Bugün Gündemde
--° -- --/--°
Ekonomi KÖŞE YAZISI 06.11.2026 17:05 4 okunma

40 Yılda 24 Kat Büyüme: Beyaz Eşya Sektörü Ekonomi Kalkanı Oldu!

Türkiye beyaz eşya sektörü, 40 yılda üretimini 24 kat artırarak 29,1 milyon adede taşıdı. Sektörün ekonomiye katkısı dudak uçuklatıyor; yaratılan her 1 birim değer, 4,4 birimlik genel etki oluşturuyor.

40 Yılda 24 Kat Büyüme: Beyaz Eşya Sektörü Ekonomi Kalkanı Oldu!

Türkiye'nin beyaz eşya sanayisi, son kırk yılda sergilediği olağanüstü büyüme performansıyla hem ulusal ekonominin lokomotiflerinden biri haline geldi hem de küresel pazarda devler ligine adını yazdırdı. 1986 yılında yıllık sadece 1,2 milyon adetlik üretim kapasitesine sahip olan sektör, bugün bu rakamı tam 24 kat artırarak 29,1 milyon adede ulaştırdı. Bu büyüme, sadece niceliksel bir artış olmakla kalmayıp, aynı zamanda sektörün kalitesini, verimliliğini ve uluslararası rekabet gücünü de gözler önüne seriyor.

Ekonomiye Katkısı Milyarları Buluyor: Her 1 Lira 4 Lira Getiriyor!

TÜRKBESD (Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Alper Şengül, sektörün bu muazzam gelişimini ve ülke ekonomisine sunduğu katkıları ayrıntılı bir şekilde analiz etti. Şengül'ün paylaştığı verilere göre, 2000-2025 dönemi incelendiğinde, beyaz eşya sektörünün yarattığı her 1 birimlik değerin, Türkiye ekonomisinde genel olarak 4,4 birimlik bir çarpan etkisi yarattığı ortaya kondu. Bu, sektörün sadece kendi bünyesindeki istihdam ve üretimle sınırlı kalmayıp, tedarik zincirinden satış sonrası hizmetlere kadar geniş bir alanda ekonomik çarkları hızlandırdığını gösteriyor. Bu dönemde sektörün gayri safi yurt içi hasılaya (GSYH) doğrudan ve dolaylı katkısının toplam 441,8 milyar dolara ulaştığı hesaplanıyor. Dahası, beyaz eşya sektörü, dış ticaret fazlası yaratarak da ülke ekonomisine önemli bir destek sağlıyor. Bu dönemde kaydedilen net dış ticaret fazlası 63 milyar dolara ulaşmış durumda.

Tarihi Zirveler ve Küresel Konumlanma

Alper Şengül, sektörün bugünkü yüksek üretim kapasitesine ulaşmasının, uzun vadeli stratejik planlama ve dönüşümün bir sonucu olduğunu vurguladı. "1986'da 1,2 milyon adet olan yıllık üretimimiz, bugün neredeyse 29,1 milyon adede fırladı. Bu, adeta bir sanayi devrimini andırıyor" diyen Şengül, sektörün sadece büyümekle kalmayıp, aynı zamanda rekorlara da imza attığını hatırlattı. 2021 yılında 34,1 milyon adetlik üretim ile sektör, tarihinin en yüksek üretim rakamına ulaşarak küresel ölçekte ne kadar güçlü bir oyuncu haline geldiğini kanıtladı. Bu başarının arkasında, Türkiye'nin küresel pazarlara entegrasyonunu hızlandıran 1996 Gümrük Birliği Anlaşması gibi dönüm noktaları yatıyor. Şengül, bu sürecin sektörü uluslararası standartlara taşıdığını ve ihracat kapasitesini artırdığını belirtti.

Dünyanın En Büyük 10 İhracatçısından Biri Türkiye

Türkiye beyaz eşya sektörü, 2003 yılından bu yana aralıksız olarak dünyanın en büyük 10 beyaz eşya ihracatçısı arasında yer almayı başarıyor. Bu istikrarlı başarı, Türk mühendisliğinin, üretim kalitesinin ve küresel pazarlama stratejilerinin bir göstergesi. Sektör, sadece kendi ürünlerini ihraç etmekle kalmayıp, aynı zamanda Türkiye'nin teknoloji ve sanayi alanındaki imajını da güçlendiriyor. Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere, Orta Doğu, Afrika ve Asya pazarlarına yapılan ihracat, Türk ekonomisine döviz girdisi sağlarken, aynı zamanda küresel tedarik zincirlerinde de önemli bir yer edinilmesini sağlıyor. Şengül, bu başarının sürdürülebilirliği için Ar-Ge yatırımlarının artırılması, dijitalleşme ve yeşil dönüşüm gibi alanlarda çalışmaların yoğunlaştırılması gerektiğini sözlerine ekledi.

Geleceğe Bakış: Sürdürülebilirlik ve İnovasyon Vurgusu

Sektörün önümüzdeki dönemdeki en önemli gündem maddeleri arasında sürdürülebilirlik ve inovasyon öne çıkıyor. Çevre dostu üretim süreçleri, enerji verimliliği yüksek ürünler ve akıllı ev teknolojileri gibi alanlarda yapılan yatırımlar, sektörün gelecekteki rekabet gücünü belirleyecek. Alper Şengül, küresel iklim değişikliğiyle mücadelede sanayinin sorumluluğunun bilincinde olduklarını ve üretim süreçlerinde çevresel etkiyi en aza indirme gayretinde olduklarını belirtti. Ayrıca, tüketicilerin beklentilerinin sürekli değiştiği günümüzde, yenilikçi ürünler geliştirmek ve akıllı teknolojileri ürünlere entegre etmek, sektörün pazar payını koruması ve artırması için kritik önem taşıyor.

Buse Aydın

Buse Aydın

Ekonomi & Finans Analisti

TÜM YAZILARI GÖR

Bu yazı yazarımızın sitemizde yayınlanan köşe yazılarından biridir. Yazarımıza ait diğer tüm köşe yazılarına ve analizlere yukarıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Fikrinizi Paylaşın

Teknoloji 06.11.2026 18:05 1 okunma

Arıza Çıkarmayan Otomatik Şanzımanlar: Kilometreler Sizi Değil, Onlar Devirecek!

Otomatik şanzımanlı araç sahiplerinin kabusu haline gelen arızalara son! İşte hem dayanıklılığı hem de uygun tamir maliyetleriyle öne çıkan 5 otomatik şanzıman modeli, sürüş konforunuza konfor katmaya geliyor.

Arıza Çıkarmayan Otomatik Şanzımanlar: Kilometreler Sizi Değil, Onlar Devirecek!
Günümüzde otomobillerde otomatik şanzıman kullanımı giderek yaygınlaşırken, bu teknoloji beraberinde bazı endişeleri de getiriyor. Ancak her otomatik şanzıman, arıza potansiyeliyle eşanlamlı değil. Bazı şanzıman üniteleri, yıllar boyunca **sorunsuz bir performans** sergilemelerinin yanı sıra, olası bir arıza durumunda bile **daha kolay ve ekonomik tamir süreçleri** sunarak sürücülerin yüzünü güldürüyor. Peki, hangi otomatik şanzımanlar bu güvenilirliği sağlıyor? Sizler için **dayanıklılığıyla öne çıkan ve tamir maliyetleri açısından avantajlı** 5 otomatik şanzımanı mercek altına aldık.

Sade Tasarımın Gücü: Toyota'nın Zamansız Otomatik Şanzımanları

Listenin başında, otomotiv dünyasının devi Toyota'nın imzası taşıyan Aisin üretimi U340E ve U341E şanzımanları yer alıyor. **Dört ileri tam otomatik** bu üniteler, özellikle **sade ve sağlam mekanik yapılarıyla** dikkat çekiyor. Geleneksel tork konvertörü teknolojisiyle çalışan bu şanzımanların en büyük avantajı, karmaşık elektronik aksamlara daha az yer vermesi. Bu sayede, valf gövdesi veya selenoid gibi kritik parçalarda bir sorun yaşandığında, komple bir şanzıman revizyonuna gerek kalmadan **doğrudan arızalı parçaya müdahale** edilebiliyor. Ayrıca, Toyota modellerinde **yaygın olarak kullanılması**, yedek parça teminini ve **uzman usta bulmayı kolaylaştırıyor**. Bu da tamir sürecini hızlandırıp maliyeti düşürüyor.

Uygun Maliyetli ve Güvenilir: Hyundai ve Kia'nın 6 İleri Otomatikleri

Koreli otomotiv üreticileri Hyundai ve Kia'nın bünyesinde yer alan A6GF1 ve A6MF1 kodlu **6 ileri tam otomatik şanzımanlar**, sundukları **uygun tamir maliyetleriyle** sürücülerin beğenisini kazanıyor. Çift kavramalı (DCT) şanzımanların aksine, daha geleneksel bir tork konvertörlü yapıya sahip olan bu üniteler, genellikle daha **sorunsuz bir kullanıcı deneyimi** vadediyor. Farklı Hyundai ve Kia modellerinde geniş bir kullanım alanına sahip olmaları, bu şanzımanlar konusundaki **servis tecrübesini ve parça bulunurluğunu artırıyor**. Ancak, her otomatik şanzımanda olduğu gibi bu ünitelerde de **periyodik yağ bakımlarının aksatılması**, zamanla hidrolik kontrol ünitelerinde veya tork konvertöründe sorunlara yol açabilir. Bu nedenle düzenli bakım, uzun ömürlü kullanımın anahtarıdır.

Honda'nın Dayanıklılık Anlayışı: 5 İleri Otomatik Güvencesi

Honda markası, yıllardır otomobil tutkunlarının güvendiği bir isim. Bu güven, şanzıman ünitelerine de yansıyor. Civic, Accord ve CR-V gibi popüler modellerin bazı versiyonlarında kullanılan **Honda'nın 5 ileri tam otomatik şanzımanları**, **sağlamlıklarıyla ön plana çıkıyor**. Klasik otomatik vites kutusu yapısının getirdiği basitlik ve dayanıklılık, bu şanzımanların uzun yıllar boyunca **minimum sorunla** hizmet vermesini sağlıyor. Burada da kritik nokta, yine şanzıman yağı ve filtre bakımlarıdır. **Düzenli bakımı yapılmış bir Honda otomatik şanzımanı**, yıllarca sizi yarı yolda bırakmayacaktır. Ancak ihmal edilmiş bir bakım, tamir maliyetlerini beklenenin üzerine çıkarabilir.

Efsanevi Dayanıklılık: Mercedes-Benz 722.6 Serisi

Alman mühendisliğinin zirvelerından biri olan Mercedes-Benz, şanzıman konusunda da iddialı. Özellikle **eski nesil C-Serisi, E-Serisi ve S-Serisi** modellerinde karşımıza çıkan **722.6 kodlu 5 ileri tam otomatik şanzıman**, sektörde **en dayanıklı ünitelerden biri** olarak kabul ediliyor. Sağlam mekanik yapısı sayesinde **yüksek kilometreleri rahatlıkla devirebilen** bu şanzımanlar, doğru bakımla adeta birer ömürlük yol arkadaşı haline geliyor. Yıllardır piyasada olması, bu şanzımanları tanıyan **deneyimli ustaları ve yedek parça ağını genişletmiş** durumda. Ancak Mercedes-Benz'in genel olarak yüksek olan yedek parça ve işçilik maliyetlerinin, bu efsanevi şanzımanın tamirini biraz daha **pahalı hale getirebileceğini** unutmamak gerekir.

Çok Markalı Güvenilirlik: Aisin 6 İleri Otomatik Performansı

Otomotiv tedarik sanayisinin önde gelen isimlerinden Aisin'in TF-80SC kodlu **6 ileri tam otomatik şanzımanı**, Volvo, Opel ve Peugeot gibi farklı otomobil markalarında kullanılmasıyla biliniyor. Bu **geniş kullanım alanı**, şanzımanın **tamir ve bakım konusundaki tecrübe havuzunu da genişletiyor**. Genellikle **sağlamlığıyla övgü alan** bu ünite, günlük kullanımda sürücülere keyifli bir sürüş deneyimi sunuyor. Ancak, hiçbir şanzıman %100 kusursuz değildir. Özellikle **yüksek kilometrelerde tork konvertörü ve hidrolik kontrol sisteminde** bazı sorunlar baş gösterebilir. Bu nedenle, bu şanzımanlara sahip araçlarda da **düzenli kontrol ve bakım** büyük önem taşıyor. Sonuç olarak, otomatik şanzımanlı bir araç tercih ederken veya mevcut aracınızın bakımını yaparken, yukarıda sıralanan modellerin genel olarak **daha az sorun çıkarma eğiliminde** olduğunu bilmek, sürüş keyfinizi ve bütçenizi korumanıza yardımcı olacaktır. Unutmayın, en iyi şanzıman bile düzenli bakım ve doğru kullanım gerektirir.
Gündem 06.11.2026 17:35 2 okunma

20 Yıllık Sır Perdesi Aralanıyor: Kayıp Zannedilen Adam Manisa'da Ortaya Çıktı, 'Ölmedi!' İddiası Şok Etti!

Eskişehir'de 2005 yılında vahşice darbedilip bir gözünü kaybeden ve 2006'dan beri kayıp olan Hamdi Karakuş'un dosyası yeniden açıldı. Dosyaya giren şok bir tanık ifadesi, Karakuş'un ölmediğini ve Manisa'da yaşadığını iddia etti.

20 Yıllık Sır Perdesi Aralanıyor: Kayıp Zannedilen Adam Manisa'da Ortaya Çıktı, 'Ölmedi!' İddiası Şok Etti!

Eskişehir'in Günyüzü ilçesine bağlı Çardaközü Mahallesi'nde 2005 yılında yaşanan ve Hamdi Karakuş isimli vatandaşın bir gözünü kaybetmesine neden olan vahşi saldırının ardından, 2006 yılında ortadan kaybolmasıyla faili meçhul bir dosyaya dönüşen olayın sır perdesi aralanmaya başlıyor. Yıllardır kendisinden haber alınamayan Karakuş için umutlar tükenmişken, jandarma dedektiflerinin yeniden açtığı dosyada ortaya çıkan yeni deliller ve tanık ifadeleri, olayın akışını tamamen değiştirdi.

Faili Meçhul Dosyayı Canlandıran DNA Kanıtı

Eskişehir İl Jandarma Komutanlığı bünyesindeki Jandarma Dedektif Timleri (JASAT), Hamdi Karakuş dosyasını rafa kaldırmak yerine, elde edilen tüm imkanları kullanarak olayı yeniden mercek altına aldı. Yapılan titiz incelemeler sonucunda, olayın yaşandığı dönemde olay yerinde bulunan ve Karakuş'un darbedilmesinde kullanıldığı düşünülen av tüfeğinin dipçiğindeki kırık plastik parçadan alınan DNA profili, müthiş bir başarıyla Hamdi Karakuş'un DNA'sı ile eşleştirildi. Bu kritik bulgu, yıllardır süren belirsizliği ortadan kaldırarak, olaya karışan şüphelilere yönelik önemli bir ipucu sundu ve kapsamlı bir operasyonun startını verdi.

Duruşmada Ortaya Çıkan Hayatın Olağan Akışına Aykırı İddia

Operasyonlar sonucunda gözaltına alınan şüpheliler hakkında Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açılırken, davanın ikinci duruşması dün görüldü. Duruşmaya, tutuklu ve tutuksuz yargılanan sanıklar, taraf avukatları ve tanıklar katıldı. Duruşma sırasında dinlenen tanık M.Ö., Karakuş ailesi ve adliye önünde bulunanlar için adeta şok etkisi yaratan bir iddiada bulundu. Avukat Doğancan Çıra'nın aktardığına göre, tanık M.Ö., Hamdi Karakuş'un aslında ölmediğini, 2022-2023 yılları arasında Manisa'nın Turgutlu ilçesinde görüldüğünü öne sürdü. Tanık, Karakuş'un orada deterjan işiyle uğraştığını, farklı kimlikler kullandığını ve ailesine daha fazla acı çektirmek, onları oyalamak amacıyla köye dönmediğini iddia etti. Bu tanıklık, mahkeme heyeti ve olayla yakından ilgilenen kamuoyu tarafından büyük bir şaşkınlıkla karşılanırken, olayın ‘kasten öldürme’ dosyası olması nedeniyle bu iddia, hayatın olağan akışına aykırı olarak değerlendirildi.

Mahkeme Karakuş Ailesi İçin Yeni Bir Belirsizlik Yarattı

Aile avukatı Doğancan Çıra, duruşma sonrası yaptığı açıklamada, tanık ifadelerinin değerlendirileceğini ve Karakuş ailesinin en ağır cezayı alması için mücadele edeceklerini belirtti. Mahkeme heyeti, mevcut delil durumu ve kuvvetli suç şüphesinin devam etmesi gerekçesiyle, tutuklu yargılanan sanıklar E.A., G.A., İ.K., M.K., M.Ö., S.A., Ü.A. ve Ü.Ö.'nün tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Dosya kapsamında yer alan 2 sanığın ise adli kontrol şartıyla tutuksuz yargılanmasına devam edileceği öğrenildi. Bu yeni tanık ifadesi, 20 yıldır süregelen acı ve belirsizliğe bir nebze olsun ışık tutarken, aynı zamanda Karakuş'un akıbeti konusunda yeni soruları da beraberinde getirdi. Eğer tanık ifadesi doğrulanırsa, Hamdi Karakuş'un bu süreçte kimliğini gizleyerek yaşamış olması, olayın karanlıkta kalan yönlerini daha da aydınlatacak.

Olayın Arka Planı ve Olası Gelişmeler

Hamdi Karakuş'un 2005 yılında uğradığı saldırının detayları ve sonrasında kaçırılmasına ilişkin iddialar, yıllardır bölgede konuşulmaktaydı. Özellikle kendilerini jandarma olarak tanıtan kişilerce kaçırıldığı yönündeki beyanlar, olayın organize bir suç örgütüyle bağlantılı olabileceği ihtimalini güçlendirmişti. Şimdi ise Manisa'da görüldüğü iddiası, Karakuş'un hayatta kalma mücadelesinin ne denli çetin geçtiğini ve kimliğini gizleme nedenlerini merak konusu haline getirdi. Bu yeni tanık ifadesinin mahkemede nasıl değerlendirileceği, Karakuş'un gerçekten Manisa'da olup olmadığının tespiti ve bu süreçte kimlerle birlikte hareket ettiğinin ortaya çıkarılması, davanın seyrini tamamen değiştirebilir. Eğer Karakuş'un ifadesine başvurulabilirse, bu davanın en kritik tanığı olacağı ve gerçeğin tamamen ortaya çıkmasına vesile olacağı düşünülüyor.

Gündem 06.11.2026 16:35 5 okunma

Demokratların Zaferi Avrupa İçin Yeterli Değil: ABD'de Beklenti Büyüdü, Güvenlik Garantisi Masada Kaldı!

ABD ara seçimlerinde Demokratların Kongre'de çoğunluğu sağlaması, Avrupa'da Washington ile ilişkileri geliştirme umudu doğurdu. Ancak uzmanlar, Trump döneminden kalan dış politika belirsizliklerinin devam edebileceği konusunda uyarıyor.

Demokratların Zaferi Avrupa İçin Yeterli Değil: ABD'de Beklenti Büyüdü, Güvenlik Garantisi Masada Kaldı!

Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) gerçekleşen kritik ara seçimlerin sonuçları, gözleri Washington'a çevirirken, Avrupa cephesinde de karmaşık duygular hakim. Demokrat Parti'nin Temsilciler Meclisi ve Senato'da çoğunluğu elde etmesi, transatlantik ilişkilerde yeni bir sayfa açılacağı beklentisini güçlendirdi. Ancak siyaset analistleri ve güvenlik uzmanları, bu sonucun Avrupa'ya yönelik güvenlik garantileri açısından otomatik bir iyileşme anlamına gelmediği konusunda hemfikir.

Değişen Dengeler ve Avrupa'nın Beklentileri

Donald Trump yönetiminin belirsiz dış politikası ve müttefiklerle yaşanan gerilimler, özellikle Avrupa ülkelerinde derin endişelere yol açmıştı. Trump'ın uluslararası anlaşmalardan çekilmesi, NATO'nun rolünü sorgulaması ve tek taraflı kararları, Avrupa'nın kendi güvenliğini yeniden tanımlaması gerekliliğini ortaya koymuştu. Bu bağlamda, Demokratların Kongre'deki zaferi, Avrupa başkentlerinde Washington ile daha istikrarlı ve öngörülebilir bir ilişki kurulabileceği umudunu yeşertti. Özellikle iklim değişikliği, ticaret ve güvenlik gibi konularda işbirliğinin yeniden canlanabileceği düşünülüyor.

Ancak uzmanlar, bu iyimserliğin temkinli bir çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Kongre'deki çoğunluğun değişmesi, ABD'nin temel dış politika stratejilerinde ani ve köklü bir dönüşüm anlamına gelmeyebilir. Zira ABD'nin küresel rolü ve müttefiklere yönelik taahhütleri, sadece Kongre'deki parti dengelerine değil, aynı zamanda iç siyasi dinamiklere ve uluslararası konjonktüre de bağlı olarak şekilleniyor.

Güvenlik Garantileri Konusunda Belirsizlik Devam Ediyor

Avrupa için en kritik konulardan biri olan güvenlik garantileri noktasında ise tablo daha karmaşık. Demokratların zaferi, Rusya'nın Ukrayna'daki saldırganlığı ve diğer jeopolitik tehditler karşısında NATO'nun ve Amerikan askeri desteğinin devam edeceği yönünde bir işaret olarak okunsa da, kesin bir garanti olarak görülmüyor. Trump döneminde yaşanan türbülans, Avrupa'yı kendi savunma kapasitesini artırma ve stratejik özerkliğini güçlendirme yolunda adımlar atmaya itmişti. Bu süreç, Demokratların iktidara gelmesiyle tamamen sona ermeyebilir.

Analistler, Joe Biden yönetiminin mevcut politikalarını sürdürme eğiliminde olabileceğini belirtiyor. Ancak Kongre'deki dengeler, özellikle bütçe ve savunma harcamaları gibi konularda yeni tartışmalara yol açabilir. Demokratların çoğunluğu, daha fazla diplomatik çözüme ve uluslararası işbirliğine vurgu yapabilirken, Cumhuriyetçilerin etkili olduğu bazı alanlarda bu durumun farklı yorumlanabileceği öngörülüyor. Bu durum, Avrupa'nın ABD'den alacağı güvenlik desteğinin ne ölçüde güçlü ve kalıcı olacağı sorusunu akıllara getiriyor.

Geleceğe Yönelik Senaryolar ve Avrupa'nın Rolü

ABD ara seçimlerinin sonuçları, önümüzdeki dönemde Avrupa Birliği (AB) ve diğer Avrupalı aktörlerin kendi güvenlik stratejilerini yeniden gözden geçirmeleri için bir fırsat sunuyor. Washington ile ilişkilerin yeniden yapılandırılması çabası sürerken, Avrupa'nın aynı zamanda stratejik bağımsızlığını pekiştirmesi ve kendi savunma yeteneklerini güçlendirmesi gerektiği gerçeği değişmiyor. Demokratların Kongre'deki başarısı, belki daha yapıcı bir diyalog zemini yaratabilir, ancak Avrupa'nın kendi kaderini tayin etme yolundaki kararlılığı daha da önem kazanacak gibi görünüyor. Bu süreçte, Brüksel ve diğer Avrupa başkentlerinin atacağı adımlar, transatlantik ilişkilerin geleceğini şekillendirmede kilit rol oynayacak.

Gündem 06.11.2026 16:05 5 okunma

Erdoğan'dan 'İhanet' Uyarısı: Uluslararası Sistem Çöktü! Gazze'deki Vahşete Sessiz Kalanlar Hesap Verecek

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TRT World Forum'da yaptığı tarihi konuşmada küresel sistemin iflas ettiğini belirterek, Gazze'deki zulme sessiz kalan uluslararası yapıları ve İsrail'e yönelik 'iltimas' eleştirisini sert dille dile getirdi. Erdoğan, 'Sancılı dönemden geçiyoruz' dedi.

Erdoğan'dan 'İhanet' Uyarısı: Uluslararası Sistem Çöktü! Gazze'deki Vahşete Sessiz Kalanlar Hesap Verecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 10. TRT World Forum'un açılışında yaptığı konuşmada, güncel küresel sorunlara ve uluslararası sistemin yaşadığı krize dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. İstanbul'da düzenlenen foruma katılan akademi, medya ve sivil toplum dünyasının önde gelen isimlerine hitap eden Erdoğan, iki gün boyunca ele alınacak konuların önemine dikkat çekti. Enerjiden ekonomiye, yapay zekadan bölgesel krizlere kadar geniş bir yelpazede yapılacak tartışmaların tüm insanlık için hayırlara vesile olması temennisinde bulundu.

Küresel Sistem 'İflas' Etti: Kurallar Yerle Bir Oluyor

Konuşmasının ana eksenini küresel sistemin içine düştüğü krize ayıran Cumhurbaşkanı Erdoğan, mevcut uluslararası düzenin işleyişini ve normlarını sert sözlerle eleştirdi. Erdoğan, 'Kuralların yok sayıldığı, kural temelli sistemin temellerinin toprak kaymasına uğradığı' bir dönemden geçildiğini vurgulayarak, 'Eskinin ölmekte olduğu, yeninin ise henüz doğamadığı bir kriz' tespitinde bulundu. 81 yıl önce tasarlanan uluslararası sistemin iflas bayrağını çektiğini belirten Erdoğan, özellikle bölgedeki ve dünyanın farklı yerlerindeki olayların bu tabloyu gözler önüne serdiğini söyledi. Milyonlarca insanın açlık ve yoksullukla mücadele ettiğini, zulmün ve kötülüğün sıradanlaştığını, barış çağrısı yapanların ise azınlık konumuna düştüğünü ifade etti.

Gazze'deki İnsani Felaket ve 'İsrail'e İltimas' Eleştirisi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının en çarpıcı bölümlerinden birinde Gazze'de yaşanan insani felakete ve bu duruma uluslararası toplumun verdiği tepkiye odaklandı. Harabeye dönen Gazze'de insanların yıkık evlerde hayata tutunma mücadelesi verdiğini ve insani yardımların engellendiğini dile getirdi. Erdoğan, özellikle 'İsrail'e iltimas geçiliyor' diyerek, uluslararası mekanizmaların ve basın kuruluşlarının çifte standart uyguladığını öne sürdü. Filistinlilerin kendi topraklarından zorla göç ettirilmesini amaçlayan yerleşimci terörünün modern dünyanın kayıtsız bakışları altında pervasızca devam ettiğini belirtti. Bir heyetin Batı Şeria'ya girişine izin verilmemesini 'apaçık bir zulüm' olarak nitelendirdi. Görevi barışı ve güvenliği sağlamak olan uluslararası yapıların, Ruanda ve Srebrenitsa'da olduğu gibi Gazze'deki vahşeti de 'tribünden seyrettiğini' söyledi.

Batı Şeria'da Artan Şiddet ve Medyanın Rolü

Erdoğan, Batı Şeria'da Ekim ayında 3 binden fazla saldırı ve ihlalin kayıtlara geçtiğini hatırlatarak, yerleşimci terörünün Filistinlilere yönelik şiddeti her geçen gün artırdığını vurguladı. Bu süreçte, görevi bilgi akışını sağlamak olan 270'in üzerindeki basın mensubunun Gazze'de katledildiğini hatırlatarak, medyanın bu vahşet karşısındaki sessizliğini ve rolünü sorguladı. Türkiye'ye yönelik art niyetli algı operasyonlarına boyun eğmeyeceklerini belirten Erdoğan, 'Türkiye olarak daha adil ve özgür bir dünyanın inşası için bütün bedenimizi, kalbimizi taşın altına koymuş durumdayız' dedi. Kirli kampanyalara ve rahatsız olanlara rağmen geri adım atmayacaklarını, doğru bildiklerini dillendirmeye ve hakları kararlılıkla savunmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi. TRT'nin bu mücadelede verdiği rolü de takdir eden Erdoğan, kurumun dünyaya doğru ve hakikat odaklı habercilikle sesini duyurduğunu belirtti.

Türkiye'nin Adil Dünya Vizyonu ve Kararlılığı

Konuşmasının son bölümünde Türkiye'nin küresel adaletsizliğe karşı duruşunu ve geleceğe yönelik vizyonunu ortaya koyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Birileri rahatsız olsa da kirli kampanyalar yapılsa da geri adım atmayacağız. Ne pahasına olursa olsun doğru bildiklerimizi dillendirmeye, çözüm önerilerimizi paylaşmaya, hakları kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz' diyerek Türkiye'nin kararlı duruşunu yineledi. TRT'nin bu onurlu hikayeyi dünyaya duyurmadaki rolünü ve savaş bölgelerindeki zorlukları hakikat merkezli bir anlatımla kayıt altına almasını takdir ettiğini belirtti. Bu forumun, küresel sorunlara çözüm bulma yolunda önemli bir platform olmaya devam edeceğine olan inancını dile getirdi.

Spor 06.11.2026 15:35 6 okunma

İngiltere'de Şok Karar! Chelsea'nin Yıldızı Kadroya Alınmadı, İki İsim İlk Kez Milli Takımda!

UEFA Uluslar Ligi yaklaşırken İngiltere Milli Takımı'nın kadrosu açıklandı. Teknik Direktör Thomas Tuchel'in kararları dikkat çekerken, Cole Palmer'ın kadroya dahil edilmemesi ve iki genç yeteneğin ilk kez davet edilmesi spor gündemine bomba gibi düştü.

İngiltere'de Şok Karar! Chelsea'nin Yıldızı Kadroya Alınmadı, İki İsim İlk Kez Milli Takımda!

UEFA Uluslar Ligi heyecanına sayılı günler kala, İngiltere Milli Takımı'nın kadrosu teknik direktör Thomas Tuchel tarafından duyuruldu. Yapılan açıklama, futbol dünyasında önemli yankı uyandırdı. Özellikle son yılların parlayan yıldızlarından Chelsea'nin genç yeteneği Cole Palmer'ın kadroya davet edilmemesi, birçok soru işaretini beraberinde getirdi. Palmer'ın son iki sezonda milli formayı sadece 3 kez giymiş olması ve son olarak Mart ayındaki Japonya hazırlık maçında sahada yer alması dikkatlerden kaçmadı. 24 yaşındaki futbolcunun, 2026 FIFA Dünya Kupası kadrosunda da kendine yer bulamaması, Tuchel'in genç oyuncuyla ilgili farklı bir strateji izlediği şeklinde yorumlandı.

Tuchel'den Palmer'a Şaşırtan Eleştiriler

Teknik Direktör Thomas Tuchel, daha önce Cole Palmer'ın kadroya neden alınmadığına dair açıklamalarda bulunmuştu. Tuchel, “Çok fazla fırsatı kaçırıyor. Bunun için onu suçlamıyorum, bu sadece bir gerçek. Çok fazla kampı sakatlık nedeniyle kaçırıyor ve ben yalnızca gözümle tanık olduğum, takımımın içinde gördüğüm şeylere güvenmek istiyorum. Bunun için de kampta olmanız gerekir” ifadeleriyle Palmer'ın takım içindeki uyum ve istikrar sorununa işaret etmişti. Bu açıklamalar, Palmer'ın gösterdiği bireysel performansa rağmen takım bütünlüğü ve hazırlık süreçlerindeki eksikliğinin Tuchel tarafından önceliklendirildiğini ortaya koyuyor.

Genç Yeteneklere Milli Takım Şansı

Öte yandan, Tuchel'in kararları bazı genç yetenekler için önemli bir fırsat kapısı araladı. Fulham'ın orta saha oyuncusu Josh King ve Borussia Dortmund'un genç yıldız adayı Jobe Bellingham, kariyerlerinde ilk kez milli takım daveti aldı. Bu durum, İngiliz futbolunun geleceğine dair umutları artırırken, genç oyuncuların uluslararası arenada kendilerini gösterme şansı bulacak olması heyecan verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Özellikle Jude Bellingham'ın kardeşi Jobe'un da milli takıma çağrılması, aile geleneğinin devam edeceği beklentisini doğurdu.

İngiltere'nin Zorlu Fikstürü

İngiltere Milli Takımı, bu kritik dönemde iki zorlu maça çıkacak. 12 Kasım Perşembe günü Wembley Stadı'nda Hırvatistan'ı ağırlayacak olan 'Üç Aslan', 15 Kasım Pazar günü ise Madrid'de Metropolitano Stadı'nda güçlü rakibi İspanya ile karşı karşıya gelecek. Bu maçlar, hem takımın mevcut durumunu görmek hem de genç oyuncuların performansını test etmek açısından büyük önem taşıyor.

Açıklanan Kadroda Dikkat Çeken İsimler

Thomas Tuchel tarafından açıklanan 26 kişilik kadroda şu oyuncular yer alıyor:

Kaleciler:

Jordan Pickford (Everton), Jason Steele (Brighton), James Trafford (Leeds United)

Savunma:

Trent Alexander-Arnold (Real Madrid), Jarrad Branthwaite (Everton), Marc Guehi (Manchester City), Lewis Hall (Newcastle United), Ezri Konsa, Ben White (Arsenal), Jarell Quansah (Bayer Leverkusen), Djed Spence (Inter)

Orta Saha:

Elliot Anderson (Manchester City), Jobe Bellingham (Borussia Dortmund), Jude Bellingham (Real Madrid), James Garner (Everton), Josh King (Fulham), Myles Lewis-Skelly (Arsenal), Declan Rice (Arsenal)

Forvet:

Dominic Calvert-Lewin (Leeds United), Eberechi Eze (Arsenal), Morgan Gibbs-White (Nottingham Forest), Anthony Gordon (Barcelona), Harry Kane (Bayern Münih), Rio Ngumoha (Liverpool), Morgan Rogers (Chelsea)

Bu kadroyla İngiltere, UEFA Uluslar Ligi'ndeki iddialarını sürdürmeyi hedeflerken, Tuchel'in oyuncu tercihleri ve uygulayacağı taktikler şimdiden futbol otoritelerinin yakın takibine girdi. Cole Palmer'ın kadro dışı kalması ve genç yeteneklerin yükselişi, önümüzdeki dönemde İngiliz futbolunun geleceği hakkında önemli ipuçları veriyor.