Yargıtay'dan Şok Gerekçe: 'Seni Sevmiyorum' Diyen Kadın da Kusurlu Sayıldı!
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bir boşanma davasında eşine sevmediğini ve sevgisinin bittiğini söyleyen kadını da kusurlu buldu. Emsal niteliğindeki bu karar, evliliklerde duygusal ifadelerin sonuçlarını yeniden gündeme getirdi.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, evlilik birliğinin temelden sarsılmasına yol açan boşanma davalarında dikkat çekici bir karara imza attı. Daha önce eşine şiddet uyguladığı için kusurlu sayılan erkeğin davasını reddeden yerel mahkemenin kararı, Yargıtay tarafından **bozularak** yeni bir boyut kazandı. Kararın merkezinde ise, eşine karşı sarf ettiği sözler nedeniyle kusurlu bulunan bir kadın yer alıyor.
Evlilik Birliğinde Çatlak: Kadın Sevgisizlikten Boşanmak İstedi
Olay, şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası açan genç bir çiftin mahkeme sürecinde yaşandı. Hem erkek hem de kadın tarafı, evliliklerini sonlandırmak için hukuki yollara başvurdu. Yerel mahkeme, ilk incelemesinde davacı-karşı davalı erkek eşin **şiddet uyguladığı** gerekçesiyle tam kusurlu olduğuna hükmetti. Bu doğrultuda, erkeğin boşanma talebini reddederken, kadının açtığı davayı kabul ederek çiftin boşanmasına karar verdi.
Yargıtay Sahneye Çıktı: 'Seni Sevmiyorum' Sözleri de Kusur Sayıldı
Yerel mahkemenin bu kararı, davalı-karşı davacı erkek tarafından temyiz edildi. Dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, olaya tamamen farklı bir açıdan yaklaştı. Daire, **oy birliğiyle** aldığı emsal niteliğindeki kararında, sadece fiziksel şiddeti değil, duygusal ve psikolojik yıpratmayı da kusur kapsamına dahil etti. Yargıtay, kadının mahkemede dinlenen tanıklar ve toplanan delillerle sabit olan beyanlarını mercek altına aldı.
Kadının İfadeleri Kararı Nasıl Değiştirdi?
Yargıtay’ın gerekçeli kararında, davacı-karşı davalı kadının, başkalarının yanında eşini kastederek, “Ben çocuk avutuyorum, biz çocuğa bakıyoruz” gibi aşağılayıcı ifadeler kullandığı belirtildi. Dahası, kadının, “Ben eşimi sevmiyorum, sevgim bitti” şeklindeki beyanları da kararda **vurgulandı**. Yargıtay’a göre, bu tür açıklamalar evlilik birliğini temelden sarsan ve eşler arasındaki saygıyı yok eden davranışlardır. Bu sebeple, Yargıtay, kadının da **kusurlu olduğuna** hükmetti.
Yeni Bir Dönem Başlıyor: Boşanma Davalarında Duygusal İfadelerin Rolü
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bu doğrultuda yaptığı değerlendirmede, erkeğin dava açmakta haklı olduğunu belirtti. Mahkemenin, erkeğin boşanma talebini reddetmesinin **hukuka aykırı** olduğuna kanaat getiren Daire, yerel mahkeme kararını bozdu. Bu kararla birlikte, artık boşanma davalarında eşlere yönelik sarf edilen incitici, aşağılayıcı ve sevgi bittiğini açıkça belirten ifadelerin de kusur olarak değerlendirilmesi gerekeceği ortaya konuldu. Bu gelişme, evlilik hukukunda duygusal ifadelerin **yasal sonuçları** konusunda yeni bir dönemin başlangıcı olarak kabul ediliyor.
Bundan böyle, evlilik birliğini sonlandırma aşamasında olan çiftlerin, birbirlerine karşı kullanacakları dil konusunda **çok daha dikkatli** olmaları gerektiği, zira sarf edilen sözlerin ve gösterilen davranışların, kusur değerlendirmesinde önemli bir paya sahip olacağı anlaşılıyor. Yargıtay'ın bu emsal kararı, evliliklerde iletişimin ve karşılıklı saygının önemini bir kez daha gözler önüne serdi.