellikle iki liderin olası görüşmesinin bu dosya üzerinde bir dönüm noktası yaratıp yaratmayacağı merak ediliyor. Bu yeniden başlayan temasların, sadece bir diplomatik nezaket gereği mi, yoksa somut adımların atılacağının bir işareti mi olduğu henüz belirsizliğini koruyor.

Türkiye'nin F-16 Talepleri Netleşiyor: 40 Yeni Uçak ve Modernizasyon Paketi

Türkiye'nin F-16 savunma programındaki temel talebi, 40 adet yeni nesil F-16 Block 70 savaş uçağının tedariki yönünde. Başlangıçta daha kapsamlı bir modernizasyon paketini de içeren bir talep öne sürülmüşken, süreç içerisinde paketin içeriği revize edildi. Eldeki bilgilere göre, Türkiye'nin 79 adet F-16 modernizasyon kiti tedarikinden vazgeçerek, odağını yeni uçak alımına çevirdiği belirtiliyor. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in daha önce yaptığı açıklamalara göre, Türkiye bu 40 adet yeni F-16 için yaklaşık 1,4 milyar dolarlık bir ön ödeme gerçekleştirdi. Güncel paketin toplam maliyetinin ise uçaklar, ilgili mühimmat ve ekipmanlarla birlikte 6,5 ila 7 milyar dolar aralığında olacağı tahmin ediliyor. Bu rakamlar, savunma sanayiinde böylesine büyük bir alımın ne denli stratejik bir öneme sahip olduğunu gözler önüne seriyor.

Milli Savunma Sanayi Hamlesi: F-16'lar Yerli Teknolojiyle Güçleniyor

ABD'den alınması planlanan modernizasyon kitlerinin kapsamının değişmesiyle birlikte, Türk Hava Kuvvetleri'nin mevcut F-16 filosunun modernizasyonunda yerli ve milli çözümlerin rolü katlanarak arttı. TUSAŞ'ın öncülüğünde yürütülen yapısal modernizasyon çalışmaları, uçakların gövde ömrünü uzatmaya odaklanırken, ASELSAN ve diğer önde gelen Türk savunma sanayii şirketlerinin geliştirdiği en ileri teknolojiler de bu sürece entegre ediliyor. Bu bağlamda öne çıkan ÖZGÜR Projesi, F-16 filosunun millî aviyonik sistemlerle donatılmasındaki kilit program olarak dikkat çekiyor. ASELSAN tarafından geliştirilen MURAD AESA radarı, millî görev bilgisayarı, millî IFF (Dost-Düşman Tanıma) sistemi ve çok fonksiyonlu renkli göstergeler gibi yüksek teknoloji ürünleri, modernizasyonun ayrılmaz bir parçası haline geliyor. TUSAŞ'ın yürüttüğü yapısal iyileştirme çalışmaları ise, her bir uçağın gövdesinde yapılacak yenilemelerle hizmet ömrünü önemli ölçüde uzatmayı hedefliyor.

Teslimat Takvimi ve Fiyat Belirsizliği: Masadaki Diğer Önemli Konular

Yeni F-16 Block 70 uçaklarının Türkiye'ye teslimat takvimine ilişkin detaylar henüz netleşmiş değil. Üretici firma Lockheed Martin, Türkiye için üretilecek uçakların üretim slotları ve ilk teslimat tarihi konusunda kesin bir takvim açıklamazken, bu durumun görüşmelerdeki kritik gündem maddelerinden biri olması bekleniyor. F-16 Block 70'in, Türkiye için sunduğu uygun işletme ve yaşam döngüsü maliyetlerinin yanı sıra, gelişmiş hava muharebe kabiliyetleriyle öne çıktığı vurgulanıyor. Dolayısıyla, yeniden başlayan görüşmelerde sadece fiyat değil, aynı zamanda teslimat takvimi ve teknik detaylar da masada olacak.

F-35 ve CAATSA Gölgesi: Savunma İlişkilerinde Karmaşık Bir Denklem

F-16 görüşmelerindeki bu yeni canlanma, Türkiye'nin ABD ile olan savunma ilişkilerindeki diğer hassas başlıkların da yeniden gündeme gelmesine neden oluyor. Türkiye'nin F-35 savaş uçağı programından çıkarılması ve CAATSA yaptırımları gibi konular, hala tam anlamıyla çözülmüş değil. ABD Temsilciler Meclisi üyesi Darrell Issa'nın daha önce yaptığı, Türkiye'nin F-16 modernizasyonunun önceliklendirilmesi gerektiği yönündeki açıklamaları ve S-400 kaynaklı yaptırımların çözümüne dair temaslardan bahsetmesi, bu karmaşık denklemdeki olası yeni gelişmelere işaret ediyor. Ancak bu açıklamalar, henüz Türkiye'nin F-35 programına geri döndüğü veya CAATSA yaptırımlarının kaldırıldığı anlamına gelmiyor; bu konularda kamuya açıklanmış kesin bir anlaşma bulunmuyor.

Filoda Geçiş Dönemi: KAAN ve F-16'ların Geleceği

F-16 Block 70 tedariki, Türkiye'nin savaş uçağı filosunda önümüzdeki yıllarda yaşanacak stratejik geçişin önemli bir parçası olacak. Yeni nesil F-16'ların mevcut filonun önemli bir bölümünü desteklemesi hedeflenirken, Türkiye aynı zamanda yerli ve milli imkanlarla geliştirdiği KAAN Muharebe Uçağı'nın seri üretim sürecini de hızla sürdürüyor. Bu tablo, Türk Hava Kuvvetleri'nin hem mevcut F-16 filosunun modernizasyonu, hem yeni F-16 Block 70 tedariki, hem de uzun vadede KAAN'ın etkin bir şekilde hizmete girmesiyle katmanlı bir güçlendirme sürecinden geçtiğini gösteriyor. Özellikle ÖZGÜR Projesi kapsamında geliştirilen aviyonik ve görev sistemlerinin mevcut uçaklara entegrasyonu, Türkiye'nin filosundaki savaş uçaklarının kullanım ömrünü ve operasyonel kabiliyetlerini en üst düzeye çıkarmaya yönelik kararlılığını ortaya koyuyor.

Mevcut durumda, Türkiye ile ABD arasındaki F-16 müzakerelerinde yeni bir safhaya girilmiş olsa da, nihai bir anlaşmaya varılıp varılmadığı, fiyatlandırma konusunda mutabakat sağlanıp sağlanmadığı veya teslimat takviminin kesinleşip kesinleşmediği gibi konulara dair resmî bir açıklama henüz yapılmadı. Önümüzdeki günlerde bu kritik görüşmelerden çıkacak sonuçlar, hem Türkiye'nin hava savunma gücü hem de iki ülke arasındaki stratejik iş birliği açısından büyük önem taşıyacak.

Spor 26.09.2026 10:35 1 okunma

Beşiktaş'ta Gizem Çözüldü: Raskin Transferi Neden Yatmıştı? Başkan Serdal Adalı'dan Şok Açıklamalar!

Beşiktaş'ın yaz transfer döneminde büyük umutlarla yaklaştığı Nicolas Raskin transferinin neden gerçekleşmediği ortaya çıktı. Başkan Serdal Adalı, transfer sürecindeki kritik detayları ve Belçikalı oyuncunun kendi kararıyla Beşiktaş'a gelmediğini açıkladı. Kartal'ın ocak ayında yeniden devrede olması bekleniyor.

Beşiktaş'ta Gizem Çözüldü: Raskin Transferi Neden Yatmıştı? Başkan Serdal Adalı'dan Şok Açıklamalar!

Beşiktaş'ın geçtiğimiz yaz transfer döneminin son anlarında gündemine aldığı ve büyük ölçüde anlaştığı iddia edilen Nicolas Raskin transferi, son anda yatmıştı. Bu gelişmenin ardından siyah-beyazlı camiada büyük bir merak uyandı. Beşiktaş Kulübü Başkanı Serdal Adalı, transferin perde arkasında yaşananları ilk kez tüm çıplaklığıyla anlatarak, yaşananlara ışık tuttu. Adalı'nın açıklamaları, transferin neden gerçekleşmediğine dair önemli ipuçları veriyor.

Transferdeki Gizem Perdesi Aralandı: 'Kulüp Kabul Etmiş Ama...'

Başkan Serdal Adalı, Raskin transferi için yapılan görüşmelerde gelinen noktayı şöyle özetledi: "Transfer dönemi sona ermeden maç sonrası gelecek diye uçağını ayarlamıştık. Daha önceki dönemlerde kulüpleri bu oyuncuyu göndermek istememişti ancak bu kez durum farklıydı. Oyuncunun menajeri aracılığıyla kulübüyle iletişime geçtik ve oyuncunun transferine onay verdik. Maç sonrası gelirse sağlık kontrolüne yetişir diye bir planlama yapmıştık. Ancak daha sonra kulübü, normalde kadroda olmayan Raskin'i maç kadrosuna dahil etti. Bu durum bizim için kabul edilemezdi."

Adalı, satılacak bir oyuncunun böyle bir durumda maç kadrosuna alınmasının mantıksızlığını vurgulayarak, "Sonrasında kulüp 'kağıtları yolladık, imzaları aldık' dese de, satacağın futbolcuyu maç kadrosuna nasıl yazarsın? Bu durum, transfer sürecindeki profesyonellik dışı adımları gösteriyor." dedi. Adalı, kulübün bu konuyu kabul ettiğini ancak teknik direktörün oyuncuyu göndermek istemediğini de ekledi.

Raskin'den Açıklama: 'Zamanlama Mükemmel Değildi'

Transferin gerçekleşmemesinde oyuncunun kendi kararının da etkili olduğu ortaya çıktı. 25 yaşındaki Belçikalı orta saha oyuncusu Nicolas Raskin, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, durumu netleştirdi. Raskin, "Tereddüt edecek zamanınız olmuyor. Teklifi reddettim, konuyu kapattım ve maça çıktım. Beşiktaş da çok iyi bir kulüp. Ancak o an için zamanlama mükemmel değildi. Şimdi mümkün olduğunca iyi performans göstermeye devam etmek istiyorum. Sonraki transfer dönemlerinde neler olacağını göreceğiz." ifadelerini kullandı.

Bu açıklama, Raskin'in transfer sürecinde bazı çekinceleri olduğunu ve Beşiktaş'ın teklifine rağmen tam olarak ikna olmadığını gösteriyor. Oyuncunun, transferin gerçekleştiği dönemdeki kariyer planlaması ve kulübündeki mevcut durumu göz önüne alındığında bu kararı aldığı düşünülüyor.

Ocak Ayı Gündemi Belli Oldu: Beşiktaş'ın Gözü Yeniden Raskin'de Mi?

Yaşanan bu gelişmelerin ardından Beşiktaş'ın, ara transfer döneminde Nicolas Raskin için yeniden girişimlerde bulunması bekleniyor. Siyah-beyazlı yönetim, önümüzdeki ocak ayında yapılacak transfer döneminde önceliği orta saha transferine verecek. Raskin, geçtiğimiz yazdan bu yana gösterdiği performans ve potansiyeliyle Beşiktaş'ın transfer listesinde önemli bir yer tutmaya devam ediyor.

Kartal'ın, Raskin transferini ocak ayında bitirip bitiremeyeceği merak konusu. Ancak Başkan Serdal Adalı'nın açıklamaları ve oyuncunun kendi ifadesi, bu transferin gerçekleşmesi için her iki tarafın da daha net bir zeminde buluşması gerektiğini ortaya koyuyor. Beşiktaş'ın ara transferdeki hamleleri, şimdiden futbol kamuoyunda heyecanla bekleniyor. Kulübün, orta sahayı güçlendirme konusundaki kararlılığı ve Raskin isminin gündemde kalmaya devam etmesi, önümüzdeki aylarda yaşanacak gelişmelere işaret ediyor.

Spor 26.09.2026 10:05 3 okunma

Nihat Kahveci'den Olay Yorum: 'Yeniliyorsan, En AZINDAN Böyle Yenil!' Türkiye-Fransa Maçının Sır Perdesi Aralandı!

A Milli Takım'ın Fransa'ya 1-0 mağlup olduğu kritik maç sonrası Nihat Kahveci, Kontraspor'da çarpıcı açıklamalarda bulundu. Kahveci, takımın mücadelesini ve rakibin gücünü değerlendirerek dikkat çeken yorumlarda bulundu.

Nihat Kahveci'den Olay Yorum: 'Yeniliyorsan, En AZINDAN Böyle Yenil!' Türkiye-Fransa Maçının Sır Perdesi Aralandı!

Tarihi Karşılaşmada Milli Takım Sahne Aldı: Fransa'ya Karşı Dik Durduk!

UEFA Uluslar A Ligi'nin ilk ve heyecan verici mücadelesinde sahadan 1-0'lık skorla ayrılan A Milli Takımımız, sahasında konuk ettiği güçlü rakibi Fransa karşısında önemli bir mücadele örneği sergiledi. Kocaeli'de oynanan karşılaşmanın ardından, futbolumuzun değerli isimlerinden ve şimdilerde yorumculuk koltuğunda oturan Nihat Kahveci, maçın kritik anlarını ve milli takımın performansını Kontraspor ekranlarında masaya yatırdı. Kahveci'nin analizleri, özellikle maçın genel gidişatı ve takımımızın ortaya koyduğu mücadele açısından büyük önem taşıyor.

Nihat Kahveci'den Şaşırtan Analiz: 'Biz Bu Fransa'ya Karşı Kötü Oynamadık!'

Maçın ardından yapılan değerlendirmelerde Nihat Kahveci, rakibin gücüne dikkat çekerek başlıyor sözlerine: "Abi bunlar uçuyor. İspanya gibi akar kaçarlar." ifadeleriyle Fransa'nın ne kadar dinamik bir takım olduğunu vurguluyor. Ancak Kahveci, yenilgiye rağmen milli takımın mücadelesinden memnuniyetini dile getiriyor: "Bir gol yedik, çok da net pozisyon vermedik. İyi mücadele ettik. Gittik rakip kaleye." şeklinde konuşan Kahveci, maç içinde takımımızın yakaladığı pozisyonları da hatırlatıyor; İsmail, Ferdi ve Barış'ın yaklaştığı pozisyonları sıralayarak, takımımızın rakip kaleye ne kadar etkili gitmeye çalıştığını gözler önüne seriyor.

Kahveci, özellikle dönemin yıldızları ve teknik direktörüyle anılan Fransa'nın beklenen performansının çok ötesinde bir skorla ayrıldığımızı belirtiyor: "Zidane’ın gelmesi, etkisi, Zidane ile oyuncuların isteği, arzusu... Uçar, kaçarlar. İnanılmaz oynarlar. Acaba üç gol atar mı? Dört gol atar mı? diye düşündüğümüz Fransa’ya karşı bir gol yedik, yenildik." diyerek, rakibin potansiyelinin çok daha yüksek olduğunu ancak milli takımın bunu kısıtladığını ima ediyor. Maçın gidişatının farklı olabileceğine de değinen Kahveci, "Vallahi berabere de kalabilirdik. Hatta 10 kişiyle bile." diyerek, takımın ortaya koyduğu direncin altını çiziyor. Buna rağmen maçın sonucundan çok, ortaya konan mücadele ruhunun kendisini daha çok etkilediğini şu sözlerle özetliyor: "Çok üzüntü verici bir maç oldu. Çok üzülmedim. Çünkü Dünya Kupası’nı izlediğimizde 100 kişiye sorsak 97’si Fransa Dünya Kupası’nı kazanır diyordu. Bence biz bu Fransa’ya karşı çok kötü oynamadık."

Mücadele Ruhu ve Gelecek Perspektifi: 'Böyle Yenilmek Gurur Verici!'

Nihat Kahveci, analizinin devamında, galibiyetin kağıt üzerinde favori olan Fransa'nın olduğunu kabul etmekle birlikte, takımın sergilediği duruşu övüyor: "Vallahi çok da üzülmüyorum. Çok da eleştirmem. Rakip Fransa. Kağıt üstünde favori kazandı." şeklinde konuşuyor. Golü atan ve sakatlanan Kylian Mbappe'ye de değinen Kahveci, Didier Deschamps sonrası Zinedine Zidane ile yeni bir yapılanmaya giren Fransa'nın beklentileri karşılayıp karşılamadığı sorusunu da gündeme getiriyor. Kendi takımımızın performansına odaklanan Kahveci, "Biz Türkiye’ye karşı ne oynadık. Analiz yapıldığında farklı bakıyorlar ya. Beklediğimiz futbolu oynamadık diyecekler. Biz iyi oynadık." diyerek, milli takımın özeleştiriden çok, olumlu yönlerine odaklanılması gerektiğini savunuyor.

Barış, Can ve Kerem gibi oyuncuların performansına değinen Kahveci, Arda'nın bireysel yeteneğine dikkat çekiyor: "Dediğim gibi Barış’tan Can’dan gerekli katkıyı almamamıza Kerem’i de iyi kullanmamamıza rağmen bir Arda ile uğraşmamıza rağmen korneriydi, duran topuydu. İşin ofansında etkili olmaya çalışmasına rağmen 1-0 yenildik." ifadelerini kullanıyor. Ancak tüm bu eksikliklere rağmen milli takımın mücadelesinden gurur duyduğunu şu sözlerle vurguluyor: "Yemin ediyorum çok aradayım. Tebrik ediyorum. Fransa’ya yenilirsin. Yeniliyorsan da böyle yenil. Ne yalan söyleyeyim. Maksimum hakkı 1-1 bitse kimse niye 1-1 bitti demeyecek maç oynadık yani." Kahveci, bu tür güçlü rakipler karşısında alınan mağlubiyetlerde bile bir ders çıkarılması gerektiğini ve takımın sahadaki duruşunun önemli olduğunu belirtiyor.

Zemin Sorunu ve Arda Turan Farkı: Geleceğe Umutla Bakış

Nihat Kahveci, maçın oynandığı zeminin durumu hakkında da sert eleştirilerde bulunuyor: "Bu maçın burada oynanacağı iki ay önceden belliydi. Bu zeminin hali ne? Yağış yok, kar yok, çamur yok. Hiç mi demediniz, bu zemine niye bakmıyorsunuz?" diyerek tesisleşme ve saha bakımı konusundaki eksikliklere dikkat çekiyor. Oyuncuların performansına yönelik değerlendirmesinde ise, Arda'nın üstün yeteneğini öne çıkarıyor: "Arda başka bir seviyede, ona ayak uyduracak oyuncumuz yok. Arda 'ben başka bir seviyedeyim' dedi." ifadeleriyle, genç yıldızın potansiyeline vurgu yapıyor. Bu tür güçlü rakiplere karşı alınan istatistiklerin, Faroe Adaları gibi daha zayıf rakiplerle kıyaslanamayacağını belirterek, Fransa gibi dünyanın 1-2 numaralı takımıyla oynanan maçın önemini ve milli takımın bu mücadelede gösterdiği direncin altını çiziyor.

Spor 26.09.2026 08:05 3 okunma

Milli Takım'ın Fransa Maçı Ardından Şoke Eden Analiz: Montella'nın Kariyerini Tehlikeye Atan İki Büyük Hata Ortaya Çıktı!

A Milli Futbol Takımı'nın Fransa'ya 1-0 yenildiği maç sonrası spor yazarları, teknik direktör Vincenzo Montella'nın görevde kalmasını sorgulatan iki kritik hatasını mercek altına aldı. Montella'nın maçlara yaklaşımı ve oyuncu seçimlerindeki tutumu eleştirilerin odağında.

Milli Takım'ın Fransa Maçı Ardından Şoke Eden Analiz: Montella'nın Kariyerini Tehlikeye Atan İki Büyük Hata Ortaya Çıktı!

A Milli Futbol Takımımız, UEFA Uluslar A Ligi'ndeki ilk mücadelesinde sahasında güçlü rakibi Fransa'ya 1-0 mağlup olarak lige puansız başladı. Kocaeli Stadı'nda oynanan ve ilk yarısı golsüz tamamlanan karşılaşmada Kylian Mbappe'nin 54. dakikada attığı gol, Ay-Yıldızlılar'ın sahadan eli boş ayrılmasına neden oldu. Bu sonuçla Fransa grupta 3 puanı hanesine yazdırırken, millilerimiz ilk maçından puan çıkaramadı.

Taktiksel Tartışmaların Merkezindeki İsim: Vincenzo Montella

Maçın ardından spor medyasının önde gelen isimleri, A Milli Takım'ın performansını ve teknik direktör Vincenzo Montella'nın stratejilerini değerlendirdi. Özellikle Hürriyet gazetesi yazarları Mehmet Ayan ve Uğur Meleke'nin analizleri dikkat çekti. Mehmet Ayan, yenilgiyi dünyanın zirve takımlarından birine karşı alınan normal bir sonuç olarak değerlendirirken, Uğur Meleke ise Montella'nın teknik direktörlük kariyerini ve geleceğini riske atabilecek iki temel soruna işaret etti.

Mehmet Ayan'dan İyimser Bakış: 'Kara Bağlamaya Gerek Yok'

Mehmet Ayan, Türkiye'nin Fransa karşısındaki mücadelesini genel hatlarıyla değerlendirdi. Ayan, özellikle maçın 78. dakikasında oyuna giren Barcola ve Camavinga gibi yıldızların farkı ortaya koyduğunu belirterek, Montella'nın oyuncu tercihleri konusunda da savunulabilir bir noktada olduğunu savundu. 7 Eylül 2025'te İspanya'ya karşı alınan farklı yenilgiye atıfta bulunan Ayan, 'Bu seviye takımlara o seviyede oynayamazsın, oynarsan selametle...' diyerek, dönemin koşullarında Orkun, Hakan ve Kenan gibi eksiklerle sahaya çıkmanın yanlış bir karar olmadığını ifade etti. Milli takımın, özellikle 40. dakikaya kadar Fransa'nın 7'li savunmasını aşmakta zorlandığını belirten Ayan, topla oynama yüzdelerindeki dengesizliğe rağmen rakibin sıkıcı set oyunlarını aşmaya çalıştıklarını ve kaptıkları toplarla hızlı hücuma çıktıklarını dile getirdi.

Maçın Kilit Anları ve Savunma Direnci

Ayan, maçın kritik anlarına da değinerek, Uğurcan'ın 42. dakikadaki kurtarışının takımı maçta tuttuğunu belirtti. 46-54 arasındaki oyun üstünlüğümüzün kendisini umutlandırdığını ancak İsmail'in kafa vuruşundaki heyecanı maç boyunca yeterince hissetmediğimizi ekledi. Mbappe'nin golüyle oyunun tamamen Fransa lehine döndüğünü ancak maçın kalan bölümünde skora daha fazla yansımamasında hem Mbappe'nin bireysel performansının hem de savunmanın kavi direncini etkili olduğunu vurguladı. 10 kişi kalınmasına rağmen takımın fena oynamadığını belirten Ayan, savunma konusunda eleştiri yapmanın insaflı olmayacağını sözlerine ekledi.

Uğur Meleke: Montella'nın İki Kritiski Hatası

Uğur Meleke ise Vincenzo Montella'nın teknik direktörlük kariyerindeki potansiyel tuzaklara dikkat çekti. Dünya Kupası'ndaki hayal kırıklığına rağmen görevde kalmasını 'büyük şans' olarak nitelendiren Meleke, Montella'nın Euro 2028'de başarılı olmasının artık şart olduğunu belirtti. Montella'nın 'Doğrularına Lüzumundan Fazla İnanması' ve 'Vefa Duygusunu Abartması' olmak üzere iki temel sorunu olduğunu savundu.

Doğrularına Sıkı Sıkıya Bağlılık ve Esneklik İhtiyacı

Meleke'ye göre Montella'nın en büyük problemi, inandığı taktiksel doğruları sorgulamadan ve düşünsel esneklik göstermeden ısrarla uygulaması. Klasik bir santrfor olmadan yeni turnuvalara başlamasını eleştiren Meleke, Dünya Kupası'nı bu nedenle heba ettiğini ve Fransa maçında da Barış Alper gibi 'sahte dokuz' ile başlamasının aynı hatanın tekrarı olduğunu ifade etti. 3-4-2-1 dizilişine rağmen gol koklamayan, aramayan bir santrforla oynamanın sorunu çözmediğini vurgulayan Meleke, 'En önde gol koklamayan, aramayan, hedeflemeyen, alışkanlığı da bu olmayan bir santrfor' eleştirisinde bulundu.

Vefa Borcu mu, Tıkanıklık mı?

Meleke, Montella'nın bir diğer hatasının ise 'vefa duygusunu abartmak' olduğunu söyledi. Milli takımda adeta bir 'milli kulüp' havası oluşturduğunu belirten Meleke, bu durumun yeni yüzlerin ve yeteneklerin takıma girmesini engellediğini savundu. Futbolun dinamik bir oyun olduğunu ve milli takımların da bu dinamiğe ayak uydurarak daha açık olması gerektiğini belirtti. Montella'ya seslenen Meleke, 'Dünya dönerken onun durmaması. Milli takımı sıkıcı kulüp havasından çıkarması. Yeni yüzleri kucaklaması.' çağrısında bulundu. Meleke, teknik adamları sadece 'şu niye oynuyor, bu niye oynamıyor' yüzeyselliğinde eleştirmekten kaçındığını ancak Montella'nın bu konularda kendini geliştirmesi gerektiğini vurguladı.

Öte yandan, grubun diğer maçında Belçika deplasmanda İtalya'yı 2-0 mağlup etti. Milliler, gruptaki ikinci maçını 28 Eylül'de Bursa'da İtalya ile oynayacak.

Spor 26.09.2026 07:05 3 okunma

Belçika'dan Deplasmanda Muhteşem Zafer: İtalya'yı Devirdi, Avrupa Sahnesinde Fırtına Estirdi!

UEFA Uluslar Ligi'nin ilk haftasında İtalya ile Belçika karşı karşıya geldi. Belçika, Mika Godts ve Dodi Lukebakio'nun golleriyle sahadan 2-0 galip ayrılarak grubunda iddialı bir başlangıç yaptı.

Belçika'dan Deplasmanda Muhteşem Zafer: İtalya'yı Devirdi, Avrupa Sahnesinde Fırtına Estirdi!

UEFA Uluslar Ligi'nde heyecan dolu mücadeleler devam ederken, Avrupa futbolunun devleri sahne alıyor. Organizasyonun ilk haftasında A, B ve C liglerinde birbirinden çekişmeli maçlar oynandı. Bu haftanın en dikkat çekici karşılaşmalarından biri, son Avrupa şampiyonu İtalya ile güçlü rakibi Belçika arasındaydı. Milano'daki San Siro Stadyumu'nda oynanan mücadelede, Belçika deplasmanda aldığı 2-0'lık galibiyetle geceye damgasını vurdu.

Avrupa Şampiyonu'na Sert Darbe: Belçika Farkı Açtı

UEFA Uluslar Ligi'nin ilk haftasında A Ligi 1. Grup'ta mücadele eden A Milli Futbol Takımımız, sahasında güçlü Fransa'ya 1-0 mağlup olarak turnuvaya istediği başlangıcı yapamadı. Rakip ekibin tek golü, yıldız oyuncu Kylian Mbappe'den geldi. Ancak aynı grupta oynanan diğer maçta sahne alan Belçika, Avrupa şampiyonu İtalya karşısında adeta futbol dersi verdi. Mika Godts ve Dodi Lukebakio'nun attığı gollerle rakibini 2-0 gibi net bir skorla geçmeyi başaran Kırmızı Şeytanlar, grubunda önemli bir avantaj elde etti.

Grupta Dengeler Değişti: İtalya ve Türkiye İçin Zorlu Başlangıç

UEFA Uluslar Ligi, futbolseverlere her sezon olduğu gibi bu sezon da unutulmaz anlar yaşatmaya devam ediyor. A Ligi 1. Grup'ta yer alan Türkiye ve İtalya'nın ilk hafta maç sonuçları, gruptaki dengelerin ne kadar hassas olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Fransa'ya karşı sahasında aldığı mağlubiyetle moral bulanacak bir sonuç elde edemeyen Milliler, Belçika'nın İtalya karşısındaki etkili futbolu ile de grubundaki zorlu rakiplerini bir kez daha hatırladı. İtalya'nın evinde Belçika'ya boyun eğmesi, grubun iddialı takımlarından biri için beklenmedik bir sonuç olurken, önümüzdeki maçlar için de önemli sinyaller verdi. Belçika'nın bu galibiyeti, turnuvadaki şampiyonluk adayları arasındaki yerini sağlamlaştırdığı şeklinde yorumlandı.

Diğer Gruplarda Neler Oldu?

UEFA Uluslar Ligi'nin ilk haftası sadece A Ligi ile sınırlı kalmadı. B ve C liglerinde de heyecan verici mücadeleler yaşandı. B Ligi 2. Grup'ta Gürcistan, Kuzey İrlanda'ya 0-1 ile boyun eğirken, Macaristan da Ukrayna'ya 0-1'lik skorla mağlup oldu. 4. Grup'ta ise Polonya ve Bosna Hersek golsüz berabere kalırken, İsveç, Romanya'yı 2-1 ile geçti. C Ligi 2. Grup'ta Ermenistan, Letonya'yı 2-0'lık skorla mağlup ederken, Karadağ da Kıbrıs Rum Kesimi'ni 2-1'lik skorla yenmeyi başardı.

Ligin ilk haftası tamamlandığında, futbolseverler şimdiden gözlerini bir sonraki haftaya çevirdi. Özellikle A Ligi 1. Grup'taki mücadeleler, takımların turnuvadaki ilerleyişini belirleyecek kritik maçlara sahne olacak. Belçika'nın İtalya deplasmanında aldığı galibiyet, gruptaki diğer takımlar için de önemli bir referans noktası oluşturdu.