Bugün Gündemde
--° -- --/--°
Spor 02.11.2026 23:05 4 okunma

Joao Pereira'dan Ağır İtiraf: 'Türkiye'deki En Kötü Günlerim!' 5-0'lık Yenilgi Sonrası Şok Sözler!

Alanyaspor Teknik Direktörü Joao Pereira, Gençlerbirliği'ne karşı alınan 5-0'lık ağır yenilginin ardından, Türkiye kariyerindeki en zorlu süreci yaşadıklarını belirterek, oyuncularının odaklanma eksikliğine dikkat çekti. Pereira, savunmadaki hatalara ve alınan kararların sonuçlarına değinerek gelecek için umutlu mesajlar verdi.

Joao Pereira'dan Ağır İtiraf: 'Türkiye'deki En Kötü Günlerim!' 5-0'lık Yenilgi Sonrası Şok Sözler!

Trendyol Süper Lig'in 10. haftasında Alanyaspor, deplasmanda karşılaştığı Gençlerbirliği karşısında beklenmedik ve ağır bir yenilgi aldı: 5-0. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında Alanyaspor Teknik Direktörü Joao Pereira, açıklamalarda bulunarak takımın içinde bulunduğu durumu ve maçın gidişatını değerlendirdi. Portekizli teknik adam, bu mağlubiyetin Türkiye'ye geldiği günden bu yana yaşadığı en kötü süreç olduğunu belirterek, takımın genel performansını sert bir dille eleştirdi.

'Profesyonelce Davranmalıyız!' Pereira'dan Eleştiri

Joao Pereira, oyuncularını maç öncesinde daha güçlü, daha akıllı ve daha odaklı olmaları konusunda uyardığını ancak maçın ilk düdüğüyle birlikte adeta kabusun başladığını ifade etti. Geriye düştükleri ilk golü 'tam anlamıyla amatör bir gol' olarak nitelendiren Pereira, bu golle ilgili söylenecek fazla bir şey olmadığını vurguladı. Takımın genel olarak oyuna yeterince konsantre olamadığını ve sahada beklenen profesyonellikten uzak bir görüntü çizdiğini sözlerine ekledi. Maçın kırılma anlarına dair konuşan Pereira, golden sonra dengeyi kurduklarını düşünse de, 1-1'i yakalayabilecekleri 1-2 pozisyonu gole çeviremediklerini ve devreyi 1-0 geride kapattıklarını belirtti.

Devre Arası Planları Tutmadı, Savunma Çöktü!

Devre arasında yaptıkları oyuncu değişiklikleri ve taktiksel hamlelerin de beklenen etkiyi yaratmadığını dile getiren Pereira, ikinci yarıya başlarken yapılan planların da hemen çöktüğünü söyledi. Oyuncularıyla hızlı geçişlere karşı dikkatli olmaları gerektiğini konuştuklarını ancak tam da bu senaryonun gerçekleştiğini ve ikinci golü yedikleri an itibarıyla maçın fişinin çekildiğini belirtti. Skor 2-0 olduktan sonra risk almak adına beşli savunmadan dörtlü savunmaya döndüklerini ancak bu değişikliğin de işleri daha da sarpa sardırdığını itiraf etti. Dörtlü savunmada ne dengenin ne de birebir savunmanın gerekliliklerini yerine getirebildiklerini, bu kararın büyük bir hata olduğunu açıkça ifade etti. Bu noktadan sonra maçın tamamen koptuğunu ve geri dönüşün imkansız hale geldiğini ekledi.

'Her Şey Göründüğü Kadar Kötü Değil' Pereira'dan Umut Mesajı

Tüm bu olumsuz tabloya rağmen Joao Pereira, sezon başındaki hedeflerinden henüz kopmadıklarını belirtti. İlk sezonlarında ligde kalma başarısını gösterdiklerini, ikinci sezonlarında ise daha iyi bir pozisyon hedeflediklerini ve bunu da başardıklarını hatırlattı. Şu anda küme düşme hattının 4 puan üzerinde olduklarını ve eğer maçı kazansalardı ligin beşinci sırasında yer alan bir takımla aralarındaki puan farkının sadece 2'ye ineceğini vurguladı. Pereira, 'Kazanmış olsaydık her şey çok iyi gözükecekti' diyerek, mevcut durumun kağıt üstünde göründüğü kadar kötü olmadığını savundu. Çalışmaya devam edeceklerini ve sezon başında belirttikleri geçen sezondan daha iyi bir sezon geçirme hedefine ulaşmak için mücadelelerini sürdüreceklerini sözlerine ekledi. Mevcut durumu kabullenip hedefe odaklanmanın önemine dikkat çekti.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Fikrinizi Paylaşın

Gündem 03.11.2026 00:05 1 okunma

Hürmüz Boğazı'nda Gerilim Tırmandı: ABD İHA'larına İran'dan Sert Yanıt!

İran Devrim Muhafızları, stratejik Hürmüz Boğazı'nın girişinde yer alan Keşm Adası açıklarında iki ABD yapımı MQM-170 İHA'sını düşürdüğünü duyurdu. Bölgedeki askeri hareketlilik dikkatle izleniyor.

Hürmüz Boğazı'nda Gerilim Tırmandı: ABD İHA'larına İran'dan Sert Yanıt!

İran Devrim Muhafızları Ordusu'ndan gelen son dakika açıklaması, Orta Doğu'daki tansiyonu daha da yükseltti. Kurumun Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Hürmüz Boğazı'nın stratejik öneme sahip Keşm Adası'nın güney sularında, ABD ordusuna ait olduğu belirlenen iki adet MQM-170 tipi insansız hava aracı (İHA)'nın düşürüldüğünü resmen bildirdi. Bu gelişme, bölgedeki askeri dengeler ve uluslararası ilişkiler açısından önemli sonuçlar doğurabilecek nitelikte.

Bölgedeki Askeri Varlık ve Önemi

Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin hayati bir geçiş noktası olmasının yanı sıra, stratejik konumu itibarıyla da küresel güçler için büyük önem taşıyor. İran ve ABD arasındaki deniz yetki alanları ve askeri varlıkların durumu, bu bölgede her zaman hassasiyetle takip ediliyor. Devrim Muhafızları'nın bu son operasyonu, söz konusu hassasiyeti daha da derinleştirmiş görünüyor. Düşürülen İHA'ların hangi görevle bölgede bulunduğu ve İran tarafından nasıl tespit edilip angaje edildiği konusunda henüz detaylı bilgi paylaşılmadı. Ancak bu tür bir müdahale, keskin bir karşı hamle olarak değerlendiriliyor.

MQM-170: Gelişmiş Bir Gözlem ve Taarruz Aracı mı?

Düşürülen MQM-170 tipi insansız hava araçlarının teknik özellikleri ve görev profili, olayın vahametini artırıyor. Bu tip İHA'lar, genellikle keşif, gözetleme ve hedef belirleme gibi hassas görevler için kullanılırken, bazı varyantları hafif taarruz kabiliyetine de sahip olabiliyor. Dolayısıyla, bu İHA'ların düşürülmesi, sadece bir ihlal durumunun tespitiyle sınırlı kalmayıp, olası bir casusluk veya hazırlık faaliyetinin engellenmesi olarak da yorumlanabilir. İran'ın bu müdahalesinin, kendi hava sahası veya deniz yetki alanlarının korunmasına yönelik proaktif bir savunma stratejisinin parçası olduğu düşünülüyor.

Uluslararası Yankılar ve Olası Senaryolar

Bu olayın uluslararası alanda nasıl yankı bulacağı ise şimdiden merak konusu. ABD'nin bu duruma vereceği olası tepki, bölgedeki gerilimin seyrini doğrudan etkileyecek. Eğer ABD, bu İHA'ların kendilerine ait olduğunu doğrularsa, İran'a karşı diplomatik veya askeri bir misilleme yoluna gidebilir. Öte yandan, İran, bu eylemini uluslararası hukuka uygun bir egemenlik hakkı kullanımı olarak savunacaktır. Uzmanlar, bu tür olayların, zaten hassas olan bölge dengelerini daha da bozabileceği ve diplomatik çözüm arayışlarını zorlaştırabileceği konusunda uyarıyor. Keşm Adası'nın stratejik konumu ve İran'ın buradaki askeri varlığı göz önüne alındığında, bu tür olayların tekrar etme potansiyeli de bulunuyor. Gelişmeler, bölge barışı ve güvenliği açısından yakından takip edilecek.

Teknoloji 02.11.2026 23:35 1 okunma

Milyonlarca Kullanıcının Gözü Bu Kartta: Raspberry Pi 5 16GB Fiyatı Üç Katına Fırladı! İşte Nedeni ve Teknoloji Dünyasına Etkileri

Raspberry Pi 5'in 16GB'lık modeli, küresel bellek krizi nedeniyle fahiş bir zamla karşı karşıya kaldı. Lansman fiyatının üç katına çıkan fiyatı ve bunun teknoloji dünyasındaki yankıları detaylandırılıyor.

Milyonlarca Kullanıcının Gözü Bu Kartta: Raspberry Pi 5 16GB Fiyatı Üç Katına Fırladı! İşte Nedeni ve Teknoloji Dünyasına Etkileri

Teknoloji dünyasının sevilen ve yenilikçi ürünlerinden Raspberry Pi 5'in yüksek kapasiteli 16GB'lık versiyonu, küresel çapta yaşanan bellek tedarik sıkıntılarının pençesine düştü. 2 Kasım 2026 tarihinde kaydedilen gelişmeyle birlikte, bu popüler mini bilgisayarın fiyatında adeta şok edici bir artış yaşandı.

Bellek Krizinin Vurduğu Teknoloji Devleri: Raspberry Pi 5'te Dev Zamlar

Başlangıçta sadece 120 dolar gibi oldukça ulaşılabilir bir etiketle piyasaya sürülen Raspberry Pi 5 16GB modeli, bellek piyasasındaki çalkantılar nedeniyle ilk olarak 80 dolarlık bir zamla 200 dolara yükselmişti. Ancak son güncellemelerle birlikte fiyat, inanılmaz bir sıçramayla 385 dolara ulaştı. Bu rakam, cihazın orijinal lansman fiyatının üç katından fazla bir artışa denk geliyor. Bu durum, özellikle bütçe dostu projeler geliştiren veya öğrenme amaçlı bu cihazı kullanan geniş bir kullanıcı kitlesini derinden etkileyecek gibi görünüyor.

Sadece Raspberry Pi 5'in 16GB'lık modeli bu durumdan etkilenmedi. Şirketin diğer ürünlerinde de benzer fiyat artışları gözlemleniyor. Özellikle Raspberry Pi Compute Module 5'in 16GB'lık sürümleri de 40 dolarlık ek maliyetlerle karşılaştı ve bu modellerin fiyatları 375 ile 415 dolar aralığına fırladı. Bu durum, genel olarak Raspberry Pi ekosistemindeki fiyat istikrarsızlığının habercisi olarak yorumlanıyor.

CEO'dan Açıklama: "Artışlar Kaçınılmaz Ama Hoş Değil"

Raspberry Pi'nin CEO'su Eben Upton, bu ani ve yüksek fiyat artışlarının ardındaki temel nedeni 16GB DRAM modülleri için alternatif tedarik kanalları bulmanın zorluğu olarak açıkladı. Upton, günümüzdeki bellek piyasasının zorlu ancak geçici bir süreçten geçtiğini vurgulayarak, fiyat artışlarının kaçınılmaz olduğunu belirtti. "Müşterilerimiz için bu durumun hoş olmadığını biliyoruz," diyen Upton, kullanıcılara ihtiyaçlarından fazlası için ödeme yapmamaları konusunda da tavsiyede bulundu. Bu bağlamda, daha az belleğe sahip Raspberry Pi modelleri veya önceki nesil cihazların alternatif olarak değerlendirilmesi öneriliyor.

Upton'ın açıklamaları, bellek maliyetlerinin düşmesiyle birlikte fiyatların da normale döneceği yönünde bir umut verse de, bu süreç için net bir tarih verilmemesi dikkat çekiyor. Mevcut durumda Raspberry Pi 5 16GB'ın 385 dolarlık fiyatı, bazı masaüstü mini PC modellerinin fiyatlarıyla rekabet eder hale gelmiş durumda. Bu durum, küçük boyutlu ve esnek yapısıyla bilinen Raspberry Pi'nin geleneksel cazibesini bir miktar gölgeleyebilir.

Peki Fiyatlar Ne Zaman Düşecek? Beklentiler ve Alternatifler

Teknoloji analistleri, küresel çip ve bellek üretimindeki darboğazların aşılmasıyla birlikte fiyatların en geç 2027'nin ilk yarısında normale dönmesini bekliyor. Ancak bu, kesinleşmiş bir öngörü değil. Bu süreçte, daha uygun fiyatlı ve daha az bellekli Raspberry Pi 5 modellerine yönelmek veya hala güçlü performans sunan önceki nesil Raspberry Pi 4 gibi cihazları tercih etmek, bütçesini korumak isteyen kullanıcılar için akıllıca bir strateji olabilir. Ayrıca, bazı geliştiriciler ve hobi meraklıları, bu fiyat artışları karşısında alternatif açık kaynaklı donanım platformlarını da araştırmaya başlayabilir.

Bu gelişme, hem Raspberry Pi ekosistemi hem de genel olarak DIY (Kendin Yap) teknoloji topluluğu için önemli bir dönüm noktası olabilir. Yüksek fiyatlar, inovasyonu teşvik etse de, erişilebilirliği azaltarak geniş kitlelerin teknolojiye katılımını engelleyebilir. Şirketin gelecekteki tedarik zinciri stratejileri ve fiyatlandırma politikaları, teknoloji dünyası tarafından yakından takip edilecektir.

Teknoloji 02.11.2026 22:35 5 okunma

Elon Musk'tan Görme Engelliler İçin Devrim Yaratacak Gelişme: Neuralink Blindsight Görmeyi Mümkün Kılıyor mu?

Elon Musk'un şirketi Neuralink, mühendislik aşamasını tamamladığı Blindsight adlı beyin implantıyla, görme engelli bireylere yapay görme yetisi kazandırmayı hedefliyor. Cihaz, düzenleyici onayların ardından insanlık için yeni bir umut kapısı aralayacak.

Elon Musk'tan Görme Engelliler İçin Devrim Yaratacak Gelişme: Neuralink Blindsight Görmeyi Mümkün Kılıyor mu?

Teknoloji dünyasının dahi çocuğu olarak tanınan ve SpaceX, Tesla gibi dev şirketlerin CEO'su Elon Musk, bir yandan uzay yarışına yön verirken, diğer yandan da insanlığın en büyük sorunlarına teknolojik çözümler üretmeye devam ediyor. Musk'ın nöroteknoloji alanındaki girişimi Neuralink, geliştirdiği yenilikçi beyin implantı 'Blindsight' ile bilim dünyasında büyük yankı uyandırmıştı. Şirket, bu çığır açan teknolojinin mühendislik aşamasını başarıyla tamamladığını duyurdu.

Yapay Görme Mümkün mü? Blindsight'ın Hedefi Büyük

Neuralink'in geliştirdiği Blindsight teknolojisi, temel olarak görme engelli bireylerin dünyayı algılamasını sağlamayı amaçlıyor. Sistem, bir kamera aracılığıyla alınan görsel verileri alıp, bunları beyin tarafından anlaşılabilecek elektriksel sinyallere dönüştürüyor. Bu sinyaller, beyin implantı aracılığıyla doğrudan görsel kortekse iletiliyor ve böylece yapay bir görsel yol oluşturuluyor. Bu sayede, daha önce hiç görmemiş kişiler bile, en azından bir siluet düzeyinde de olsa, çevrelerini algılayabilecek. Bu gelişme, özellikle doğuştan veya sonradan görme yetisini tamamen kaybetmiş insanlar için muazzam bir umut vaat ediyor.

Geleneksel Yaklaşımlardan Farkı Ne?

Blindsight'ın en dikkat çekici yönlerinden biri, mevcut nöroprotez teknolojilerinden farklı bir yaklaşım benimsemesi. Çoğu beyin-bilgisayar arayüzü, beyinden gelen sinyalleri kullanarak dış cihazları kontrol etmeye odaklanırken, Blindsight tam tersi bir yönde çalışıyor: Dış dünyadan alınan bilgiyi beyne iletiyor. Bu, koklear implantların sesi elektriksel sinyallere çevirerek işitme kaybı yaşayanlara yardımcı olmasına veya duyusal protezlerin dokunma hissini geri kazandırmasına benzer bir mantıkla ilerliyor. Blindsight, bu prensibi görme duyusu için hayata geçirmeyi hedefliyor.

Neuralink Blindsight, Telepathy'den Neden Ayrışıyor?

Elon Musk'un şirketi Neuralink'in daha önce duyurduğu ve üzerinde yoğunlaştığı 'Telepathy' adlı çip, beyin implantı aracılığıyla düşünce gücüyle bilgisayarları kontrol etme yeteneği sunuyor. Telepathy'nin ilk kullanıcılarından biri olan Noland Arbaugh, bu teknoloji sayesinde bilgisayar faresini düşünce gücüyle hareket ettirebilmiş ve hatta daha sonra 'World of Warcraft' gibi oyunları oynayabilmişti. Musk'a göre Telepathy, insanlar ve bilgisayarlar arasında yüksek hızlı iletişim kurmanın önünü açarken, gelecekte bu hızın insanın en hızlı konuşma veya yazma hızını kat kat aşacağını öngörüyor. Ancak Blindsight, doğrudan bilgisayar kontrolünden ziyade, tamamen insan beyninin görsel işleme kapasitesini yeniden kazandırmaya odaklanmış durumda. Bu ayrım, Neuralink'in farklı nörolojik ihtiyaçlara yönelik geniş bir çözüm yelpazesi sunma vizyonunu gözler önüne seriyor.

Teknolojik Hazırlık Tamamlandı, Sıra Onayda

Elon Musk'un açıklamalarına göre, Blindsight projesinin mühendislik ve teknolojik hazırlık safhası başarıyla tamamlandı. Ancak teknolojinin insan denekler üzerinde yaygın olarak kullanılabilmesi için düzenleyici kurumların onayına ihtiyaç duyuluyor. Bu onay süreçlerinin ne kadar süreceği henüz belirsizliğini koruyor. Yine de, böylesine iddialı bir teknoloji için mühendislik aşamasının tamamlanmış olması, görme engelli bireyler ve tıp camiası için büyük bir gelişme olarak kabul ediliyor. Blindsight'ın başarılı olması durumunda, görme engelli bireylerin çevrelerini algılama ve yaşama biçimlerinde radikal bir dönüşüm yaşanması bekleniyor. Bu teknolojinin, insanlığın karşılaştığı zorluklara teknolojiyle nasıl çözüm bulunabileceğinin en somut örneklerinden biri olması muhtemel.

Gündem 02.11.2026 22:05 5 okunma

Erdoğan'ın Adaylığı İçin Tarih Verdi: 16 Nisan 2028'de Seçim Vurgusu!

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, CNN Türk'te katıldığı programda 2028 seçimleri için çarpıcı bir tarih önerisinde bulundu. Uçum, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin işleyişine dair önemli açıklamalarda bulunurken, Erdoğan'ın adaylığı için kritik bir zamanlamaya işaret etti.

Erdoğan'ın Adaylığı İçin Tarih Verdi: 16 Nisan 2028'de Seçim Vurgusu!

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, katıldığı bir televizyon programında gündeme dair önemli açıklamalarda bulunarak, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin işleyişine dair detayları paylaştı. Uçum, bu sistemde Cumhurbaşkanının hem icrai hem de istişari alanlarda kolektif çalışmalara hakim olmasının gerekliliğini vurguladı. Üst kademe yöneticilerin, Cumhurbaşkanının programının oluşturulması ve uygulanmasında kritik bir sorumluluk taşıdığına dikkat çeken Uçum, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi'nin bakanlarla birlikte bu programın hayata geçirilmesinden sorumlu olduğunu belirtti.

Hukuk Politikaları Kurulu'nun Rolü ve Uçum'un Konumu

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin önemli bir parçası olan Hukuk Politikaları Kurulu'ndaki görevine de değinen Mehmet Uçum, bu kurulun hukuk politikaları üretirken çift boyutlu bir süreci işlettiğini anlattı. Kurulun ürettiği politika taslaklarının öncelikle Cumhurbaşkanına arz edildiği ve uygun görülen unsurların Cumhurbaşkanının programının bir parçası haline geldiğini ifade etti. Ayrıca, kurulların kamuoyunu bilgilendirme görevine de sahip olduğunu belirten Uçum, Cumhurbaşkanının perspektifi ve programı çerçevesinde hukuk alanına ilişkin bilgilerin paylaşılmasının önemini vurguladı. Kendi açıklamalarını Cumhurbaşkanı Başdanışmanı veya Cumhurbaşkanı Hukuk Politikaları Kurulu Başkan Vekili sıfatıyla yaptığını kaydeden Uçum, kişisel görüşlerin tartışılmasının ise konuşmaların sonuçlarını değerlendirecek kişilere ait olduğunu dile getirdi.

Seçim Tarihi İçin Tarihi Öneri: 16 Nisan 2028

Mehmet Uçum'un en dikkat çekici açıklamalarından biri ise seçim tarihine yönelik önerisi oldu. Daha önce de dile getirdiği gibi, seçimlerin 16 Nisan 2028 tarihinde yapılmasını tavsiye ettiğini tekrarlayan Uçum, bu tarihin tesadüfi olmadığını belirtti. 16 Nisan'ın, Türkiye'de Başkanlık Sistemine geçiş referandumunun yıl dönümü olduğunu hatırlatan Uçum, bu sembolik tarihin Meclis tarafından seçilmesi halinde anlamlı bir değer taşıyacağını söyledi. Uçum, bu önerisiyle seçimlerin Mart ya da Nisan gibi yakın bir tarihte yapılacağına dair net bir vurgu yapmak istediğini ifade etti. Bu önerinin sadece kişisel bir görüş olmadığını, aynı zamanda siyasi ve hukuki boyutları olan bir konuya işaret ettiğini belirtti.

Siyasi Partilerin Seçim İradesi ve Erdoğan'ın Adaylığı

Uçum, seçimlerin zamanlaması konusundaki siyasi iradeye de dikkat çekti. Meclis'teki siyasi partilerin, özellikle de birinci parti olan AK Parti ve MHP'nin, olağan seçime en yakın zamanda yapılması yönündeki açıklamalarını hatırlattı. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, kendisinin 16 Nisan önerisi sorulduğunda, “Cumhurbaşkanı Danışmanımızın söylediğiyle seçimlerin zamanında yapılması arasında saat farkı bile yoktur” şeklindeki sözlerine atıfta bulundu. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun da seçimlerin 2028 Nisan'ında veya Mart'ında yapılacağı bir duruma “hayır diyemeyeceklerini” belirttiğini aktardı. Bu açıklamaların, siyasi partilerin genel olarak seçimlerin öne alınması yönünde bir irade ortaya koyduğuna işaret ettiğini savundu. Hatta DEM Parti'nin de bu konuda ısrarcı bir irade sergilemediğini sözlerine ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Adaylığının Önemi

Uçum, en önemli noktalardan birinin de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bir kez daha aday olmasının Türkiye'nin lehine olduğuna dair inançları olduğunu belirtti. 2024 Ekim ayından bu yana bu görüşü savunduğunu kaydeden Uçum, Cumhurbaşkanını bir ulusal değer ve milli servet olarak gördüğünü ifade etti. Hem birikimi, hem ilişki yönetimi becerisi hem de Türkiye'nin gelecek perspektifi açısından bu birikimden faydalanılması gerektiğini savundu. Ancak bunun için Cumhurbaşkanının, Anayasa'daki istisnai adaylık hakkını kullanarak son kez aday olması gerektiğini vurguladı. Bu durumun, seçimlerin 7 Mayıs 2028 tarihinden önce yapılması gerekliliğini açıkça ortaya koyduğunu belirtti.

Karar Mekanizması ve Hukuki Süreç

Seçimlerin yenilenmesi kararının Meclis'in yetkisinde olduğunu hatırlatan Uçum, bu konudaki en kritik noktanın, Cumhurbaşkanının adaylığının önünü kesecek bir siyaset izlenmemesi olduğunu söyledi. Demokratik rekabete inanan hiçbir partinin, Cumhurbaşkanının önünü kesmemesi gerektiğini savundu. Seçimlerin yenilenmesi kararına Meclis'teki yaklaşık 500 milletvekilinin destek verebileceğini öngördüğünü dile getirdi. Eğer seçimler Mart veya Nisan'a çekilirse, Cumhurbaşkanının aday olabildiğini ve bunun erken seçim değil, öne çekilmiş seçim olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bu karar için 360 oya ihtiyaç duyulduğunu, AK Parti, MHP ve CHP'nin son açıklamalarıyla bu sayının 371'e ulaştığını kaydetti. Siyasi olarak Cumhurbaşkanının adaylığının kesinleştiğini ancak hukuki olarak Meclis'in bu kararı alması gerektiğini sözlerine ekledi. Uçum, tüm bu değerlendirmeler ışığında seçimlerin Mart veya Nisan aylarında yapılabileceği yönündeki öngörüsünü yineledi.

Gündem 02.11.2026 21:35 5 okunma

Osmaniye Sallandı! Kandilli ve AFAD Verileri Açıklıyor: Sumbas'ta Az Önce Ne Oldu?

Osmaniye'nin Sumbas ilçesi merkezli 4.2 büyüklüğündeki deprem, bölge halkını tedirgin etti. Kandilli ve AFAD verileriyle anlık gelişmeler...

Osmaniye Sallandı! Kandilli ve AFAD Verileri Açıklıyor: Sumbas'ta Az Önce Ne Oldu?

Osmaniye'de yaşayanlar dün akşam saatlerinde şiddetli bir sarsıntı ile güne uyandı. 02 Kasım 2026 Salı günü, saat 20:58'de merkez üssü Sumbas (Osmaniye) olan bir deprem meydana geldi. Türkiye Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ve Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nden alınan ilk bilgilere göre, depremin büyüklüğü 4.2 olarak kaydedildi. Bu büyüklükteki bir deprem, özellikle sismik açıdan aktif bölgelerde hissedilir düzeyde olabilir ve bölge halkında kısa süreli bir paniğe neden olmuş olabilir.