Bugün Gündemde
--° -- --/--°
Spor 16.08.2026 06:05 1 okunma

Fenerbahçe'den "DEV" Teklifine Kırmızı Çizgi! Genç Yıldız İçin Akılalmaz Rakamlar Havada Uçuştu!

Fenerbahçe, genç yıldızı Sidiki Cherif için Almanya'dan gelen astronomik kiralama ve satın alma opsiyonlu teklifi sorgusuz sualsiz reddetti. Sarı-lacivertlilerin bu kararı spor kamuoyunda yankı buldu.

Fenerbahçe'den "DEV" Teklifine Kırmızı Çizgi! Genç Yıldız İçin Akılalmaz Rakamlar Havada Uçuştu!

Fenerbahçe'nin geçtiğimiz sezonun devre arasında önemli bir yatırımla kadrosuna kattığı genç yetenek Sidiki Cherif için Almanya Bundesliga'dan sürpriz bir teklif geldi. Alman devi Hamburg'un, Cherif için sarı-lacivertlilere sunduğu rakamlar futbol gündemine bomba gibi düştü. Ancak Fenerbahçe yönetimi, kulüp için büyük önem taşıyan bu oyuncuyla ilgili gelen teklifi adeta duvara çarptı.

Fenerbahçe'den Akılalmaz Teklif Reddii!

Spor basınının önde gelen isimlerinden Yağız Sabuncuoğlu'nun edindiği bilgilere göre, Hamburg kulübü Sidiki Cherif'i kiralamak için Fenerbahçe'ye 4 milyon Euro kiralama bedeli ve oyuncuyu bonservisiyle kadrosuna katması halinde 15 milyon Euro satın alma opsiyonu teklif etti. Bu teklifte dikkat çeken en önemli nokta ise satın alma opsiyonunun zorunlu olmaması. Fenerbahçe yönetimi, bu teklifin detaylarını inceledikten sonra herhangi bir tereddüt yaşamadan masadan kalkarak bu teklifi kesin bir dille reddettiğini bildirdi. Bu kararın arkasında, genç oyuncunun sarı-lacivertli forma altında potansiyeline duyulan güvenin tam olduğu ve gelecekte kulübe önemli katkılar sağlayacağına olan inancın yattığı belirtiliyor.

Fenerbahçe'nin Cherif Yatırımı Göz Kamaştırıyor

Hatırlanacağı üzere Fenerbahçe, Gine asıllı Fransız forvet Sidiki Cherif'i, bonservisi Fransız kulübü Angers'de bulunan oyuncu için daha önce toplamda 22 milyon Euro'luk dev bir bütçe ayırmıştı. Bu rakamın 4 milyon Euro'su kiralama bedeli olarak ödenirken, oyuncunun bonservis bedeli için ise 18 milyon Euro sarı-lacivertliler tarafından Angers kulübüne transfer döneminde iletilmişti. Anlaşmada ayrıca, oyuncunun performansına ve takımın elde edeceği başarılara bağlı olarak 3 milyon Euro'luk bonus maddeleri de bulunuyordu. Bu yatırım, Fenerbahçe'nin Cherif'e ne kadar büyük bir değer atfettiğinin de açık bir göstergesi.

Genç Forvetin İlk İzlenimleri ve Gelecek Planları

Fenerbahçe formasıyla ilk 4 ayında sahaya çıktığı 16 mücadelede 3 gol ve 1 asistlik performansıyla dikkatleri üzerine çeken Sidiki Cherif, kısa sürede sarı-lacivertli taraftarların da sevgisini kazanmayı başardı. Geleceğin yıldız adaylarından biri olarak gösterilen Cherif'in Fenerbahçe ile 4 yıllık daha sözleşmesinin bulunması, bu tür tekliflerin önümüzdeki dönemlerde de gelebileceği ancak kulübün tutumunun değişmeyeceği yönünde yorumlanıyor. Hamburg'un bu yüksek bedelli teklifi reddedilse de, Cherif'in yeteneği uluslararası scoutların da radarında olmaya devam edecek gibi görünüyor. Fenerbahçe, bu kararıyla geleceğe yönelik stratejik planlamasının bir parçası olarak gördüğü oyunculara sahip çıkma konusundaki kararlılığını bir kez daha ortaya koymuş oldu.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Fikrinizi Paylaşın

Gündem 16.08.2026 07:05 0 okunma

İran'dan Tarihi Çıkış: ABD Mutabakatı Sahnede! İsrail Lübnan'dan Çekiliyor Mu?

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD ile varılan kritik mutabakatın İsrail'in Lübnan'dan çekilmesini öngördüğünü açıkladı. Bu gelişme, bölgedeki dengeleri değiştirebilir.

İran'dan Tarihi Çıkış: ABD Mutabakatı Sahnede! İsrail Lübnan'dan Çekiliyor Mu?

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, son günlerde uluslararası arenada büyük yankı uyandıran bir açıklama yaparak, Amerika Birleşik Devletleri ile varılan mutabakatın temel hedeflerinden birinin, İsrail'in Lübnan'daki işgaline son vermek olduğunu belirtti. Bu kritik gelişme, bölgedeki tansiyonun düşürülmesi ve kalıcı bir barışın tesis edilmesi yolunda önemli bir adım olarak yorumlanıyor.

Bölgesel İstikrar İçin Kritik Bir Dönemeç

Erakçi'nin ifadelerine göre, bu mutabakat sadece Lübnan'daki mevcut çatışmaların durdurulmasını değil, aynı zamanda İsrail güçlerinin Lübnan topraklarından tamamen çekilmesini de kapsıyor. Bu, yıllardır bölgede yaşanan gerilimlerin ve insani krizlerin sona ermesi açısından büyük önem taşıyor. İran Dışişleri Bakanı, anlaşmanın Lübnan'daki savaşın sona erdirilmesinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayarak, uluslararası toplumun bu yöndeki çabalarını da desteklediklerini dile getirdi. Bu gelişme, Lübnan halkı için umut ışığı olurken, bölge ülkeleri arasındaki diplomatik temasların da hızlanmasına neden olması bekleniyor.

Mutabakatın Detayları ve Olası Etkileri

Henüz mutabakatın tüm detayları kamuoyuyla paylaşılmamış olsa da, Erakçi'nin açıklamaları bu anlaşmanın bölgesel güvenlik mimarisini yeniden şekillendirebilecek potansiyele sahip olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, İsrail'in Lübnan'dan çekilmesinin, yalnızca iki ülke arasındaki sınır gerilimini azaltmakla kalmayıp, aynı zamanda Filistin meselesi başta olmak üzere diğer bölgesel anlaşmazlıkların çözümüne de olumlu yansıyabileceği görüşünde. Bu tür bir çekilme, uluslararası hukukun üstünlüğünün teyit edilmesi ve istikrarlı bir Ortadoğu için zemin hazırlanması anlamına gelebilir.

Diplomatik Hareketlilik ve Gelecek Perspektifi

İran'ın bu konudaki aktif rolü ve ABD ile kurduğu temaslar, bölgedeki diplomatik hareketliliğin artacağının bir işareti. Erakçi, anlaşmanın uygulanması için uluslararası işbirliğinin şart olduğunu belirterek, tüm tarafları sağduyuya davet etti. Bu süreçte, diğer bölgesel aktörlerin ve uluslararası kuruluşların da sürece dahil olması ve yapıcı bir rol üstlenmesi bekleniyor. İran'ın bu çıkışı, aynı zamanda bölgedeki farklı güç dengeleri ve ittifaklar açısından da önemli analizlere kapı aralıyor. Önümüzdeki dönemde, bu mutabakatın pratikteki yansımaları ve kalıcı barışa giden yol yakından takip edilecek.

Bu tarihi gelişmenin, Lübnan'ın yeniden imarı ve ekonomik kalkınması üzerinde de önemli etkileri olması öngörülüyor. Bölgedeki çatışmaların sona ermesiyle birlikte, uluslararası yardımların ve yatırımların artması, Lübnan'ın ekonomik olarak yeniden ayağa kalkmasına katkı sağlayabilir. İran Dışişleri Bakanı'nın açıklamaları, sadece siyasi bir zafer olarak değil, aynı zamanda bölge halklarının refahı için atılmış somut bir adım olarak da değerlendiriliyor.

Gündem 16.08.2026 05:35 2 okunma

Rekor Yağışlara Rağmen Kurudu Kalan Kayseri'nin Çöl Gölü: Gizem Perdesi Kalkıyor mu?

Kayseri'nin İncesu ilçesindeki Çöl Gölü, son dönemde etkili olan yoğun yağışlara rağmen eski canlılığına kavuşamadı. Kuraklık sonrası sessizliğe gömülen gölün akıbeti merak ediliyor.

Rekor Yağışlara Rağmen Kurudu Kalan Kayseri'nin Çöl Gölü: Gizem Perdesi Kalkıyor mu?

Kayseri'nin doğal güzelliklerinden biri olan ve geçmişte barındırdığı suyla dikkat çeken Çöl Gölü, son yıllarda yaşanan kuraklık kriziyle birlikte adeta yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı. Ancak, son dönemde Türkiye genelinde gözlemlenen rekor seviyedeki yağışlar, bölge halkı ve doğa gözlemcileri arasında Çöl Gölü'nün yeniden hayat bulacağına dair umutları yeşertmişti. Ne var ki, son veriler bu beklentileri boşa çıkardı; zira şiddetli yağışlara rağmen göl hala eski su seviyesine ulaşabilmiş değil.

Yağmurlar Gökten Düştü, Çöl Gölü'ne Uğramadı Mı?

Kayseri'nin İncesu ilçesi sınırları içerisinde yer alan Çöl Gölü, coğrafi yapısı ve bulunduğu konum itibarıyla, çevresindeki doğal su kaynaklarının beslediği bir potansiyele sahipti. Geçtiğimiz yıllarda yaşanan şiddetli kuraklık ve yetersiz yağışlar nedeniyle göl tabanı tamamen açığa çıkmış, balçık ve çatlamış toprak yüzeyleri, bir zamanlar suyla kaplı alanın acı bir hatırası olarak kalmıştı. Bu durum, bölgenin ekosistemini olumsuz etkilediği gibi, yerel halkın da geçim kaynaklarını ve yaşam biçimini derinden sarsmıştı.

Sonbahar ve kış aylarında ülkenin birçok bölgesinde ölçülen yağış rekorları ve sel felaketlerine yol açan yoğun su baskınları, Çöl Gölü çevresinde de benzer bir tabloyu tetiklemesi bekleniyordu. Ancak, bölgedeki gözlemler ve yapılan incelemeler, bu beklentilerin gerçekleşmediğini ortaya koyuyor. Gölde gözlemlenen su seviyesi, mevsim normallerinin çok üzerinde seyreden yağışlara rağmen hayal kırıklığı yaratacak düzeyde düşük kalmış durumda.

Uzmanlar Açıklıyor: Neden Su Tutmuyor?

Konunun uzmanları ve çevre bilimciler, Çöl Gölü'nün rekor yağışlara rağmen neden yeterli suyu bünyesinde barındıramadığına dair çeşitli teoriler üzerinde duruyor. Bu teorilerin başında, göl tabanında ve çevresindeki yeraltı su yollarında meydana gelen yapısal değişiklikler geliyor. Kuraklık döneminde yaşanan aşırı buharlaşma ve toprağın derinliklerine sızan suyun geri dönüşümünün engellenmesi, gölün su tutma kapasitesini olumsuz etkilemiş olabilir.

Bir diğer önemli faktör ise, bölgede yeraltı sularının aşırı kullanımı olarak gösteriliyor. Tarımsal sulama ve diğer insani ihtiyaçlar için açılan derin kuyular, göle ulaşması gereken suyun önemli bir kısmını emerek, gölün beslenmesini engelliyor. Uzmanlar, bu durumun devam etmesi halinde, gelecekteki yağışlar ne kadar bol olursa olsun Çöl Gölü'nün eski günlerine dönmesinin mümkün olmayacağı uyarısında bulunuyor.

Çözüm Yolları ve Gelecek Perspektifi

Bu endişe verici tablo karşısında, yetkililer ve bilim insanları çeşitli çözüm önerileri üzerinde çalışmaya başladı. Yapılacak olan detaylı hidrojeolojik incelemeler, gölün su tutamama nedenlerini daha net ortaya koyacak. Ardından, yeraltı su kaynaklarının korunması ve bilinçli kullanılmasına yönelik yasal düzenlemeler ve denetimlerin artırılması gündeme gelebilir. Ayrıca, göl tabanının rehabilitasyonu ve su kaybını önleyici tedbirlerin alınması gibi projeler de değerlendirme aşamasında.

Çöl Gölü'nün geleceği, sadece bölge ekosistemi için değil, aynı zamanda Kayseri'nin turizm potansiyeli ve yerel halkın refahı açısından da büyük önem taşıyor. Bu nedenle, atılacak adımların bilimsel verilere dayanması ve sürdürülebilir bir çevre politikasıyla desteklenmesi büyük önem arz ediyor. Umarız ki, bu değerli doğal miras, hem geçmişteki görkemine kavuşur hem de gelecek nesillere aktarılabilir bir değer olarak kalır.

Teknoloji 16.08.2026 05:05 3 okunma

Ford Temmuz Fiyatları Belli Oldu: Sıfır Faizli Krediler ve Beklenmedik İndirimler Kapıda!

Ford'un Temmuz 2026 güncel fiyat listesi açıklandı. Yeni modeller, cazip kredi fırsatları ve sürpriz indirimlerle otomobil sahibi olmak isteyenleri bekliyor. İşte detaylar!

Ford Temmuz Fiyatları Belli Oldu: Sıfır Faizli Krediler ve Beklenmedik İndirimler Kapıda!

Otomotiv devlerinden Ford, Temmuz 2026 itibarıyla Türkiye pazarındaki güncel fiyat listesini duyurdu. Markanın amiral gemisi modelleri olan Puma, Kuga, Focus, Tourneo Courier, Tourneo Custom ve ikonik pick-up modeli Ranger'ın yeni etiket fiyatları meraklılarıyla buluştu. Geniş ve yenilikçi ürün gamı, son teknoloji sürüş destek sistemleri ve her türlü ihtiyaca yanıt veren donanım seçenekleriyle Ford, hem ailelerin hem de profesyonel kullanıcıların otomotiv ihtiyaçlarına yönelik güçlü çözümler sunmaya devam ediyor.

Temmuz Ayına Özel Ford Kampanyaları ve Finansal Avantajlar

Ford'un Temmuz 2026 kampanyaları, araç alım sürecini daha da cazip hale getirecek nitelikte. Marka, bu ay boyunca geçerli olacak özel takas destekleri ve birbirinden avantajlı kredi fırsatlarıyla alıcılarının yüzünü güldürmeyi hedefliyor. Özellikle sıfır faizli kredi seçenekleri, otomobil sahibi olmak isteyenler için büyük bir fırsat olarak öne çıkıyor. Bu kapsamlı rehberimizde, Ford'un en güncel fiyat listesinin yanı sıra, devam eden indirimler, özel kampanyalar ve finansman koşullarına dair tüm merak edilen detayları sizler için derledik.

Ford Modellerinin Temmuz 2026 Güncel Fiyatları Açıklanıyor

Ford'un Temmuz 2026 fiyat listesi, otomobil tutkunlarının dikkatini çekecek rakamları barındırıyor. Yenilikçi tasarımları ve yüksek performanslarıyla bilinen modellerde önemli güncellemeler yapıldı:

  • Yeni Puma (2026 Modeli): 2.131.500 TL
  • Yeni Puma (2025 Modeli): 1.897.100 TL
  • Kuga (2026 Modeli): 2.740.000 TL
  • Kuga (2025 Modeli): 2.585.600 TL
  • Yeni Journey Courier (2026 Modeli): 2.551.000 TL
  • Yeni Journey Courier (2025 Modeli): 2.324.800 TL
  • Puma Gen-E (2026 Modeli - Elektrikli): 2.158.700 TL
  • Puma Gen-E (2025 Modeli - Elektrikli): 1.976.500 TL
  • Yeni Journey Courier BEV (2026 - Tam Elektrikli): 2.319.200 TL
  • Yeni Journey Courier BEV (2025 - Tam Elektrikli): 2.230.400 TL
  • Focus (2025 Modeli): 2.720.500 TL
  • Capri (2026 Modeli): 3.164.300 TL
  • Capri (2025 Modeli): 2.431.700 TL
  • Explorer BEV (2026 - Tam Elektrikli): 2.133.900 TL
  • Explorer BEV (2025 - Tam Elektrikli): 2.031.700 TL
  • Puma ST (2026 Modeli - Spor Versiyon): 2.732.100 TL
  • Puma ST (2025 Modeli - Spor Versiyon): 2.323.600 TL
  • F-150 (2025 Modeli - Pick-up): 7.924.600 TL
  • Edge (2024 Modeli): 3.956.900 TL

Öne Çıkan Kredi ve Faizsiz Finansman Fırsatları

Ford'un Temmuz 2026 kampanyalarının en dikkat çekici yönlerinden biri, sıfır faizli kredi imkanları. Bu avantajlı teklifler, belirli modellerde otomobil sahibi olmayı kolaylaştırıyor:

  • Ford Puma Gen-E: Tam elektrikli bu kompakt SUV modeli için 300.000 TL'ye varan kredi tutarında, 6 ay vadeli ve yüzde 0 faizli finansman seçeneği sunuluyor.
  • Ford Puma: Geleneksel benzinli motor seçeneğiyle sunulan Ford Puma modelinde de benzer şekilde 300.000 TL için 6 ay vade ve sıfır faiz kampanyası mevcut. Bu kampanya, yeni bir Puma'ya sahip olmak isteyenlere büyük kolaylık sağlıyor.
  • Ford Kuga: Özellikle kurumsal firmalar ve tüzel kişilikler için tasarlanan bu kampanyada, Ford Kuga alımında 300.000 TL tutarında kredi, 6 ay vade ve yüzde 0 faiz imkanı sunuluyor. İşletmelerin filo yatırımlarını daha avantajlı hale getirmeyi hedefliyor.
  • Ford Focus: Ford'un sevilen modeli Focus için de Temmuz ayında geçerli olmak üzere 300.000 TL'lik kredi tutarı için 6 ay vadeli ve sıfır faizli finansman desteği sağlanıyor. Bu kampanya, Focus'un geniş kitlelere ulaşmasını kolaylaştıracak.

Bu kampanyalar, otomobil sektöründeki rekabetin kızıştığı bu dönemde Ford markasının pazar payını korumasına ve artırmasına yardımcı olacak stratejiler olarak öne çıkıyor. İlgilenen tüketicilerin, kampanyaların detayları ve geçerlilik süreleri hakkında bilgi almak için en yakın Ford yetkili satıcısıyla iletişime geçmeleri öneriliyor.

Gündem 16.08.2026 04:35 2 okunma

Japonya'dan Kritik Savunma Hamlesi: Türkiye Devleriyle El Ele Veriyor!

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün'ün Japonya temasları, iki ülke arasında savunma sanayii işbirliğinde yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Görgün, ileri teknoloji ve stratejik ortaklık vurgusuyla dikkat çekti.

Japonya'dan Kritik Savunma Hamlesi: Türkiye Devleriyle El Ele Veriyor!

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, son dönemdeki Japonya ziyaretini değerlendirerek, iki ülke arasındaki savunma sanayii ilişkilerine dair önemli açıklamalarda bulundu. Görgün'ün temasları, Türk savunma sanayiinin uluslararası alandaki etkisini artırma ve küresel işbirliklerini derinleştirme stratejisinin bir parçası olarak öne çıkıyor.

Stratejik Ortaklık Yeni Boyut Kazanıyor

Başkan Görgün, Japonya ile olan mevcut stratejik ortaklıklarının, savunma sanayii alanında daha somut işbirliklerine evrilmesi yönündeki hedeflerini vurguladı. Bu yeni işbirliği modelinin temelini; ileri teknoloji entegrasyonu, yüksek kalite standartları, karşılıklı güven ve fayda ilkelerinin oluşturacağını belirtti. Bu çerçevede, mevcut potansiyelin daha etkin kullanılarak, iki ülkenin de savunma kapasitelerini güçlendirecek ortak projelere imza atılması amaçlanıyor. Görgün'ün açıklamaları, Türkiye'nin savunma sanayiinde yalnızca üretici değil, aynı zamanda stratejik ortak olma vizyonunu da pekiştiriyor.

Teknolojik Sinerji ve Gelecek Vizyonu

Japonya'nın sahip olduğu ileri teknoloji yetenekleri ile Türkiye'nin dinamik savunma sanayii ekosisteminin bir araya gelmesi, sektörde çığır açacak yeniliklere kapı aralayabilir. Özellikle siber güvenlik, yapay zeka destekli sistemler, insansız hava araçları ve ileri malzeme teknolojileri gibi alanlarda ortak Ar-Ge projeleri geliştirilmesi öngörülüyor. Bu tür işbirlikleri, yalnızca askeri değil, aynı zamanda sivil kullanım alanlarında da teknolojik sıçramalara yol açabilir. Başkan Görgün'ün bu konudaki vurgusu, işbirliğinin sadece askeri teçhizat üretimiyle sınırlı kalmayıp, teknoloji transferi ve ortak inovasyon kültürünün geliştirilmesine odaklanacağını gösteriyor.

Küresel Güvenlik Mimarisinde Yeni Bir Oyuncu

Bu türden stratejik ortaklıklar, küresel güvenlik mimarisinde de önemli değişimlere yol açabilir. Türkiye, son yıllarda savunma sanayiindeki yerli ve milli atılımlarıyla dikkat çekerken, Japonya gibi teknoloji devi bir ülkeyle kurulan güçlü işbirlikleri, Türkiye'nin bu alandaki küresel konumunu daha da güçlendirecektir. Görgün'ün vurguladığı karşılıklı fayda ilkesi, bu işbirliklerinin sürdürülebilir ve her iki taraf için de kazançlı olmasını sağlayacaktır. Savunma Sanayii Başkanlığı'nın bu adımı, Türkiye'nin dış politikadaki gücünü ve bölgesel/küresel aktörlüğünü pekiştiren önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Geleceğe Yönelik Adımlar ve Beklentiler

Önümüzdeki dönemde, Japonya ile savunma sanayii alanında atılacak somut adımların daha net bir şekilde ortaya çıkması bekleniyor. Ortak yatırım fırsatları, teknoloji paylaşımı anlaşmaları ve belirli projelerde işbirliği protokolleri gibi gelişmelerin takip edileceği öngörülüyor. Bu işbirliği, hem Türk savunma sanayii firmaları için yeni pazarlar ve teknolojik gelişim fırsatları sunacak, hem de Japonya'ya bölgesel güvenlik ve teknoloji alanında yeni perspektifler kazandıracaktır. Haluk Görgün'ün Japonya ziyaretinin sonuçları, önümüzdeki aylarda detaylı bir şekilde kamuoyu ile paylaşılacaktır.

Gündem 16.08.2026 03:35 4 okunma

Bahçeli'den Tarihi Çıkış: 'Netanyahu'nun Telaşı Tükenmişliğinin İlanı!' ABD-İran Mutabakatı ve Filistin Ateşiyle İlgili Kritik Açıklamalar

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada ABD-İran mutabakatı ve Gazze'deki insani krize dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, Netanyahu yönetimini hedef alarak 'Telaşının ve tükenmişliğinin ilanıdır' dedi.

Bahçeli'den Tarihi Çıkış: 'Netanyahu'nun Telaşı Tükenmişliğinin İlanı!' ABD-İran Mutabakatı ve Filistin Ateşiyle İlgili Kritik Açıklamalar

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Bahçeli, ABD ile İran arasında varılan mutabakata ilişkin yaptığı değerlendirmede, İsviçre'de atılacağı açıklanan imzaların bölgede sulh ve sükunun hakim kılınması, Hürmüz hattında seyrüsefer emniyetinin yeniden tesisi ve Orta Doğu'da ateşi körükleyen oyunların boşa çıkarılması adına önemli bir dönüm noktası olmasını temenni ettiklerini belirtti.

Filistin Halkının Haklı Mücadelesi ve İsrail'in Acımasız Politikaları

Konuşmasının büyük bölümünü Filistin meselesine ayıran Bahçeli, 1948'den bu yana Filistin halkının özgür ve bağımsız yaşama arzusunun sürekli ertelendiğini, 1967'den beri ise işgalin derinleştiğini vurguladı. Kudüs'ün statüsüyle ilgili yaşanan belirsizliklere ve yerleşim politikalarıyla Filistin topraklarının adım adım daraltılmasına dikkat çeken Bahçeli, Gazze'nin yıllardır süregelen abluka, açlık, yıkım ve ölümle sınandığını söyledi. 7 Ekim'den bu yana İsrail yönetiminin izlediği politikaların, savaş hukukunun meşruiyet sınırlarını aştığını ve vicdan sahibi milletleri derinden sarstığını ifade etti.

Bahçeli, İsrail'in günahsız sivilleri hedef aldığını, şehirleri harabeye çevirdiğini, hastaneler, okullar, ibadethaneler ve yardım noktalarını dahi savaş alanına dönüştürdüğünü belirterek, İsrail'in artık ölüm ve intikam makinesi siyasetine büründüğünü söyledi. Bölgenin huzur damarlarına musallat olmuş bu kan delisi kriz makinesinin, ateşkesi ihlal ederek Lübnan'a saldırdığını, söylem ve demeçleriyle dünya milletlerinin dört gözle beklediği ABD-İran mutabakatına dahi karşı durduğunu ve Doğu Akdeniz ile Kıbrıs çevresinde istikrarsızlık merkezi olmaya devam ettiğini dile getirdi.

Netanyahu Yönetimi'ne Sert Eleştiriler: 'Acziyetinin ve Telaşının İlanı'

MHP lideri, Netanyahu yönetiminin bölgenin huzuruna kasteden bir kriz üretim mekanizması olduğunu vurgulayarak, Netanyahu'nun siyasi geleceğinin belirsiz olduğunu söyledi. Başrolünde olduğu yolsuzluk dosyaları, iç siyasette derinleşen meşruiyet krizi ve İsrail toplumunu bölen iktidar hırsının, ayrıca uluslararası yargı mercilerindeki ağır süreçlerin Netanyahu'nun gölgesinde yaşadığını kaydetti.

Bahçeli, siyasi ömrünü kanlı bir güvenlik anlatısına bağlayan, koltuğunu korumak için yangına körükle giden, iftira ve propaganda perdesiyle Orta Doğu'daki mezalimini örtmeye çalışan bu zihniyetin, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef almasının, Netanyahu'nun acziyetinin, telaşının ve tükenmişliğinin ilanı olduğunu sert bir dille ifade etti. Gazze'de çocukların cenazeleri toprağa verilirken, Filistinli esirlerin onurunun çiğnenirken, Batı Şeria'da toprak gaspı sürerken ve Lübnan'da tarihi doku bombaların altında yok edilirken Türkiye'ye ahlak dersi vermeye kalkmanın, Cumhurbaşkanı'na parmak sallamanın, akıl karargahlarının teslim bayrağını çektiğini gösterdiğini söyledi. Bebek kanıyla ikbal arayanların gaddarlıkları tüm dünyanın gözleri önündeyken uğursuz sayıklamalara kulak asmayacaklarını belirtti.

BM'nin Acze Düştüğü Tablo ve Uluslararası Hukukun Sınavı

Dünyanın içinde bulunduğu hazin tablo karşısında sorgulanması gereken kurumlardan birinin de Birleşmiş Milletler olduğunu söyleyen Bahçeli, Gazze'de insanlık inim inim inlerken, bölgede acı ve katliam kol gezerken BM'nin adeta üç maymunu oynadığını ifade etti. Veto sopasıyla adaletin yolunun kesildiğini, Güvenlik Konseyi'nde tek bir ülkenin İsrail'e kol kanat geren himaye refleksine takıldığını belirtti.

Gazze'de acil, koşulsuz ve kalıcı ateşkes talebinin, insani yardım yollarının açılması çağrısının ve sivillerin can güvenliğini sağlama mecburiyetinin, 14 üyenin desteğine rağmen Washington'un veto duvarına tosladığını ifade eden Bahçeli, meselenin sadece karar alınamaması değil, aynı zamanda zulme zaman kazandırılması olduğunu vurguladı. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Netanyahu hakkında savaş suçu ve insanlığa karşı suç isnatlarıyla yakalama kararı çıkarmasını hatırlatan Bahçeli, asıl meselenin tam da burada başladığını ve bu kararın icrasının devletlerin siyasi cesaretine ve hukuka riayetine bağlı olduğunu söyledi. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin bir kolluk gücünün bulunmadığını hatırlatan Bahçeli, Netanyahu'yu adalete teslim edecek olanın yine devletler olduğunu belirtti.

Bahçeli, küresel düzenin çelişkisinin ve BM'nin iki yüzlülüğünün bu noktada bütün çarpıklığıyla ortaya çıktığını vurgulayarak, New York'ta veto kalkanı açanların, Lahey'de ise işlevsiz söylemlerle vitrinleri süslediğini kaydetti. İsrail yönetiminin hesap vermesi ihtimali belirince Netanyahu etrafına bir dokunulmazlık zırhı örülmek istendiğini söyledi. Güvenlik Konseyi'nde korunan, Lahey'de kollanan bu imtiyazın kimin hukuku olduğunu soran Bahçeli, burada karşımızda İsrail'in katliam ve kıyım düzeni değil, bu düzeni besleyen, arkasını kollayan ve savaş hukukunu ayaklar altına alan her eylemde cesaretlendiren küresel düzenin ahlaki iflası olduğunu dile getirdi. BM'nin de bu iflas tablosunun tam ortasında durduğunu, İkinci Dünya Savaşı'nın yıkıntıları üzerinde kurulan yapının, Gazze'deki katliam karşısında vazifesini yerine getiremediğini sözlerine ekledi. Bahçeli, 'Çocuklar açlıktan ölürken yazılan raporlar kimin karnını doyurmaktadır?' sorusuyla BM'nin aczini gözler önüne serdi.