Bugün Gündemde
--° -- --/--°
Spor 18.10.2026 18:05 3 okunma

Emre Belözoğlu'ndan Kritik Açıklama: 'Sezona İyi Başladık Ama Asıl Savaş Sonunda! İşte Şampiyonluk Planı...'

Kasımpaşa Teknik Direktörü Emre Belözoğlu, galibiyet sonrası yaptığı açıklamada sezona iyi başladıklarını ancak en önemlisinin sonunu iyi getirmek olduğunu belirtti. Belözoğlu, Avrupa hedefi ve takımın geleceğine dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

Emre Belözoğlu'ndan Kritik Açıklama: 'Sezona İyi Başladık Ama Asıl Savaş Sonunda! İşte Şampiyonluk Planı...'

Belözoğlu'ndan Oyunculara Tam Not: 'Bunu Hak Ettik!'

Recep Tayyip Erdoğan Stadyumu'nda oynanan ve Kasımpaşa'nın galibiyetiyle sonuçlanan maçın ardından Kasımpaşa Teknik Direktörü Emre Belözoğlu, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Hafta boyunca takımla yoğun bir çalışma temposu geçirdiklerini belirten Belözoğlu, özellikle Galatasaray mağlubiyetinin ardından yaşanan motivasyon kaybını gidermenin önemine dikkat çekti. Belözoğlu, 'Oyuncularımın bugünkü motivasyonunun kırılmadığını görmek beni çok mutlu etti. Oynadığımız 8 maçta da geriye düştüğümüz anlar oldu ama hiç kopmadık. Galatasaray maçı dahil her karşılaşmaya tutunduk. Oyuncularımın hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum, gösterdikleri mücadele ve hak edilmiş bir galibiyetti.' şeklinde konuştu.

Oyunun Kilidi ve Samsunspor Analizi: 'Ders Çıkarmalıyız'

Samsunspor'un filelere gitmeden ilk golü bulmasının ardından oyunun seyrine ilişkin değerlendirmelerde bulunan tecrübeli çalıştırıcı, devrenin 2-1 Samsunspor üstünlüğüyle kapandığı kritik anlara değindi. İkinci yarıya iştahlı başladıklarını ancak Samsunspor'un kalitesine vurgu yaptı. Belözoğlu, 'Devre arasına 2-1 geride girmek talihsizlikti. İkinci yarıya iyi başlasak da, Samsunspor'un kalitesi ve elindeki oyuncularla 2-2'yi bulması oyunun farklı bir senaryoya evrilmesine neden olabilirdi. Ofsayt pozisyonu da oyunun gidişatını etkileyebilirdi.' dedi. Kendi takımlarının galibiyeti hak ettiğini yineleyen Belözoğlu, 'Bu kadar iyi oynadığımız bir maçın 2-2'ye gelmesi bizim için bir ders olmalı. Baştan sona galibiyeti hak eden taraf bizdik. Samsunspor, kulüp yapısı ve Avrupa tecrübesiyle önemli bir camia. Onlar da bir değişim sürecindeydi ve biz bu durumu lehimize çevirmeyi başardık. Tüm oyuncularıma ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Yolumuza emin adımlarla devam edeceğiz.' ifadelerini kullandı.

Belözoğlu'ndan Gelecek ve Avrupa Hedefi: 'Sabır ve Vizyon Gerek'

Geçen sezon devrenin sonlarına doğru takımın başına geçtiğini hatırlatan Emre Belözoğlu, bir teknik adamın yeni bir takıma adapte olmasının zaman aldığını ve Türkiye'deki sabırsızlık ikliminin farkında olduğunu belirtti. Geçen sezonu zorlu bir süreçle ve kendi oluşturmadığı bir kadroyla tamamladıklarını, buna rağmen takımı ligde tutmayı başardıklarını vurguladı. Belözoğlu, 'Her maçı bir fırsat olarak görüyor ve kendi adıma dersler çıkarıyorum. Sezona iyi hazırlandık ve iyi başladık ancak asıl önemli olan sonunu iyi getirmek. Sonlar her zaman akılda kalır. Geçen sene sonu iyi getirmiştik, bu sene de hedefimiz o.' dedi.

Taraftarların Avrupa Ateşi ve Kulüp Vizyonu

Lacivert-beyazlı taraftarların tribünlerde Avrupa kupalarıyla ilgili yaptığı tezahüratlara da değinen Belözoğlu, bu teveccühün kendilerini mutlu ettiğini belirtti. Ancak gerçekçi hedeflere odaklanmak gerektiğini vurguladı. 'Bugün geldiğimiz noktada Avrupa hedefi koymak tam olarak gerçekçi olmayabilir. Daha mütevazı hedeflerle ilerlemeliyiz.' diyen Belözoğlu, Kasımpaşa yönetiminin vizyonunun kulübü Avrupa kupalarına taşıyabilecek seviyeye getirme yönünde olduğunu ve gelecek senelerde bu hedefin kesinlikle masada olması gerektiğini ifade etti. Kendisinin de bir gün bu kulüple Avrupa kupalarına sürekli katılan bir takım yaratma hedefi olduğunu ancak bunun zaman, sabır ve gelişim gerektirdiğini sözlerine ekledi. Belözoğlu, 'Şu an emekleme aşamasındayız ama uzun maratonları koşacağımız günler de gelecek. Buna kimsenin şüphesi olmasın.' diyerek geleceğe dair umutlarını dile getirdi.

Genç Yetenek Ayberk Karapo'ya Övgü

Savunma oyuncusu Ayberk Karapo ile ilgili gelen bir soru üzerine Belözoğlu, genç oyuncuyu övdü. Ayberk'in 'çok temiz bir çocuk' olduğunu ve 'gelişime çok açık' bir oyuncu olduğunu belirten Belözoğlu, onunla birlikte olmaktan mutluluk duyduklarını söyledi. Ayberk'i stoper, sağ bek ve sol bek gibi farklı pozisyonlarda tereddüt etmeden kullanabildiklerini çünkü gerekli dinamiğe sahip olduğunu vurguladı. 'Bugün karşısındaki oyuncuların ters ayaklı olması savunmasını biraz kolaylaştırdı.' diyen Belözoğlu, Ayberk'in kendileri için farklı bir pencere açtığını ve gelişimini görmekten büyük mutluluk duyduğunu sözlerine ekledi. Belözoğlu, 'Yolu çok açık, çok çalışarak çok daha iyi yerlere gelecek bir oyuncu.' diyerek Ayberk Karapo'ya olan inancını gösterdi.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Fikrinizi Paylaşın

Teknoloji 18.10.2026 19:05 1 okunma

ABD'de Kalan 6 F-35'in Akıbeti Netleşiyor: Türkiye'ye Yok, Hindistan'a Tatbikat İzni! Çifte Standart mı, Stratejik Hamle mi?

Türkiye'nin F-35 programından çıkarılmasıyla ABD'de bekleyen 6 savaş uçağının durumu ve Hindistan'a verilen tatbikat izninin yarattığı çifte standart tartışmaları, savunma stratejilerinin geleceğini şekillendiriyor.

ABD'de Kalan 6 F-35'in Akıbeti Netleşiyor: Türkiye'ye Yok, Hindistan'a Tatbikat İzni! Çifte Standart mı, Stratejik Hamle mi?

Türkiye'nin stratejik savunma hamleleri ve uluslararası ilişkilerdeki dengeler, F-35 savaş uçağı programı etrafında yeni bir dönemeç noktasına ulaştı. 2002 yılında büyük umutlarla dahil olunan ve Türk savunma sanayii şirketlerinin de önemli roller üstlendiği bu prestijli programdan, Rusya'dan alınan S-400 hava savunma sistemleri nedeniyle çıkarılma kararı, Ankara-Washington hattında soğuk rüzgarlar estirmişti. Programdan çıkarılmadan önce Türkiye için üretilmiş ve Türk pilotlarının eğitiminde kullanılan 6 adet F-35A savaş uçağı, ABD'nin depolama alanlarında kaderini beklemeye devam ediyor. Son olarak Ekim 2026'da gün yüzüne çıkan bu görüntüler, bu hassas meselenin hala masada olduğunu ve iki ülke arasındaki görüşmelerin kilit başlıklarından biri olmayı sürdürdüğünü gösteriyor.

S-400 Krizi ve Hukuki Engeller: F-35'ler Neden Teslim Edilmiyor?

Türkiye'nin F-35 programından uzaklaştırılmasının temelinde yatan sebep, ABD'nin 'güvenlik endişeleri' olarak dile getiriliyor. ABD, S-400 sistemlerinin F-35'in 'hayalet' (stealth) teknolojisine ilişkin hassas verileri toplayıp Rusya'ya aktarabileceği riskini öne sürüyor. Bu durum, beşinci nesil savaş uçaklarının en kritik özelliği olan düşük görünürlük kabiliyetleri açısından ciddi bir tehdit olarak algılanıyor. Türkiye'nin bu konudaki açıklamaları ve S-400'lerin entegrasyonunun F-35'i tehdit etmeyecek şekilde yapılabileceği yönündeki çabaları, Washington yönetimini ikna etmeye yetmedi. S-400 krizinin ardından devreye giren CAATSA (ABD'nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası) yaptırımları, Savunma Sanayii Başkanlığı'nı hedef alarak Türkiye'nin savunma alanındaki bazı uluslararası iş birliklerini de sekteye uğrattı. Bunlara ek olarak, 2020 Mali Yılı Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası'nın 1245. maddesi, S-400 meselesi çözülmeden Türkiye'ye F-35 veya ilgili parçaların transferini yasal olarak sınırlandırıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın 22 Temmuz 2026 tarihli raporu da, Türkiye'nin mevcut şartlarda bu yasal gereklilikleri henüz tam olarak yerine getirmediğini ortaya koyuyor. Bu durum, CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasının tek başına F-35'lerin teslimatının önünü açmayacağını, S-400 konusunda kalıcı ve somut bir çözüm bulunması gerektiğini net bir şekilde gösteriyor.

Hindistan Tatbikatı ve Tartışmalı Çifte Standart

F-35 konusundaki belirsizlikler sürerken, Hindistan'da düzenlenen Tarang Shakti 2026 tatbikatı, tartışmaları yeniden alevlendirdi. Bu tatbikata ABD'ye ait F-35A savaş uçaklarının katılması, Türkiye'ye uygulanan politikanın tutarlılığı konusunda ciddi soru işaretleri yarattı. Zira Hindistan da Rusya'dan S-400 hava savunma sistemleri tedarik eden ülkeler arasında yer alıyor. Aynı sisteme sahip Türkiye'ye programdan çıkma yolu gösterilirken, Hindistan'ın Amerikan F-35'leriyle ortak tatbikat yapabilmesi, 'çifte standart' eleştirilerine neden oldu. Tatbikat sırasında Hindistanlı personelin F-35'lere erişiminin kısıtlandığına dair haberler de, ABD'nin hassas teknolojilerini koruma konusundaki hassasiyetini bir kez daha gözler önüne serdi. Uzmanlar, bu durumun basit bir 'çifte standart' olmaktan ziyade, ABD'nin Hindistan ile olan stratejik ortaklıkları ve bölgedeki jeopolitik dengeleri göz önünde bulundurarak farklı bir politika izlemesi olarak değerlendirilebileceğini belirtiyor. Hindistan'a F-35 satışı söz konusu olmasa da, tatbikatta görev alması Türkiye'nin F-35'lere erişim umutlarını zayıflatırken, siyasi ilişkilerin teknik gerekçeler üzerindeki etkisini de sorgulatıyor.

Türkiye'nin Hava Gücü Vizyonu: F-35 mi, KAAN mı?

F-35 krizi, Türkiye'nin gelecekteki hava gücü yapılanmasına dair stratejik bir tartışmayı da beraberinde getiriyor. F-35, radar görünmezliği, gelişmiş sensörler, ağ merkezli harekat kabiliyeti gibi özellikleriyle modern savaş uçakları arasında öncü bir konuma sahip. Beşinci nesil bu uçaklar, yüksek tehdit ortamlarında dahi görev yapabilme ve farklı platformlardan gelen istihbaratı birleştirerek üstünlük sağlama potansiyeli taşıyor. Ancak Türkiye, kendi millî muharip uçağı KAAN projesiyle bu alanda kendi kendine yeterli olmayı hedefliyor. Yerli savunma sanayiini güçlendirme, teknoloji transferine bağımlılığı azaltma ve uzun vadede operasyonel bağımsızlık kazanma amacı taşıyan KAAN projesi, stratejik bir vizyonun ürünü. Yine de, KAAN'ın geliştirme süreci ve operasyonel olgunluğa erişmesiyle F-35'in mevcut kabiliyetlerini aynı kefeye koymak mümkün değil. İki projenin olgunluk seviyeleri, maliyetleri, takvimleri ve görev profilleri birbirinden farklılık gösteriyor. Türkiye'nin önündeki seçenekler sadece F-35'e dönmek veya KAAN'ı geliştirmekle sınırlı değil. Bu iki yolun birlikte yürütülmesi, stratejik bir karar alma sürecini gerektiriyor. Bütçe olanakları, tehdit analizleri, NATO ile uyumluluk, teknolojiye erişim imkanları ve uzun vadeli savunma doktrini, bu kritik kararın temel belirleyicileri olacak.

2T Teknoloji & Savunma'da Neler Konuşuldu?

Tolga Özbek ile birlikte hazırlanan 2T Teknoloji & Savunma programının 16. bölümünde, Türkiye'nin F-35 programındaki mevcut durumu, S-400 krizinin etkileri, Hindistan'a uygulanan farklı politikalar ve Türkiye'nin gelecekteki hava gücü yapılanması üzerine kapsamlı bir değerlendirme yapıldı. Programda, F-35'lerin teknik özellikleri, programın maliyeti, teslim edilmeyen uçakların akıbeti ve KAAN projesinin stratejik önemi gibi konular derinlemesine ele alındı.

Teknoloji 18.10.2026 18:35 3 okunma

PS5 Emülatörü Efsane Oldu: Demon's Souls 120 FPS'e Koşuyor, RTX 5070 Sistemi Çılgına Çevirdi!

PlayStation 5 emülatör teknolojisinde devrimsel bir gelişme yaşanıyor. Demon's Souls Remake, son güncellemelerle inanılmaz performans artışı yakalayarak 120 FPS'e dayandı. RTX 5070'li sistemler şimdiden bu seviyelere ulaşmaya başladı.

PS5 Emülatörü Efsane Oldu: Demon's Souls 120 FPS'e Koşuyor, RTX 5070 Sistemi Çılgına Çevirdi!

PlayStation 5'in emülasyon dünyasındaki ilerleyişi, oyunseverler için heyecan verici bir dönemi başlatıyor. KyTyPS5 emülatöründe kaydedilen son başarılar, özellikle Demon’s Souls Remake gibi görsel şölen sunan yapımların performansını bambaşka bir boyuta taşıdı. Geralt Benchmarks adlı popüler YouTube kanalında yayınlanan görüntüler, emülatörün geldiği noktayı gözler önüne sererken, teknik detaylar dudak uçuklatıyor.

Emülatörde Dönüm Noktası: 120 FPS Hedefine Adım Adım

Geliştirici chenxiao07 tarafından hazırlanan ve 17 Ekim 2026 tarihinde güncellenen v20261017 sürümü, son teknoloji donanımlarla bir araya geldiğinde inanılmaz sonuçlar veriyor. Özellikle AMD Ryzen 7 9800X3D işlemci ve NVIDIA GeForce RTX 5070 ekran kartı kombinasyonu, Demon’s Souls Remake'i stabil bir şekilde 60 FPS'in üzerinde çalıştırmayı başarıyor. Ancak asıl dikkat çekici gelişme, NVIDIA DLSS Frame Generation teknolojisinin 2X modunda aktif edilmesiyle yaşanıyor. Bu teknoloji sayesinde oyunun kare hızları, 120 FPS seviyelerine tehlikeli bir şekilde yaklaşıyor. Bu durum, emülasyon topluluğu için devasa bir teknik zafer olarak kabul ediliyor.

Kısa Sürede Tarih Yazıldı: Performance Artışı Nefes Kesti

Bu etkileyici gelişmenin altını çizen en önemli noktalardan biri, emülatörün geliştirilme sürecinin ne kadar kısa bir zaman dilimine yayılmış olması. Henüz birkaç hafta öncesine kadar, RTX 5090 ve Ryzen 7 9800X3D gibi en üst düzey sistemlerde bile Demon’s Souls Remake'in 5 FPS bandını geçmekte zorlandığı biliniyordu. Eylül ayında 30 FPS sınırına ulaşılması bile büyük bir adımken, gelinen noktada oyunun orijinal PS5 grafik ayarlarında, 1440p çözünürlükte akıcı bir şekilde çalıştırılması, sürecin ne kadar verimli hale geldiğini gösteriyor. Yazılımın bu denli hızlı evrimi, topluluk odaklı projelerin ne denli dinamik ve potansiyel dolu olduğunu kanıtlar nitelikte. Emülasyon dünyasında yaşanan bu sıçrama, geçmişte aylarca süren teknik engellerin artık haftalar içinde aşılabileceğini ve donanım kaynaklarının çok daha verimli kullanılabileceğini ortaya koyuyor.

Teknik Engeller ve Gelecek Vizyonu

Yüksek kare hızlarına ulaşılmış olsa da, deneyimin henüz tam anlamıyla kusursuz olmadığını belirtmekte fayda var. Oyun içerisinde zaman zaman takılmalar ve kare hızı kararlılığıyla ilgili sorunlar yaşanabiliyor. Frame Generation ile elde edilen değerlerin, gerçek işleme gücüyle karıştırılmaması gerektiği de vurgulanıyor. Buna rağmen, bu kadar kısa sürede kaydedilen ilerleme, emülatörün geleceği için son derece umut verici bir tablo çiziyor. Demon’s Souls Remake'in yanı sıra, Astro Bot gibi diğer popüler PlayStation 5 özel oyunlarında da benzer performans artışlarının gözlemleniyor olması, emülasyon teknolojisinin genel olarak hızla geliştiğinin bir göstergesi. Tersine mühendislik ve kod analizi için kullanılan yeni nesil araçlar, geliştirme döngülerini dramatik biçimde kısaltırken, bu durum Bloodborne ve God of War III Remastered gibi oyunların PC platformundaki gayriresmi port çalışmalarını da olumlu etkiliyor.

Sony cephesinden bu gelişmelere dair henüz resmi bir açıklama gelmedi. Şirketin PC stratejisini gözden geçirdiği bir dönemde, bu oyunların gelecekte resmi olarak PC platformuna gelip gelmeyeceği sorusu ise merak uyandırmaya devam ediyor. Topluluğun bu denli hızlı ve başarılı ilerlemesi, Sony'nin müdahalesi olmadan da bu sevilen oyunların PC'ye ulaşabileceği senaryoları güçlendiriyor. Peki sizce Sony, bu durum karşısında ne yapmalı? Bu popüler oyunları resmi olarak PC'ye getirmeli mi, yoksa emülatör topluluğunun çabaları yeterli mi?

Gündem 18.10.2026 17:35 4 okunma

15 Metreden Uçtu, Küle Döndü: İnanılmaz Kurtuluş Anı Kamerada!

İstanbul yönüne giden İran uyruklu tır, otomobille çarpıştıktan sonra yaklaşık 15 metre yükseklikten köprüden aşağı uçtu. Sürücü son anda atlayarak ölümden döndü.

15 Metreden Uçtu, Küle Döndü: İnanılmaz Kurtuluş Anı Kamerada!

Otoyolda yaşanan ve yürekleri ağızlara getiren kaza, gece saatlerinde İstanbul istikametinde meydana geldi. İran uyruklu M.G. yönetimindeki alüminyum yüklü tır, aynı yönde ilerleyen ve sürücüsünün kimliği henüz belirlenemeyen bir otomobille çarpıştı. Bu çarpışmanın etkisiyle kontrolden çıkan dev araç, dehşet verici bir manzarayla karşı karşıya bıraktı.

Köprüden Düşen Tırın Ardından Dehşet Veren Anlar

Küçükmelen Köprüsü üzerinde yaklaşık 15 metre yükseklikten köy yoluna savrulan tır, adeta bir ölüm makinesine dönüştü. Ancak mucizevi bir şekilde, tırın sürücüsü düşüş başlamadan hemen önce araç kapısını açarak kendini dışarı atmayı başardı. Bu cesur hamle, onu ölümün kıyısından döndürdü. Tırın yere çakılmasının ardından başlayan yangın ise, kısa sürede büyüyerek gökyüzünü sardı.

Olay Yerine Hızla Müdahale

Kazanın bildirilmesi üzerine olay yerine itfaiye, sağlık ve jandarma ekipleri derhal sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin yangına müdahalesiyle alevler kontrol altına alınarak söndürüldü. Ancak çıkan yangın sonucunda tır, kullanılamaz hale geldi. Kazada yaralanan tır sürücüsü olay yerinde ayakta tedavi edilirken, otomobil sürücüsü ise tedbir amaçlı olarak hastaneye kaldırıldı. Otoyolda ulaşım, bir süre tek şeritten kontrollü olarak sağlandı. Kazaya karışan otomobilin sürücüsünün kimliği ve kazaya neden olan etkenler hakkında incelemeler devam ediyor.

Benzer Kazalar ve Alınması Gereken Önlemler

Bu tür yüksekten düşme ve ardından çıkan yangınlarla sonuçlanan kazalar, otoyollardaki güvenlik önlemlerini yeniden gündeme getiriyor. Özellikle ağır vasıtaların karıştığı kazalarda alınan yol önlemleri ve sürücülerin dikkati büyük önem taşıyor. Uzmanlar, uzun yolculuklarda sürücülerin yorgunluk ve dikkat dağınıklığı gibi risklere karşı önlem alması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, araçların düzenli bakımlarının yapılması ve yük güvenliğinin sağlanması da bu tür kazaların önlenmesinde kritik rol oynuyor. Küçükmelen Köprüsü'nde yaşanan bu olay, aynı zamanda yol güvenliği konusunda da dikkat çekici bir uyarı niteliği taşıyor. Benzer trajedilerin yaşanmaması için hem sürücülere hem de ilgili kurumlara önemli görevler düşüyor.

İran plakalı aracın Türkiye'deki sigorta durumu ve taşıdığı alüminyumun yanıcılığı gibi detaylar da kazanın boyutunu anlamak açısından önem arz ediyor. Yangının bu kadar hızlı yayılması, yükün niteliği hakkında da ipuçları veriyor olabilir. Olayla ilgili soruşturma sürüyor ve kazanın tüm detayları gün yüzüne çıktıkça kamuoyuyla paylaşılacaktır.

Teknoloji 18.10.2026 16:35 5 okunma

Türkiye'de Elektrikli Araçlar Tavan Yaptı! Sayı 500 Bine Yaklaşıyor, Şarj İstasyonları Yarışı Kızıştı!

Türkiye'de elektrikli araç sayısı 2026 Eylül sonu itibarıyla 491 bini aşarak dikkat çekici bir büyüme gösterdi. Şarj altyapısı da bu hızlı artışa paralel olarak genişlerken, Trugo şarj istasyonu pazarında liderliğini pekiştirdi.

Türkiye'de Elektrikli Araçlar Tavan Yaptı! Sayı 500 Bine Yaklaşıyor, Şarj İstasyonları Yarışı Kızıştı!

Türkiye'nin elektrikli araç (EV) ekosisteminde adeta bir devrim yaşanıyor. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından paylaşılan son veriler, 2026 yılı Eylül ayı itibarıyla ülkemizdeki kayıtlı elektrikli araç sayısının 491 bin 492'ye ulaştığını ortaya koydu. Bu rakam, bir önceki yıla göre %52,8'lik inanılmaz bir büyüme anlamına geliyor. Elektrikli mobiliteye geçişte elde edilen bu ivme, hem bireysel kullanıcıların hem de sektörün geleceğine dair umut verici sinyaller gönderiyor.

Elektrikli Araç Parkı Rekor Kırıyor: Büyüme Sadece Başlangıç!

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileriyle de desteklenen raporlar, elektrikli araç sahipliğindeki hızlı yükselişi gözler önüne seriyor. Eylül 2025'te 321 bin 710 olan toplam araç sayısı, yalnızca bir yıl içinde 169 bin 782 adetlik devasa bir artış göstererek yeni bir zirveye taşıdı. Yıllara göre incelendiğinde bu büyümenin ne kadar istikrarlı olduğu daha net anlaşılıyor: 2022'de sadece 14 bin 896 olan toplam EV sayısı, 2023'te 80 bin 826'ya, 2024'te ise 185 bin 513'e fırladı. 2025 sonunda 373 bin 733'e ulaşan bu rakam, 2026 Eylül'de 491 bin 492'ye çıkarak dikkatleri üzerine çekti. Hatta sadece Ağustos ve Eylül ayları arasındaki kısa bir dönemde bile araç sayısında %3,1'lik bir artış kaydedilmesi, kullanıcı ilgisinin ne kadar yoğunlaştığının bir kanıtı.

Şarj Altyapısı Hızla Genişliyor: Kapasite ve Hız İkisini Birden Hedefliyor

Elektrikli araçlardaki bu baş döndürücü artışa paralel olarak, şarj altyapısı da yoğun bir yatırımla büyüyor. Ülke genelindeki ticari şarj soketi sayısı 48 bin 971 adede yükselirken, toplam şarj istasyonlarının kurulu gücü de 3.875 MW seviyesine ulaştı. Eylül 2025'te 35 bin 2 olan ticari şarj soketi sayısı, bir yıl içinde 13 bin 969 yeni soketin devreye alınmasıyla %39,9'luk etkileyici bir genişleme gösterdi. Güncel verilere göre, Türkiye'de şu anda 27 bin 664 AC (Alternatif Akım) ve 21 bin 307 DC (Doğru Akım) şarj soketi hizmet veriyor. Özellikle DC şarj altyapısındaki yıllık büyümenin %42 ile AC altyapısındaki %38,4'lük artışı geride bırakması, kullanıcıların daha hızlı şarj imkanlarına olan talebinin ve bu yöndeki yatırımların arttığını açıkça gösteriyor. Bu durum, uzun yolculuklar ve yoğun kullanım senaryolarında şarj süresini kritik derecede azaltma potansiyeli taşıyor.

Tüketim ve Pazar Liderleri: Yeşil Enerji ve Teknolojik Yatırım Öne Çıkıyor

Artan araç sayısı, şarj istasyonlarındaki elektrik tüketimini de doğru orantılı olarak yukarı taşıyor. Eylül 2026'da Türkiye genelindeki şarj istasyonlarında toplam 83 bin 253 MWh elektrik tüketildi. Bu süreçte gerçekleştirilen şarj işlemi sayısı 3 milyon 152 bin 733 adet olarak kayıtlara geçerken, toplam şarj süresi ise 3 milyon 548 bin 897 saati buldu. İlginç bir şekilde, tüketimin %82,44'ü DC istasyonlardan, sadece %17,56'sı ise AC istasyonlardan sağlandı. Bu durum, hızlı şarjın ne kadar tercih edildiğini bir kez daha vurguluyor. İşlem başına ortalama elektrik tüketimi de farklılık gösteriyor; AC istasyonlarda 18,28 kWh iken, DC istasyonlarda bu rakam 29,17 kWh'a ulaşıyor. Yeşil enerjiye verilen önem de dikkat çekici; tüketilen elektriğin %61,89'u tamamen yenilenebilir kaynaklardan beslenen yeşil şarj istasyonlarından karşılandı. Şehir bazında bakıldığında ise İstanbul 22 bin 383 MWh ile açık ara liderliği elinde tutarken, Ankara ve İzmir onu takip ediyor. Marka bazında ise Trugo, 18 bin 543 MWh'lik tüketimiyle pazar lideri konumunda yer alıyor. Zes ve Eşarj da önemli pazar paylarına sahip diğer oyuncular arasında bulunuyor. Soket sayısı açısından ise Zes 5 bin 553 soketle ilk sırada yer alırken, Trugo 4 bin 200 soketle onu takip ediyor.

Toplam kurulu gücün araç sayısına oranı, Eylül 2025'te 8,05 kW iken, Eylül 2026'da 7,89 kW seviyesine geriledi. Bu durum, araç parkının şarj altyapısından biraz daha hızlı büyüdüğüne işaret ediyor ve gelecekte altyapı yatırımlarının hız kesmeden devam etmesi gerekliliğini ortaya koyuyor.

Teknoloji 18.10.2026 16:05 5 okunma

Apple'dan ŞOK Yaptırım: Yapay Zeka ile Çıplak Fotoğraf Üreten Uygulamalara KESİNLİKLE SANSÜR!

Apple, App Store'daki güvenlik protokollerini kökten değiştiriyor. Yapay zeka ile kişisel mahremiyeti ihlal eden ve çıplak görseller üreten uygulamalara karşı devrede. İşte yeni kurallar ve sonuçları...

Apple'dan ŞOK Yaptırım: Yapay Zeka ile Çıplak Fotoğraf Üreten Uygulamalara KESİNLİKLE SANSÜR!

Apple'dan Dijital Mahremiyete Sıkı Önlemler: Yapay Zeka Tabanlı Sahte Görsellere Geçit Yok!

Teknolojinin baş döndürücü hızında ilerlediği günümüzde, yapay zeka (YZ) teknolojileri hayatımızın her alanına nüfuz ederken, beraberinde getirdiği etik tartışmalar da güncelliğini koruyor. Özellikle kişisel mahremiyet ve güvenliği tehdit eden yasa dışı içeriklerin üretilmesinde YZ'nin kötüye kullanılması, büyük endişelere yol açıyor. Bu durum karşısında sessiz kalmayan Apple, uygulama mağazası App Store'da yeni ve radikal kararlar aldı. Şirket, 16 Ekim 2026 tarihinde güncellediği uygulama inceleme kurallarıyla, yapay zeka kullanarak izinsiz ve rızası olmayan bireylerin çıplak veya müstehcen görsellerini üreten uygulamalara yönelik kesin yasak getirdi.

Yeni Güvenlik Protokolleri ve Geliştiricilere Zorunlu Yükümlülükler

Apple'ın bu hamlesi, son dönemde artan ve ciddi tepkilere yol açan yapay zeka destekli deepfake (sahte görsel) teknolojisinin kötüye kullanımına karşı geliştirilen proaktif bir önlem olarak öne çıkıyor. Güncellenen App Store Review Guidelines'ın 1.2 numaralı içerik denetleme kuralı, kullanıcı tarafından üretilen içerikleri barındıran uygulamalar için yeni ve kapsamlı sorumluluklar getiriyor. Geliştiriciler artık, kullanıcıların izni olmadan oluşturulan cinsel içerikli görselleri proaktif olarak tespit etmek ve platformlarından kaldırmakla yükümlü olacak. Bu düzenleme, yalnızca gelen şikayetlere yanıt vermenin ötesinde, teknolojik araçlarla potansiyel zararlı içerikleri önceden belirleme gerekliliğini vurguluyor.

Yeni kurallar çerçevesinde, güvenlik önlemlerini yetersiz bulan veya tespit edilen ihlallere rağmen gerekli düzeltmeleri yapmayan geliştiricilerin uygulamaları App Store'dan kalıcı olarak kaldırılacak. Hatta, ihlallerin tekrarı veya ciddiyeti durumunda, geliştiricilerin Apple Developer Program ile olan üyelikleri de feshedilebilecek. Bu durum, geliştiricilerin hem etik kurallara uymasını hem de kullanıcı güvenliğini en üst düzeyde sağlamasını zorunlu kılıyor. Kullanıcıların zararlı içerikleri kolayca bildirebilmesi ve kötüye kullanım tespit edildiğinde ilgili hesapları engelleyebilmesi gibi mevcut yükümlülükler de daha da güçlendirildi.

Gizli Özelliklere ve Aldatmaca Yöntemlerine Son: Şeffaflık Vurgusu

Apple'ın aldığı bir diğer önemli tedbir ise, uygulama inceleme sürecini yanıltmaya yönelik ‘bait-and-switch’ (aldatmaca) olarak bilinen yöntemlere karşı getirilen yasaklar. Güncellenen 2.5.19 numaralı kural, geliştiricilerin, uygulama incelemesinden geçerken sundukları işlevlerden farklı veya ek işlevleri, onay alındıktan sonra uygulamaya entegre etmelerini açıkça yasaklıyor. Bu tür manipülatif taktikler, özellikle başlangıçta masum görünen ancak daha sonra yapay zeka aracılığıyla kullanıcıların kıyafetlerini yokmuş gibi gösteren zararlı özellikler eklenen uygulamalar için geçerli olacak. Apple, onaylanan sürümde yer almayan bu tür sonradan eklenen özelliklerin tespiti halinde, uygulamayı mağazadan kaldırma hakkını saklı tutuyor. Bu adım, App Store’un şeffaf ve güvenilir bir platform olarak kalmasını sağlamayı hedefliyor.

Çocuk İstismarı ve Dijital Güvenlikte Sıfır Tolerans

App Store kurallarının beşinci bölümünde yapılan güncellemeler ise özellikle insan ticareti, çocukların istismarı ve bu tür materyallerin yayılmasına karşı alınan sert tedbirleri kapsıyor. Çocukların cinsel istismarını içeren her türlü materyalin App Store’dan derhal kaldırılacağı belirtildi. Dahası, bu tür uygulamaların, alternatif dağıtım kanalları aracılığıyla dahi sunulmasının önüne geçilecek. Bu sıkı önlemler, teknoloji devlerinin dijital dünyada çocukları koruma konusundaki kararlılığını ortaya koyuyor.

Apple’ın bu yeni düzenlemeleri, özellikle X (eski adıyla Twitter) platformunda kullanılan Grok gibi yapay zeka araçlarıyla üretilen ve kişilerin rızası olmadan cinselleştirilmiş sahte görüntülere karşı yükselen kamuoyu tepkilerinin ardından geldi. Geçmişte bu tür uygulamaların mağazadan kaldırılması yönünde gelen taleplere rağmen harekete geçmekte yavaş kalan Apple, sonunda kapsamlı bir güncelleme ile bu konudaki duruşunu net bir şekilde ortaya koydu. Şirket, geçtiğimiz yıl güvenlik açıkları barındıran 150 binden fazla uygulamayı engellediğini ve dolandırıcılık faaliyetleri nedeniyle 193 binden fazla geliştirici hesabını kapattığını da bildirdi. Bu kararların, yapay zeka destekli yanlış bilgilerin ve zararlı içeriklerin yayılmasını ne ölçüde engelleyeceği ise önümüzdeki dönemde daha net görülecek.