Bugün Gündemde
--° -- --/--°
Teknoloji 18.10.2026 19:05 3 okunma

ABD'de Kalan 6 F-35'in Akıbeti Netleşiyor: Türkiye'ye Yok, Hindistan'a Tatbikat İzni! Çifte Standart mı, Stratejik Hamle mi?

Türkiye'nin F-35 programından çıkarılmasıyla ABD'de bekleyen 6 savaş uçağının durumu ve Hindistan'a verilen tatbikat izninin yarattığı çifte standart tartışmaları, savunma stratejilerinin geleceğini şekillendiriyor.

ABD'de Kalan 6 F-35'in Akıbeti Netleşiyor: Türkiye'ye Yok, Hindistan'a Tatbikat İzni! Çifte Standart mı, Stratejik Hamle mi?

Türkiye'nin stratejik savunma hamleleri ve uluslararası ilişkilerdeki dengeler, F-35 savaş uçağı programı etrafında yeni bir dönemeç noktasına ulaştı. 2002 yılında büyük umutlarla dahil olunan ve Türk savunma sanayii şirketlerinin de önemli roller üstlendiği bu prestijli programdan, Rusya'dan alınan S-400 hava savunma sistemleri nedeniyle çıkarılma kararı, Ankara-Washington hattında soğuk rüzgarlar estirmişti. Programdan çıkarılmadan önce Türkiye için üretilmiş ve Türk pilotlarının eğitiminde kullanılan 6 adet F-35A savaş uçağı, ABD'nin depolama alanlarında kaderini beklemeye devam ediyor. Son olarak Ekim 2026'da gün yüzüne çıkan bu görüntüler, bu hassas meselenin hala masada olduğunu ve iki ülke arasındaki görüşmelerin kilit başlıklarından biri olmayı sürdürdüğünü gösteriyor.

S-400 Krizi ve Hukuki Engeller: F-35'ler Neden Teslim Edilmiyor?

Türkiye'nin F-35 programından uzaklaştırılmasının temelinde yatan sebep, ABD'nin 'güvenlik endişeleri' olarak dile getiriliyor. ABD, S-400 sistemlerinin F-35'in 'hayalet' (stealth) teknolojisine ilişkin hassas verileri toplayıp Rusya'ya aktarabileceği riskini öne sürüyor. Bu durum, beşinci nesil savaş uçaklarının en kritik özelliği olan düşük görünürlük kabiliyetleri açısından ciddi bir tehdit olarak algılanıyor. Türkiye'nin bu konudaki açıklamaları ve S-400'lerin entegrasyonunun F-35'i tehdit etmeyecek şekilde yapılabileceği yönündeki çabaları, Washington yönetimini ikna etmeye yetmedi. S-400 krizinin ardından devreye giren CAATSA (ABD'nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası) yaptırımları, Savunma Sanayii Başkanlığı'nı hedef alarak Türkiye'nin savunma alanındaki bazı uluslararası iş birliklerini de sekteye uğrattı. Bunlara ek olarak, 2020 Mali Yılı Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası'nın 1245. maddesi, S-400 meselesi çözülmeden Türkiye'ye F-35 veya ilgili parçaların transferini yasal olarak sınırlandırıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın 22 Temmuz 2026 tarihli raporu da, Türkiye'nin mevcut şartlarda bu yasal gereklilikleri henüz tam olarak yerine getirmediğini ortaya koyuyor. Bu durum, CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasının tek başına F-35'lerin teslimatının önünü açmayacağını, S-400 konusunda kalıcı ve somut bir çözüm bulunması gerektiğini net bir şekilde gösteriyor.

Hindistan Tatbikatı ve Tartışmalı Çifte Standart

F-35 konusundaki belirsizlikler sürerken, Hindistan'da düzenlenen Tarang Shakti 2026 tatbikatı, tartışmaları yeniden alevlendirdi. Bu tatbikata ABD'ye ait F-35A savaş uçaklarının katılması, Türkiye'ye uygulanan politikanın tutarlılığı konusunda ciddi soru işaretleri yarattı. Zira Hindistan da Rusya'dan S-400 hava savunma sistemleri tedarik eden ülkeler arasında yer alıyor. Aynı sisteme sahip Türkiye'ye programdan çıkma yolu gösterilirken, Hindistan'ın Amerikan F-35'leriyle ortak tatbikat yapabilmesi, 'çifte standart' eleştirilerine neden oldu. Tatbikat sırasında Hindistanlı personelin F-35'lere erişiminin kısıtlandığına dair haberler de, ABD'nin hassas teknolojilerini koruma konusundaki hassasiyetini bir kez daha gözler önüne serdi. Uzmanlar, bu durumun basit bir 'çifte standart' olmaktan ziyade, ABD'nin Hindistan ile olan stratejik ortaklıkları ve bölgedeki jeopolitik dengeleri göz önünde bulundurarak farklı bir politika izlemesi olarak değerlendirilebileceğini belirtiyor. Hindistan'a F-35 satışı söz konusu olmasa da, tatbikatta görev alması Türkiye'nin F-35'lere erişim umutlarını zayıflatırken, siyasi ilişkilerin teknik gerekçeler üzerindeki etkisini de sorgulatıyor.

Türkiye'nin Hava Gücü Vizyonu: F-35 mi, KAAN mı?

F-35 krizi, Türkiye'nin gelecekteki hava gücü yapılanmasına dair stratejik bir tartışmayı da beraberinde getiriyor. F-35, radar görünmezliği, gelişmiş sensörler, ağ merkezli harekat kabiliyeti gibi özellikleriyle modern savaş uçakları arasında öncü bir konuma sahip. Beşinci nesil bu uçaklar, yüksek tehdit ortamlarında dahi görev yapabilme ve farklı platformlardan gelen istihbaratı birleştirerek üstünlük sağlama potansiyeli taşıyor. Ancak Türkiye, kendi millî muharip uçağı KAAN projesiyle bu alanda kendi kendine yeterli olmayı hedefliyor. Yerli savunma sanayiini güçlendirme, teknoloji transferine bağımlılığı azaltma ve uzun vadede operasyonel bağımsızlık kazanma amacı taşıyan KAAN projesi, stratejik bir vizyonun ürünü. Yine de, KAAN'ın geliştirme süreci ve operasyonel olgunluğa erişmesiyle F-35'in mevcut kabiliyetlerini aynı kefeye koymak mümkün değil. İki projenin olgunluk seviyeleri, maliyetleri, takvimleri ve görev profilleri birbirinden farklılık gösteriyor. Türkiye'nin önündeki seçenekler sadece F-35'e dönmek veya KAAN'ı geliştirmekle sınırlı değil. Bu iki yolun birlikte yürütülmesi, stratejik bir karar alma sürecini gerektiriyor. Bütçe olanakları, tehdit analizleri, NATO ile uyumluluk, teknolojiye erişim imkanları ve uzun vadeli savunma doktrini, bu kritik kararın temel belirleyicileri olacak.

2T Teknoloji & Savunma'da Neler Konuşuldu?

Tolga Özbek ile birlikte hazırlanan 2T Teknoloji & Savunma programının 16. bölümünde, Türkiye'nin F-35 programındaki mevcut durumu, S-400 krizinin etkileri, Hindistan'a uygulanan farklı politikalar ve Türkiye'nin gelecekteki hava gücü yapılanması üzerine kapsamlı bir değerlendirme yapıldı. Programda, F-35'lerin teknik özellikleri, programın maliyeti, teslim edilmeyen uçakların akıbeti ve KAAN projesinin stratejik önemi gibi konular derinlemesine ele alındı.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Fikrinizi Paylaşın

Gündem 18.10.2026 20:05 1 okunma

Gazze'de 'Sistematik Yıkım' İtirafı! İsrailli Askerler Konuştu: Siviller Hedef Alındı, Evler Yerle Bir Edildi

İsrail'in Gazze'deki operasyonlarına katılan askerlerin çarpıcı itirafları ortaya çıktı. Sivillerin kasıtlı olarak hedef alındığı, evlerin sistematik şekilde yıkıldığı ve Filistinlilerin 'insan kalkanı' olarak kullanıldığı iddiaları, savaşın karanlık yüzünü gözler önüne seriyor.

Gazze'de 'Sistematik Yıkım' İtirafı! İsrailli Askerler Konuştu: Siviller Hedef Alındı, Evler Yerle Bir Edildi

İsrail'in Gazze Şeridi'nde yürüttüğü askeri operasyonlara katılan askerlerden gelen şaşırtıcı ve rahatsız edici itiraflar, bölgedeki sivil kayıpların ve yıkımın boyutuna dair yeni bir boyut kazandırdı. Savaşın acımasız gerçeklerini yansıtan bu beyanlar, uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandıracak nitelikte.

Savaşın Perde Arkası: 'Hedef Sivillerdi' İddiaları

İsmini vermek istemeyen bazı İsrailli askerler, Gazze'de yaşananlara dair dehşet verici detayları gün yüzüne çıkardı. Askerlerin aktardığına göre, operasyonlar sırasında sivillerin bilerek ve isteyerek hedef alındığı yönünde bir eğilim gözlemlenmiş. Bu iddialar, savaşın uluslararası hukuk ve insani değerler açısından ne denli büyük bir ihlal barındırdığı sorusunu akıllara getiriyor. Ayrıca, operasyonlarda silahsız Filistinlilerin öldürüldüğüne dair ciddi iddialar da mevcut. Bu durum, çatışmaların masum yaşamları nasıl yok ettiğinin acı bir göstergesi.

'Evler Yerle Bir Edildi': Sistematik Yıkım İddiaları

İtirafçı askerlerin en dikkat çekici beyanlarından biri, konutların sistematik bir şekilde yıkıldığı yönünde. Bu durum, sadece askeri stratejinin bir parçası olmanın ötesinde, bölgedeki yaşam alanlarının kasıtlı olarak ortadan kaldırıldığına işaret ediyor. Yapılan yıkımların, askeri gereklilikle açıklanamayacak boyutta olduğu belirtiliyor. Gazze'deki altyapının ve sivil yerleşim yerlerinin bu şekilde tahrip edilmesi, bölge halkının geleceğini de derinden etkileme potansiyeli taşıyor. Uzmanlar, bu tür yıkımların savaş suçları kapsamında değerlendirilebileceğini vurguluyor.

İnsan Kalkanı Tartışmaları Yeniden Alevlendi

Askerlerin bir diğer önemli iddiası ise, Filistinlilerin 'insan kalkanı' olarak kullanıldığı yönünde. Bu iddia, çatışmaların karmaşık doğasını ve sivil halkın nasıl ikincil bir hedef haline getirilebildiğini ortaya koyuyor. İsrailli askerler, operasyonlar sırasında sivil halkın canlı kalkan olarak öne sürüldüğünü ve bu durumun da çatışmaları daha ölümcül hale getirdiğini öne sürüyor. Bu tür taktikler, uluslararası insan hakları hukukuna göre kesinlikle yasaklanmış durumda ve büyük tepkilere yol açıyor.

Uluslararası Tepki ve Sonrası

Bu itirafların ortaya çıkmasıyla birlikte, uluslararası toplumdan İsrail'e yönelik tepkilerde artış bekleniyor. Birleşmiş Milletler ve çeşitli insan hakları örgütleri, bu iddiaların bağımsız bir şekilde soruşturulması çağrısında bulunacaktır. Gazze'deki sivillerin durumu ve savaşın insani maliyeti, uluslararası gündemin üst sıralarında yer almaya devam edecek. Askerlerin cesurca dile getirdiği bu itiraflar, savaşın gerçek yüzünü anlamak ve gelecekte benzer vahşetlerin önüne geçmek adına kilit öneme sahip görünüyor. Bu gelişmelerin, bölgedeki barış çabalarını ve uluslararası hukukun uygulanmasını nasıl etkileyeceği merak konusu.

Spor 18.10.2026 18:05 3 okunma

Emre Belözoğlu'ndan Kritik Açıklama: 'Sezona İyi Başladık Ama Asıl Savaş Sonunda! İşte Şampiyonluk Planı...'

Kasımpaşa Teknik Direktörü Emre Belözoğlu, galibiyet sonrası yaptığı açıklamada sezona iyi başladıklarını ancak en önemlisinin sonunu iyi getirmek olduğunu belirtti. Belözoğlu, Avrupa hedefi ve takımın geleceğine dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

Emre Belözoğlu'ndan Kritik Açıklama: 'Sezona İyi Başladık Ama Asıl Savaş Sonunda! İşte Şampiyonluk Planı...'

Belözoğlu'ndan Oyunculara Tam Not: 'Bunu Hak Ettik!'

Recep Tayyip Erdoğan Stadyumu'nda oynanan ve Kasımpaşa'nın galibiyetiyle sonuçlanan maçın ardından Kasımpaşa Teknik Direktörü Emre Belözoğlu, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Hafta boyunca takımla yoğun bir çalışma temposu geçirdiklerini belirten Belözoğlu, özellikle Galatasaray mağlubiyetinin ardından yaşanan motivasyon kaybını gidermenin önemine dikkat çekti. Belözoğlu, 'Oyuncularımın bugünkü motivasyonunun kırılmadığını görmek beni çok mutlu etti. Oynadığımız 8 maçta da geriye düştüğümüz anlar oldu ama hiç kopmadık. Galatasaray maçı dahil her karşılaşmaya tutunduk. Oyuncularımın hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum, gösterdikleri mücadele ve hak edilmiş bir galibiyetti.' şeklinde konuştu.

Oyunun Kilidi ve Samsunspor Analizi: 'Ders Çıkarmalıyız'

Samsunspor'un filelere gitmeden ilk golü bulmasının ardından oyunun seyrine ilişkin değerlendirmelerde bulunan tecrübeli çalıştırıcı, devrenin 2-1 Samsunspor üstünlüğüyle kapandığı kritik anlara değindi. İkinci yarıya iştahlı başladıklarını ancak Samsunspor'un kalitesine vurgu yaptı. Belözoğlu, 'Devre arasına 2-1 geride girmek talihsizlikti. İkinci yarıya iyi başlasak da, Samsunspor'un kalitesi ve elindeki oyuncularla 2-2'yi bulması oyunun farklı bir senaryoya evrilmesine neden olabilirdi. Ofsayt pozisyonu da oyunun gidişatını etkileyebilirdi.' dedi. Kendi takımlarının galibiyeti hak ettiğini yineleyen Belözoğlu, 'Bu kadar iyi oynadığımız bir maçın 2-2'ye gelmesi bizim için bir ders olmalı. Baştan sona galibiyeti hak eden taraf bizdik. Samsunspor, kulüp yapısı ve Avrupa tecrübesiyle önemli bir camia. Onlar da bir değişim sürecindeydi ve biz bu durumu lehimize çevirmeyi başardık. Tüm oyuncularıma ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Yolumuza emin adımlarla devam edeceğiz.' ifadelerini kullandı.

Belözoğlu'ndan Gelecek ve Avrupa Hedefi: 'Sabır ve Vizyon Gerek'

Geçen sezon devrenin sonlarına doğru takımın başına geçtiğini hatırlatan Emre Belözoğlu, bir teknik adamın yeni bir takıma adapte olmasının zaman aldığını ve Türkiye'deki sabırsızlık ikliminin farkında olduğunu belirtti. Geçen sezonu zorlu bir süreçle ve kendi oluşturmadığı bir kadroyla tamamladıklarını, buna rağmen takımı ligde tutmayı başardıklarını vurguladı. Belözoğlu, 'Her maçı bir fırsat olarak görüyor ve kendi adıma dersler çıkarıyorum. Sezona iyi hazırlandık ve iyi başladık ancak asıl önemli olan sonunu iyi getirmek. Sonlar her zaman akılda kalır. Geçen sene sonu iyi getirmiştik, bu sene de hedefimiz o.' dedi.

Taraftarların Avrupa Ateşi ve Kulüp Vizyonu

Lacivert-beyazlı taraftarların tribünlerde Avrupa kupalarıyla ilgili yaptığı tezahüratlara da değinen Belözoğlu, bu teveccühün kendilerini mutlu ettiğini belirtti. Ancak gerçekçi hedeflere odaklanmak gerektiğini vurguladı. 'Bugün geldiğimiz noktada Avrupa hedefi koymak tam olarak gerçekçi olmayabilir. Daha mütevazı hedeflerle ilerlemeliyiz.' diyen Belözoğlu, Kasımpaşa yönetiminin vizyonunun kulübü Avrupa kupalarına taşıyabilecek seviyeye getirme yönünde olduğunu ve gelecek senelerde bu hedefin kesinlikle masada olması gerektiğini ifade etti. Kendisinin de bir gün bu kulüple Avrupa kupalarına sürekli katılan bir takım yaratma hedefi olduğunu ancak bunun zaman, sabır ve gelişim gerektirdiğini sözlerine ekledi. Belözoğlu, 'Şu an emekleme aşamasındayız ama uzun maratonları koşacağımız günler de gelecek. Buna kimsenin şüphesi olmasın.' diyerek geleceğe dair umutlarını dile getirdi.

Genç Yetenek Ayberk Karapo'ya Övgü

Savunma oyuncusu Ayberk Karapo ile ilgili gelen bir soru üzerine Belözoğlu, genç oyuncuyu övdü. Ayberk'in 'çok temiz bir çocuk' olduğunu ve 'gelişime çok açık' bir oyuncu olduğunu belirten Belözoğlu, onunla birlikte olmaktan mutluluk duyduklarını söyledi. Ayberk'i stoper, sağ bek ve sol bek gibi farklı pozisyonlarda tereddüt etmeden kullanabildiklerini çünkü gerekli dinamiğe sahip olduğunu vurguladı. 'Bugün karşısındaki oyuncuların ters ayaklı olması savunmasını biraz kolaylaştırdı.' diyen Belözoğlu, Ayberk'in kendileri için farklı bir pencere açtığını ve gelişimini görmekten büyük mutluluk duyduğunu sözlerine ekledi. Belözoğlu, 'Yolu çok açık, çok çalışarak çok daha iyi yerlere gelecek bir oyuncu.' diyerek Ayberk Karapo'ya olan inancını gösterdi.

Gündem 18.10.2026 17:35 4 okunma

15 Metreden Uçtu, Küle Döndü: İnanılmaz Kurtuluş Anı Kamerada!

İstanbul yönüne giden İran uyruklu tır, otomobille çarpıştıktan sonra yaklaşık 15 metre yükseklikten köprüden aşağı uçtu. Sürücü son anda atlayarak ölümden döndü.

15 Metreden Uçtu, Küle Döndü: İnanılmaz Kurtuluş Anı Kamerada!

Otoyolda yaşanan ve yürekleri ağızlara getiren kaza, gece saatlerinde İstanbul istikametinde meydana geldi. İran uyruklu M.G. yönetimindeki alüminyum yüklü tır, aynı yönde ilerleyen ve sürücüsünün kimliği henüz belirlenemeyen bir otomobille çarpıştı. Bu çarpışmanın etkisiyle kontrolden çıkan dev araç, dehşet verici bir manzarayla karşı karşıya bıraktı.

Köprüden Düşen Tırın Ardından Dehşet Veren Anlar

Küçükmelen Köprüsü üzerinde yaklaşık 15 metre yükseklikten köy yoluna savrulan tır, adeta bir ölüm makinesine dönüştü. Ancak mucizevi bir şekilde, tırın sürücüsü düşüş başlamadan hemen önce araç kapısını açarak kendini dışarı atmayı başardı. Bu cesur hamle, onu ölümün kıyısından döndürdü. Tırın yere çakılmasının ardından başlayan yangın ise, kısa sürede büyüyerek gökyüzünü sardı.

Olay Yerine Hızla Müdahale

Kazanın bildirilmesi üzerine olay yerine itfaiye, sağlık ve jandarma ekipleri derhal sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin yangına müdahalesiyle alevler kontrol altına alınarak söndürüldü. Ancak çıkan yangın sonucunda tır, kullanılamaz hale geldi. Kazada yaralanan tır sürücüsü olay yerinde ayakta tedavi edilirken, otomobil sürücüsü ise tedbir amaçlı olarak hastaneye kaldırıldı. Otoyolda ulaşım, bir süre tek şeritten kontrollü olarak sağlandı. Kazaya karışan otomobilin sürücüsünün kimliği ve kazaya neden olan etkenler hakkında incelemeler devam ediyor.

Benzer Kazalar ve Alınması Gereken Önlemler

Bu tür yüksekten düşme ve ardından çıkan yangınlarla sonuçlanan kazalar, otoyollardaki güvenlik önlemlerini yeniden gündeme getiriyor. Özellikle ağır vasıtaların karıştığı kazalarda alınan yol önlemleri ve sürücülerin dikkati büyük önem taşıyor. Uzmanlar, uzun yolculuklarda sürücülerin yorgunluk ve dikkat dağınıklığı gibi risklere karşı önlem alması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, araçların düzenli bakımlarının yapılması ve yük güvenliğinin sağlanması da bu tür kazaların önlenmesinde kritik rol oynuyor. Küçükmelen Köprüsü'nde yaşanan bu olay, aynı zamanda yol güvenliği konusunda da dikkat çekici bir uyarı niteliği taşıyor. Benzer trajedilerin yaşanmaması için hem sürücülere hem de ilgili kurumlara önemli görevler düşüyor.

İran plakalı aracın Türkiye'deki sigorta durumu ve taşıdığı alüminyumun yanıcılığı gibi detaylar da kazanın boyutunu anlamak açısından önem arz ediyor. Yangının bu kadar hızlı yayılması, yükün niteliği hakkında da ipuçları veriyor olabilir. Olayla ilgili soruşturma sürüyor ve kazanın tüm detayları gün yüzüne çıktıkça kamuoyuyla paylaşılacaktır.

Spor 18.10.2026 17:05 4 okunma

Fenerbahçe Yıldızı Marco Asensio'nun Kaderi Belli Oldu! Ameliyat Kaçınılmaz

Fenerbahçe'nin yıldız transferi Marco Asensio'nun sakatlığına dair belirsizlikler ortadan kalktı. Kulüp yetkilileri, İspanyol oyuncunun durumu hakkında net bilgiyi paylaştı.

Fenerbahçe Yıldızı Marco Asensio'nun Kaderi Belli Oldu! Ameliyat Kaçınılmaz

Asensio'nun Sakatlığı Hakkında Şok Açıklama

Fenerbahçe'de sezon başında büyük umutlarla transfer edilen ve performansıyla dikkat çeken Marco Asensio'nun yaşadığı sakatlık, sarı-lacivertli camiada büyük endişe yaratmıştı. Aston Villa ve Alanyaspor gibi önemli mücadelelerde forma giyemeyen İspanyol yıldızın durumu, spor kamuoyunun da yakından takip ettiği bir konu haline gelmişti. Nihayet, kulüp cephesinden yapılan resmi açıklamalarla Asensio'nun sağlık durumu hakkında çarpıcı detaylar gün yüzüne çıktı.

Fenerbahçe Yönetiminden Net Mesaj: 'Ameliyat Olacak'

Fenerbahçe Futbol Direktörü Oğuz Çetin ve kulüp doktoru Ahmet Kulduk, Marco Asensio'nun sağlık durumuyla ilgili merak edilen tüm soruları yanıtladı. Özellikle son haftalarda adı sıkça sorunlarla anılan ve İsmail Kartal ile yıldızının barışmadığı yönündeki iddialara da Çetin'den net bir yanıt geldi. Oğuz Çetin, takım içindeki birlik ve beraberlik ruhunun altını çizerken, bu tür spekülasyonları kesin bir dille reddetti. Başkan Aziz Yıldırım'ın kulüpteki birlik ve beraberliği sağlama konusundaki hassasiyetine de vurgu yapan Çetin, 'Başkanımızın Alex olayı gibi olumsuz tecrübeleri tekrar yaşamak istemediği' yönündeki sözlerinin tüm kulüp nezdinde bir hassasiyetle ele alındığını belirtti. Takımın aidiyet duygusu ve oyuncuların yüksek motivasyonunun altını çizen Çetin, takım içinde herhangi bir problem olmadığını, aksine güçlü bir iletişim ve takım ruhunun hakim olduğunu ifade etti. Özellikle dışarıdan gelen ve takımın ahengini bozmaya yönelik girişimleri de sert bir dille eleştirdi.

Detaylar Ortaya Çıktı: Kıkırdak Problemi ve Cerrahi Müdahale

Asensio'nun sahalardan uzak kalma nedenine ilişkin en kritik bilgi ise kulüp doktoru Ahmet Kulduk'tan geldi. Doktor Kulduk, İspanyol yıldızın önümüzdeki hafta ameliyat masasına yatacağını duyurdu. Sakatlığın kaynağının dizindeki kıkırdak problemi olduğunu belirten Kulduk, geçmişte yaşanan benzer sorunların bu denli cerrahi müdahale gerektirmediğini ancak mevcut durumun farklı olduğunu açıkladı. Bu operasyonun, Asensio'nun sahalara dönebilmesi için kaçınılmaz bir adım olduğunu vurguladı. Ameliyatın ardından yapılacak detaylı rehabilitasyon süreciyle birlikte, Asensio'nun en kısa sürede sahalara dönmesi hedefleniyor. Bu gelişme, Fenerbahçe'nin şampiyonluk yolundaki önemli kozlarından biri hakkındaki belirsizliği ortadan kaldırırken, futbolseverler de yıldız oyuncunun tam performansıyla sahalara dönmesini sabırsızlıkla bekliyor.

Taraftarlar Merakla Bekliyor

Marco Asensio'nun ameliyat kararının ardından, sarı-lacivertli taraftarların gözü rehabilitasyon sürecine çevrildi. Takımın genel durumu ve liderlik yarışındaki konumu göz önüne alındığında, Asensio'nun sahalara dönüşü büyük önem taşıyor. Bu zorlu süreçte oyuncunun göstereceği direnç ve kulübün sağlayacağı destek, sezonun geri kalanında takımın başarısı için kilit rol oynayacaktır. Taraftarlar, sosyal medya üzerinden geçmiş olsun dileklerini ileterek, Asensio'ya olan desteklerini gösteriyor.

Gündem 18.10.2026 15:35 6 okunma

Gözyaşları Sel Oldu: 8 Aylık Zeynep Bebek Derede Mahsur Kaldı, Kahraman AFAD Ekipleri Nefes Kestiği Anla Kurtardı!

Sakarya'da dere taşkınında mahsur kalan 8 aylık Zeynep bebek, AFAD ekiplerinin kurduğu ustaca halat düzeneğiyle kurtarıldı. O anlarda yaşanan duygusal anlar İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi tarafından da paylaşıldı.

Gözyaşları Sel Oldu: 8 Aylık Zeynep Bebek Derede Mahsur Kaldı, Kahraman AFAD Ekipleri Nefes Kestiği Anla Kurtardı!

Sakarya'nın Sapanca ilçesinde önceki gün akşam saatlerinde başlayan ve etkisini sabaha kadar sürdüren şiddetli yağış, hayatı felç etti. Yağmur sularının **Fevziye Mahallesi'nden geçen derenin taşmasına** yol açmasıyla birlikte, dere kenarındaki bir bungalovda mahsur kalan ailenin imdadına **AFAD ekipleri** yetişti. Özellikle ailenin en küçüğü olan 8 aylık Zeynep bebeğin kurtarılma anı, tüm Türkiye'yi derinden etkiledi.

Dere Taştı, Bungalov Sular Altında Kaldı: Aile Kurtarılmayı Bekliyor

Çarşamba akşamı başlayan ve aralıklarla devam eden sağanak yağış, Sakarya'nın doğal güzellikleriyle ünlü ilçesi Sapanca'da beklenmedik bir krize yol açtı. Fevziye Mahallesi'nden geçen dere, debisinin ani yükselmesiyle **yatak değiştirerek taştı**. Bu durum sonucunda dere kenarında bulunan **birçok ev ve iş yeri sular altında kalırken**, özellikle dereye yakın bir noktadaki bungalovda yaşayan ailenin dış dünyayla bağlantısı tamamen kesildi. Köprünün yıkılmasıyla bölgeye ulaşım da güçleşirken, mahsur kalan ailenin **güvenli bir şekilde kurtarılması** için tüm imkanlar seferber edildi.

Kahraman AFAD Ekiplerinden Nefes Kesen Operasyon: Halatlarla Hayata Bağlandılar

Durumun bildirilmesi üzerine bölgeye **derhal AFAD ekipleri** sevk edildi. Kısa sürede olay yerine ulaşan ekipler, dere üzerindeki tehlikeli akıntıya rağmen titiz bir çalışma başlattı. Aileyi kurtarmak için dere üzerinden **ustaca bir halat düzeneği kuran** arama kurtarma personeli, zorlu koşullara rağmen büyük bir özveriyle çalıştı. Bu düzenek sayesinde, mahsur kalan 1'i bebek, 1'i çocuk, 2'si kadın olmak üzere **toplam 8 kişi tek tek güvenli alana tahliye edildi**. Kurtarma operasyonunun en kritik anlarından biri, henüz 8 aylık olan Zeynep bebeğin kurtarılmasıydı. Operasyon sırasında uykusundan uyanan bebeği sakinleştirmek için büyük çaba gösteren AFAD personellerinin o anları, kameralara yansıdı.

'Sen Uyu Zeynep Kızım, Biz Buradayız': Duygusal Kurtarma Anları

Kurtarma operasyonunun sorumlusu Sakarya AFAD Doğada Arama Kurtarma (DAK) ekip amiri Murat Ergül, yaşadıkları o anları gözyaşları içinde anlattı. İlk olarak çocukları ve kadınları güvenli bir noktaya aldıklarını belirten Ergül, özellikle 5 yaşındaki Ayaz isimli çocuğun yaşadığı korkuyu şu sözlerle dile getirdi: "Ayaz çok korkuyordu, onu sakinleştirmemiz gerekiyordu. Ona kendi çocuğumdan bahsettim, 'Süpermen olabiliriz' diyerek onu motive ettim ve karşıya geçirdik."

Sıra 8 aylık Zeynep bebeğe geldiğinde ise Ergül, duygu dolu anları şu şekilde aktardı: "Bebeğimizi sisteme (halat) bağladığımızda uyuyordu. Biraz uykusu bölündü ve ağlamaya başladı. Onu pışpışlayarak tekrar uykuya daldırdık. Bu bizim için inanılmaz bir mutluluktu, hatta hepimizi gülümsetti. Annenin bebeğe sarılması ise paha biçilmez bir andı." Ergül, bebeği bağlayacak özel ekipmanların sınırlı olduğunu ancak kendi bilgi ve tecrübeleriyle bu zorluğun üstesinden geldiklerini vurgulayarak, operasyonun başarıyla tamamlanmasından dolayı gurur duyduklarını ifade etti.

Bakan Çiftçi'den Tarihi Paylaşım: 'Seni Kurtaran O Eller, Uykunu Bölmeye Bile Kıyamadı'

Yaşanan bu olağanüstü kurtarma operasyonu, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin de dikkatinden kaçmadı. Bakan Çiftçi, sosyal medya hesabından yaptığı duygusal paylaşımla, 8 aylık Zeynep bebeğin kurtarılma anlarına vurgu yaptı. Çiftçi, "Sen uyu Zeynep kızım, biz buradayız." başlığıyla paylaştığı mesajında şu ifadelere yer verdi: "O zorlu anlarda yüreğimizi ısıtan öyle güzel bir an yaşandı ki... AFAD personelimiz Murat Ergül, kucağına aldığı Zeynep bebeğimizin uykusu bölünmesin diye onu usul usul pışpışladı. Zeynep kızım, sen bugün yaşananları belki hiç hatırlamayacaksın. Ama büyüdüğünde bil ki sen daha onların adını bile bilmezken, onlar seni korumak için seferber oldu. Seni kurtaran o eller, uykunu bölmeye bile kıyamadı. İşte sen bu kadar kıymetlisin, güzel kızım." Bakan Çiftçi, bu fedakarlıklarından ötürü tüm AFAD personeline teşekkürlerini ileterek, tüm çocukların afetlerden korunması temennisinde bulundu.

Operasyonun Detayları: Yükselen Su Seviyesi ve Pratik Zeka

Kurtarma operasyonunun teknik detayları da dikkat çekiciydi. Sakarya AFAD arama kurtarma teknisyeni Alihan Yazıcı, operasyon sırasında karşılaştıkları zorlukları anlattı. Ana emniyet noktası olarak kullanılan elektrik direğinin sel sularının yükselmesiyle aşınmaya başlaması üzerine, ekiplerin hızla yeni bir emniyet noktası belirlemek zorunda kaldıklarını söyledi. Yazıcı, "Acele etmemiz gerekiyordu, sel suları sürekli yükseliyordu. Operasyonun en kritik noktası bebeğin tahliyesiydi. Karşılaştığımız zorlukların üstesinden pratik zekamız ve aldığımız eğitimler neticesinde geldiğimizi düşünüyorum." dedi.

Bir diğer AFAD teknisyeni Mert Çömlekçioğlu ise, mahsur kalanlara ulaşmak için yolların kapalı olduğunu fark ettiklerinde, karşıya yüzerek geçme görevini üstlendiğini belirtti. Kurulan hat sayesinde tüm ailenin ve özellikle minik Zeynep bebeğin güvenli şekilde karşı kıyıya geçirilmesini sağladıklarını, olası tehlikelere rağmen kimsenin zarar görmemesinin en büyük mutlulukları olduğunu sözlerine ekledi. Bu olay, bir kez daha gösterdi ki, en zorlu anlarda bile insanlığın kurtarma içgüdüsü ve kahramanlık ruhu ön plana çıkıyor.